Gençliğin Rehberi: Hz. Muhammed (s.a.v.)
بِسْمِ اللّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ
Elhamdülillahi Rabbil âlemîn.. Ve’s-salâtü ve’s-selâmü alâ Resûlinâ Muhammedin ve alâ âlihî ve sahbihî ecmaîn..
Aziz Müminler, Kıymetli Kardeşlerim, Değerli Gençlerimiz ve Evlatlarımız!
Bugün sizlerle çok önemli, çok hassas, çok hayati bir konudan bahsetmek istiyorum: Peygamberimiz ve gençlik. Gençlik dediğimiz dönem; insanın sadece genç olduğu yıllar değildir. Gençlik, insanın yönünün belirlendiği dönemdir. Gençlik, karakterin oturduğu dönemdir. Gençlik, ya Allah’a yakınlaşmanın ya da gaflete sürüklenmenin en kritik zamanıdır. Onun için gençlik, sıradan bir çağ değil; ömür sermayesinin en bereketli zamanıdır.
Aziz Kardeşlerim!
Sevgili Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem, yaşlısıyla genciyle, kadınıyla erkeğiyle, doğudan batıya, kuzeyden güneye bütün insanlık için rahmet olarak gönderildi. O sadece bir kavme değil, sadece belli yaştaki insanlara değil, bütün insanlığa gönderilen bir rehberdir. Yüce Rabbimiz buyuruyor:
وَلَقَدْ مَنَّ اللَّهُ عَلَى الْمُؤْمِنِينَ إِذْ بَعَثَ فِيهِمْ رَسُولًا مِنْ أَنْفُسِهِمْ يَتْلُوا عَلَيْهِمْ آيَاتِهِ وَيُزَكِّيهِمْ وَيُعَلِّمُهُمُ الْكِتَابَ وَالْحِكْمَةَ وَإِنْ كَانُوا مِنْ قَبْلُ لَفِي ضَلَالٍ مُبِينٍ
“And olsun ki Allah, inananlara, ayetlerini okuyan, onları arıtan, onlara Kitap ve hikmeti öğreten, kendilerinden bir peygamber göndermekle iyilikte bulunmuştur. Hâlbuki onlar, önceleri apaçık sapıklıkta idiler.” (Âl-i İmrân, 3/164)
Demek ki Peygamber Efendimiz’in gelişi, insanlık için en büyük nimetlerden biridir. Rabbimiz bize onu tanıttı, onunla bizi karanlıktan aydınlığa çıkardı, onunla bize doğruyu öğretti, yanlışı gösterdi, hayatı nasıl yaşayacağımızı bildirdi.
Fakat kardeşlerim, Peygamberimizi sevmek sadece dil ile olmaz. “Peygamberimizi seviyoruz” demek güzeldir ama yetmez. Asıl mesele, sevdiğimiz Peygamberi örnek alabiliyor muuyz? Asıl mesele, onun ahlakını evimize taşıyabiliyor muyuz? Onun sünnetini gençlerimize aktarabiliyor muyuz? Rabbimiz buyuruyor:
لَقَدْ كَانَ لَكُمْ فِي رَسُولِ اللَّهِ أُسْوَةٌ حَسَنَةٌ لِمَنْ كَانَ يَرْجُو اللَّهَ وَالْيَوْمَ الْآخِرَ وَذَكَرَ اللَّهَ كَثِيرًا
“İçinizden Allah’ın lütfuna ve ahiret gününe umut bağlayanlar, Allah’ı çokça ananlar için hiç şüphe yok ki, Resûlullah’ta en güzel bir örneklik vardır.” (Ahzâb, 33/21)
Evet, örnek alınacak model arıyorsak, ölçü arıyorsak, karakter arıyorsak, ahlak arıyorsak, gençliğe yön verecek rehber arıyorsak, o rehber Hz. Muhammed Mustafa’dır sallallahu aleyhi ve sellem. Yine Rabbimiz buyuruyor:
قُلْ إِنْ كُنْتُمْ تُحِبُّونَ اللَّهَ فَاتَّبِعُونِي يُحْبِبْكُمُ اللَّهُ وَيَغْفِرْ لَكُمْ ذُنُوبَكُمْ وَاللَّهُ غَفُورٌ رَحِيمٌ
“De ki: Eğer Allah’ı seviyorsanız bana uyun ki Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Allah çok bağışlayıcı, çok esirgeyicidir.” (Âl-i İmrân, 3/31)
Demek ki Peygamberimize uymak, sadece bir sünnet bilgisi değil; aynı zamanda Allah’ın sevgisine ulaşma yoludur.
Aziz Müminler!
İslam’ın ilk yıllarına baktığımız zaman çok dikkat çekici bir hakikat görüyoruz: Peygamberimizin etrafında toplananların büyük bir kısmı gençlerdi. İmanın yükünü omuzlayanlar, İslam’ın çilesine sabredenler, hakikat uğruna bedel ödeyenler arasında nice genç sahabiler vardı.
İlk vahiy geldiğinde Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem sarsılmış, eve gelmişti. O anda onu teselli eden, ona güven veren, onu ayakta tutan ilk insan Hz. Hatice annemiz oldu. Onun o meşhur sözleri bugün de bize çok şey anlatıyor:
لَا وَاللَّهِ مَا يُخْزِيكَ اللَّهُ أَبَدًا، إِنَّكَ لَتَصِلُ الرَّحِمَ، وَتَحْمِلُ الْكَلَّ، وَتَكْسِبُ الْمَعْدُومَ، وَتَقْرِي الضَّيْفَ، وَتُعِينُ عَلَى نَوَائِبِ الْحَقِّ
“Hayır, Vallahi! Allah seni kesinlikle utandırmaz. Çünkü sen, akrabalık bağlarını sıkı tutar, doğru söz söyler, bakıma muhtaç olan kimselere yardım eder, elinde avucunda olmayana verir, misafiri ağırlar ve haksızlığa uğrayanlara destek olursun.” (Buhârî, Bed’u’l-vahy, 1)
Bakınız kardeşlerim, burada çok önemli bir ölçü var. Peygamber Efendimizin doğruluğu, merhameti, yardımseverliği, akrabalık hukukuna riayeti onun daha vahyin başında bile ne kadar güvenilir bir insan olduğunu ortaya koyuyor. Yani gençlerimize Peygamber sevgisi vereceksek önce şunu anlatacağız: Peygamberimizi büyük yapan sadece konuşması değil; yaşadığı ahlaktır.
İslam’ın ilk iman edenleri arasında Hz. Ali gibi çocuk yaşta Müslüman olanlar vardı. Mus’ab b. Umeyr gibi genç yaşta büyük davalar taşıyanlar vardı. Zübeyr vardı, Talha vardı, Sa’d vardı, Abdullah b. Mes’ud vardı. Demek ki İslam, gençliği kenara iten bir din değildir. İslam, gençliği küçümseyen bir din değildir. Bilakis İslam, genci önemseyen, gence güvenen, gence sorumluluk veren bir rahmet dinidir.
Kıymetli Kardeşlerim!
Kur’an-ı Kerim de bize gençleri örnek gösteriyor. Rabbimiz, nice genci insanlığa model olarak anlatıyor.
1. Hz. İbrahim: Daha genç yaşta kavminin yanlışına karşı çıktı. Herkesin sustuğu yerde o konuştu. Herkes putlara boyun eğdiğinde o tevhidi haykırdı. Bugün de gençlerimiz putlarla karşı karşıya. Taştan put olmayabilir; ama ekran putu var, nefis putu var, moda putu var, gösteriş putu var, şöhret putu var. Herkesin peşinden koştuğu şeyi sorgulayabilen genç, İbrahimî bir duruş göstermiş olur.
2. Hz. Yusuf: Genç yaşta ağır bir imtihanla karşılaştı. Günahın ortamı vardı, çağrısı vardı, fırsatı vardı. Ama o “herkes yapıyor” demedi. “Bir defadan bir şey olmaz” demedi. Allah’ı düşündü ve geri durdu. Yusufça durabilmek işte budur: Kimse görmese de Allah görüyor diyebilmek.
3. Hz. Meryem: İffetin, edebin, sadakatin örneğidir. Genç yaşta ağır bir imtihan yaşadı; ama Allah’a bağlılığını kaybetmedi. Bugün genç kızlarımızın önüne de nice fitneler çıkıyor. Kimliklerini bozmak isteyen akımlar, hayâ duygusunu küçümseyen anlayışlar, iffeti eski moda gören sapmalar var. Ama unutmayalım, Allah katında izzet, edepte ve iffettedir.
4. Hz. İsmail: Teslimiyetin sembolüdür. Babasına karşı saygısı, Rabbine karşı itaati, sabrı ve sadakatiyle örnektir.
5. Ashab-ı Kehf: Birkaç gençti ama koca bir topluma karşı hakikatin tarafında durdular. Gençlik sadece eğlence zamanı değildir kardeşlerim. Gençlik, hakikatin arkasında durma zamanıdır. Gerekirse yalnız kalma pahasına doğruyu savunma zamanıdır.
Aziz Cemaat!
Gençlik, insan hayatının en kıymetli dönemidir. Çünkü bu dönem, insanın ya Allah’a yakınlaştığı ya da Allah’tan uzaklaştığı dönemdir. Onun için Peygamber Efendimiz gençliği çok özel zikretmiştir. Bir hadis-i şerifte buyuruyor ki:
سَبْعَةٌ يُظِلُّهُمُ اللَّهُ فِي ظِلِّهِ يَوْمَ لَا ظِلَّ إِلَّا ظِلُّهُ: إِمَامٌ عَادِلٌ، وَشَابٌّ نَشَأَ فِي عِبَادَةِ اللَّهِ...
“Yedi kişi ki, Allah onları kendi gölgesinden başka gölge olmayan günde, gölgesi altında gölgelendirecektir: Adaletli devlet başkanı, Rabbine ibadet içinde yetişmiş genç...” (Buhârî, Ezan, 36)
Bakınız kardeşlerim, mahşer günü güneş tepemizde bir mızrak boyu yaklaştırıldığında, insanların terler içinde kaldığı o dehşetli anda Allah’ın arşının gölgesinde gölgelenecek yedi sınıftan biri kim? Rabbine ibadet içinde yetişmiş genç. Demek ki gencin camide olması küçümsenecek bir şey değil; büyük nimettir. Gencin namazda olması sıradan değil; büyük bir bahtiyarlıktır. Gencin Allah korkusuyla yaşaması, Allah katında çok kıymetlidir.
Yine Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem buyuruyor:
لَا تَزُولُ قَدَمَا ابْنِ آدَمَ يَوْمَ الْقِيَامَةِ مِنْ عِنْدِ رَبِّهِ حَتَّى يُسْأَلَ عَنْ خَمْسٍ: عَنْ عُمْرِهِ فِيمَ أَفْنَاهُ، وَعَنْ شَبَابِهِ فِيمَ أَبْلَاهُ، وَعَنْ مَالِهِ مِنْ أَيْنَ اكْتَسَبَهُ وَفِيمَ أَنْفَقَهُ، وَمَاذَا عَمِلَ فِيمَا عَلِمَ
“İnsanoğlu kıyamet günü beş şeyden hesaba çekilmedikçe yerinden kımıldayamayacaktır: Ömrünü nasıl tükettiğinden, gençliğini nasıl yıprattığından, malını nereden kazanıp nerede harcadığından ve öğrendiği bilgilerle nasıl amel ettiğinden.” (Tirmizî, Sıfatü’l-kıyâme, 1)
Burada özellikle gençlik ayrı soruluyor. Neden? Çünkü gençlik güçtür. Çünkü gençlik fırsattır. Çünkü gençlik, geri gelmeyen bir nimettir.
Değerli Kardeşlerim!
Peygamber Efendimiz gençlere sadece nasihat etmedi; onlara güvendi. Görev verdi. Sorumluluk verdi. Onları dışlamadı, hor görmedi, “sizden adam olmaz” demedi.
Erkam’ın evi genç bir sahabenin evidir. İslam’ın ilk eğitim merkezi orası oldu. Mus’ab b. Umeyr genç yaşta Medine’ye öğretmen olarak gönderildi. Cafer Habeşistan hicretine başkanlık etti. Hz. Ali, hicret gecesi Efendimizin yatağına yattı. Üsame b. Zeyd, içinde yaşlı sahabilerin bulunduğu orduya komutan yapıldı.
Demek ki Peygamberimiz gençlere sadece “iyi olun” demedi; aynı zamanda “siz bu ümmetin yarınısınız” dedi. Onlara inandı. Bir hadis-i şerifte buyuruyor:
إِنَّ اللَّهَ تَعَالَى لَيَغْرِسُ لِهَذَا الدِّينِ غَرْسًا يَسْتَعْمِلُهُمْ فِي طَاعَتِهِ
“Allah Teâlâ, İslâm yolunda kendisine itaat eden nice fidanlar yetiştirmeye devam ede gelmiştir.” (İbn Mâce, Mukaddime, 8)
Ne güzel ifade! Demek ki gençler birer “sorun” değil; birer fidandır. Ama fidanı bırakırsan kurur; ilgilenirsen büyür. Fidanı ezersen kırılır; desteklersen meyve verir.
Değerli Anne Babalar!
Burada bize de büyük görev düşüyor. Hep gençlerden konuşuyoruz ama anne-baba olarak, hoca olarak, büyükler olarak bizim de kendimize bakmamız lazım. Yüce Rabbimiz buyuruyor:
يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا قُوا أَنْفُسَكُمْ وَأَهْلِيكُمْ نَارًا وَقُودُهَا النَّاسُ وَالْحِجَارَةُ
“Ey iman edenler! Kendinizi ve ailenizi yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten koruyun.” (Tahrîm, 66/6)
Evladımıza telefon almak kolay. Elbise almak kolay. Harçlık vermek kolay. Ama ahlak vermek zor. Değer kazandırmak zor. Namaz sevgisi aşılamak emek ister. Sabır ister. Dua ister. Güzel örneklik ister.
Şunu kabul edelim kardeşlerim: “Bu gençlik bozuldu”, “Zaman kötü”, “Artık kimse söz dinlemiyor” deyip işin içinden çıkamayız. Evet, zaman zor. Evet, fitne çok. Evet, gençlerin imtihanı ağır. Ama umutsuz olamayız. Çünkü bugün gencin elinden tutmazsak yarın onun düşüşünden hepimiz sorumlu oluruz.
Bakınız, Lokman Aleyhisselam evladına nasıl hitap ediyor. Azarlamıyor. Horlamıyor. Kırmıyor. Sevgi diliyle konuşuyor:
يَا بُنَيَّ لَا تُشْرِكْ بِاللَّهِ ۖ إِنَّ الشِّرْكَ لَظُلْمٌ عَظِيمٌ
“Lokmân oğluna öğüt verirken ona şöyle dedi: Sevgili oğlum! Allah'a ortak koşma; çünkü O’na ortak koşmak kesinlikle çok büyük bir haksızlıktır.” (Lokmân, 31/13)
Sonra buyuruyor:
يَا بُنَيَّ إِنَّهَا إِنْ تَكُ مِثْقَالَ حَبَّةٍ مِنْ خَرْدَلٍ فَتَكُنْ فِي صَخْرَةٍ أَوْ فِي السَّمَاوَاتِ أَوْ فِي الْأَرْضِ يَأْتِ بِهَا اللَّهُ ۚ إِنَّ اللَّهَ لَطِيفٌ خَبِيرٌ
“Sevgili oğlum! Yaptığın iş bir hardal tanesi ağırlığında bile olsa, bir kayanın içinde saklansa veya göklerde yahut yerin dibinde bulunsa yine de Allah onu açığa çıkarır...” (Lokmân, 31/16)
Ve devam ediyor:
يَا بُنَيَّ أَقِمِ الصَّلَاةَ وَأْمُرْ بِالْمَعْرُوفِ وَانْهَ عَنِ الْمُنْكَرِ وَاصْبِرْ عَلَىٰ مَا أَصَابَكَ ۖ إِنَّ ذَٰلِكَ مِنْ عَزْمِ الْأُمُورِ
“Yavrucuğum! Namazı dosdoğru kıl. İyiliği emret. Kötülükten alıkoy. Başına gelen musibetlere karşı sabırlı ol...” (Lokmân, 31/17)
Bakınız, burada anne-babalara büyük ders var. Gence yaklaşım dili önemlidir. Sürekli suçlayan, kıran, küçümseyen, dinlemeyen bir dil değil; gönle giren bir dil lazım.
Aziz Kardeşlerim!
Peygamberimiz gençlerle çok özel ilgilenmiştir. Abdullah b. Abbas henüz çocuk yaşta iken Efendimizin terkisinde gidiyordu. O sırada Peygamberimiz ona öyle bir nasihat verdi ki, bu nasihat kıyamete kadar bütün gençler için bir hayat rehberidir:
يَا غُلَامُ، إِنِّي أُعَلِّمُكَ كَلِمَاتٍ: احْفَظِ اللَّهَ يَحْفَظْكَ، احْفَظِ اللَّهَ تَجِدْهُ تُجَاهَكَ، إِذَا سَأَلْتَ فَاسْأَلِ اللَّهَ، وَإِذَا اسْتَعَنْتَ فَاسْتَعِنْ بِاللَّهِ
“Evladım! Sana bazı sözler öğreteceğim: Allah’ı(n hakkını) koru ki Allah da seni korusun. Allah’ı(n hakkını) gözet ki O’nu hep yanında bulasın. Bir şey isteyeceğinde Allah’tan iste. Yardım dileyeceğinde Allah’tan yardım dile...” (Tirmizî, Sıfatü’l-kıyâme, 59)
Ne muhteşem bir eğitim! Korkuyla değil, güvenle yetiştiriyor. Allah’a bağlıyor. Tevekkülü öğretiyor. Kulluğu öğretiyor. Duruş öğretiyor.
Kıymetli Genç Kardeşim!
Sen de dikkatle dinle. Çünkü bu din seni önemsiyor. Sen bu ümmet için kıymetlisin. Belki bazen seni anlamıyorlar. Belki bazen yalnız kalıyorsun. Belki bazen içinde fırtınalar kopuyor. Ama unutma, Allah seni görüyor. Resûlullah seni önemsiyor. Ümmetin umudu sensin.
Peygamber Efendimiz buyuruyor:
إِنَّ اللَّهَ يُعْجِبُ مِنَ الشَّابِّ لَيْسَتْ لَهُ صَبْوَةٌ
“Şüphesiz ki Allah Teâlâ, hevasına tabi olmayan, haktan sapmayan genci beğenir.” (Ahmed b. Hanbel, IV, 151)
Bugün genç olmak zor, evet. Ama zor diye teslim olamazsın. Herkes yanlış yolda diye sen de yanlış yapamazsın. Herkes namazı terk etti diye sen de bırakamazsın. Herkes günaha gülüyor diye sen de onu normal göremezsin.
Arkadaş seçimine dikkat etmelisin. Çünkü arkadaş insanı ya cennete yaklaştırır ya cehenneme sürükler. Onun için evladım, seni Allah’a yaklaştıran arkadaş edin. Namaza kaldıran arkadaş edin. Günaha değil, hayra çağıran arkadaş edin. Seni ekranın karanlığına değil, secdenin aydınlığına götüren insanlarla beraber ol.
Ve “Daha çok vaktim var” deme. Çünkü gençlik geçer. Sağlık gider. İmkân biter. Fırsat kaçar. Bugün yapman gereken kulluğu yarına bırakırsan, yarın onu yapacak hâlin olur mu olmaz mı belli değil.
Aziz Cemaat-i Müslimin!
Bugün çok açık konuşalım: Gençliği korumak istiyorsak sadece nasihat yetmez. Evlerde Kur’an sesi olacak. Sofralarda muhabbet olacak. Babada örneklik olacak. Annede şefkat olacak. Hocada hikmet olacak. Çevrede sahiplenme olacak. Camide gençlere yer olacak.
Genci sadece yanlış yaptığında hatırlayan değil, doğru yaptığında da takdir eden bir toplum olmak zorundayız. Genç geldiğinde yargılayan değil, bağrına basan bir cami iklimi oluşturmak zorundayız. Unutmayalım: Gençlik kaybolursa gelecek kaybolur. Gençlik savrulursa toplum savrulur. Gençlik dirilirse ümmet dirilir.
Sen bu ümmetin yarınısın. Senin omzunda aile var, toplum var, ümmet var. Senin içinde nice cevherler, nice kabiliyetler, nice hayırlar gizli.
Kardeşlerim, Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem nasıl ki çocukla çocuk, gençle genç, büyükle büyük olup cahiliye toplumunu asr-ı saadete çevirdiyse; bizler de onun yöntemini hayatımıza taşımak zorundayız. Gençlerimizi kaybetmeyelim. Onları sadece eleştirmeyelim. Onları dinleyelim. Onlara dua edelim. Onlara güvenelim. Onlara sorumluluk verelim. Bir genci kazanmak, sadece bir insanı kazanmak değildir; bir geleceği kazanmaktır.
Dua
Allah’ım! Gençlerimizi imanla, ihlasla, edep ve hayâ ile yetiştir. Kalplerini Kur’an’a ısındır. Gönüllerini mescitlere bağla. Ayaklarını sırat-ı müstakim üzere sabit kıl.
Allah’ım! Evlatlarımızı kötü arkadaştan, kötü alışkanlıktan, kötü çevreden, kötü örneklerden muhafaza eyle. Onları nefsin, şeytanın ve fitne odaklarının eline bırakma.
Allah’ım! Anne babalara sabır, hikmet ve güzel temsil nasip eyle. Bizlere gençlerimizi anlamayı, dinlemeyi ve onlara rehber olmayı nasip eyle.
Allah’ım! Peygamber Efendimiz’in ahlakıyla ahlaklanmayı, sünnetiyle yaşamayı, onun izinden yürümeyi bizlere nasip eyle. Gençlerimizi Resûlullah’ta sevdalı, namaza bağlı, ahlaklı, merhametli, iffetli kullar eyle.
Allah’ım! Bu ümmetin gençlerini zillete değil izzete, gaflete değil uyanışa, günaha değil kulluğa, boşluğa değil hayra yönelt. Bizleri ve nesillerimizi dünya ve ahiret saadetine erdir. Peygamberimiz’in sancağı altında haşreyle. Son nefesimizi imanla vermeyi nasip eyle.
Âmin, âmin, âmin bi hürmeti Seyyidi’l-mürselîn.
VAAZI İNDİR
Hazırlayan: İbrahim KESKİNSOY