BİR NESİL YETİŞİR, BİR ÜMMET DİRİLİR!

Haftanın Vaazı.. 17.04.2026 tarihli: "Bir Nesil Yetişir, Bir Ümmet Dirilir!" konulu Haftanın Vaazı sitemize yüklenmiştir..

Bir Nesil Yetişir, Bir Ümmet Dirilir!

بِسْمِ اللهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ

اللّٰهَ مَٓا اَمَرَهُمْ وَيَفْعَلُونَ مَا يُؤْمَرُونَ قُٓوا اَنْفُسَكُمْ وَاَهْلٖيكُمْ نَاراً وَقُودُهَا النَّاسُ وَالْحِجَارَةُ عَلَيْهَا مَلٰٓئِكَةٌ غِلَاظٌ شِدَادٌ لَا يَعْصُونَ يَٓا اَيُّهَا الَّذٖينَ اٰمَنُوا

“Ey iman edenler! Kendinizi ve ailelerinizi yakıtı insanlar ve taşlar olan o ateşten koruyun ki, onun üzerinde iriyarı, sert tabiatlı melekler vardır. Kendilerine verdiği emirlerde Allah’a asla isyan etmezler.Emredildiklerini yerine getirirler. ” (Tahrim Suresi, 6)

Muhterem kardeşlerim;

Bizlere türlü nimetler içerisinde dünya hayatının süsü evlat nimetini bahşeden, ama bunun aynı zamanda hayatımızın en önemli imtihanlarından biri olduğu konusunda bizi uyaran rabbimize hamd ve senalar olsun.

   “Hiçbir anne baba, çocuğuna güzel terbiyeden daha kıymetli bir bağışta bulunmamıştır.” sözüyle bizlere çocuk yetiştirmede yol gösteren Resulullah(S.a.v)’a salat ve selam olsun.

     Evet, rabbimizin bize bahşettiği en önemli nimetlerden, en kıymetli hediyelerden biri evlattır. Yavrularımız rabbimizin en önemli emaneti, evlerimizin en kıymetli süsü, ailemizin en büyük neşesidir. Yine onlar bizim göz aydınlığımız ve geleceğimize bırakacağımız en önemli mirastır.

     Hayatta pek çok imtihandan geçiyoruz. Bunların bir kısmının farkında bile olmadan ömrümüzü tüketiyor ve sonuçlarını ya dünyada yaşıyor ya da ahirete bırakıyoruz. Rabbimiz iki konuda ağır bir imtihana tabi olduğumuz hususunda bizleri uyarıyor ve daha dünyada iken gereken tedbiri almamızı istiyor. Bunlardan biri mal imtihanı diğeri ise evlat imtihanıdır. Mal imtihanı ayrı bir sohbet konusu olup bugün evlat ile imtihan ve ailemizi bu imtihandan sağ salim çıkarmak üzerine sohbet edeceğiz. Yüce Rabbimiz şöyle buyuruyor:

وَالُكُمْ وَأَوْلَادُكُمْ فِتْنَةٌ وَأَنَّ اللَّهَ عِنْدَهُ أَجْرٌ عَظِيمٌوَاعْلَمُوا أَنَّمَا أَمْ

“Bilin ki mallarınız da evlatlarınız da ancak bir imtihandır. Büyük mükâfat ise muhakkak ki Allah katındadır.” (Enfal suresi, 28)

Muhterem kardeşlerim;

      Acaba evlat bizim için nasıl imtihan olur? Evladın imtihan oluşunu birkaç aşamada düşünmek yerinde olacaktır. Öncelikle ilk imtihanımız çocuğumuzun olup olmaması yani varlığı ve yokluğuyla imtihan oluruz. Kur’an-ı Kerim evlat talebiyle ilgili ayetlerde iki hususa dikkat çeker. Bunlardan ilki, çocuk nimetini verenin Allah olduğunun bilinmesi diğeri de verilecek çocuğun salih ve hayırlı evlat olması için dua edilmesidir. Zekeriya ve İbrahim peygamberler uzun yıllar çocuk sahibi olamamakla imtihan edilmiştir. Nitekim Şûrâ suresi 49, 50. Ayetlerde

أَوْ يُزَوِّجُهُمْ ذُكْرَانًا وَإِنَاثًا الذُّكُورَ يَشَاءُ لِمَنْ . لِلَّهِ مُلْكُ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ يَخْلُقُ مَا يَشَاءُ يَهَبُ لِمَنْ يَشَاءُ إِنَاثًا وَيَهَبُ وَيَجْعَلُ مَنْ يَشَاءُ عَقِيمًا إِنَّهُ عَلِيمٌ قَدِيرٌ

“Göklerin ve yerin mülkü Allah’ındır. Dilediğini yaratır. Dilediğine dişiler armağan eder, dilediğine de erkek armağan eder.Veya erkekler ve dişiler olarak çift verir. Dilediğini de kısır bırakır. Gerçekten O, Alîm’dir her şeyi bilendir. Kadîr’dir her şeye gücü yetendir”. Buyurulur.

Tüm meşru yöntemleri denemelerine rağmen çocuk sahibi olamayanlar bu aşamada önemli bir imtihan geçirmektedir.

Bir evlat dünyaya getirdiniz. Sorumluluk bitti mi hayır daha yeni başladı. Diğer bir imtihan da sağlıklı veya engelli olmasıyla imtihan oluruz.. Bu engellilik hali zihinsel veya fiziksel olabileceği gibi hem zihinsel hem de fiziksel olabilmektedir.

Aileler bu durumun Allah’ın takdiri olduğuna inanması ve bu dünyadaki imtihanları olduğunun bilincinde olması gerekir.

Duruma isyan edildiği takdirde yaratıcıya isyan etmiş olacaklarını unutmamalıdırlar. Çünkü Bakara suresi 155. Ayette rabbimiz;

ابِرِينَ وَلَنَبْلُوَنَّكُمْ بِشَيْءٍ مِنْ الْخَوْفِ وَالْجُوعِ وَنَقْصٍ مِنْ الْأَمْوَالِ وَالْأَنفُسِ وَالثَّمَرَاتِ وَبَشِّرْ الصَّ

“And olsun ki sizi biraz korku, açlık ve mallardan, canlardan ve ürünlerden eksiltmekle imtihan edeceğiz… Sabredenleri müjdele!..” buyurur.

    Bir diğer imtihan aşaması da kız veya erkek olmasıyla imtihandır. Biz insanlar neyin hayır neyin şer olduğunu bilemeyiz. Yavrumuzun erkek veya kız olmasının gelecekte bize ne gibi iyilikler ve sıkıntılar getireceğini şimdiden anlayamayız.Cahiliye döneminde kız çocuklarının uğursuz sayılması ve diri diri toprağa gömülmesi meselesi malumlarınızdır. Bu durum Nahl suresi 58 ve 59. Ayetlerde

وَإِذَا بُشِّرَ أَحَدُهُمْ بِالْأُنثَى ظَلَّ وَجْهُهُ مُسْوَدًّا وَهُوَ كَظِيم

يَتَوَارَى مِنْ الْقَوْمِ مِنْ سُوءِ مَا بُشِّرَ بِهِ أَيُمْسِكُهُ عَلَى هُونٍ أَمْ يَدُسُّهُ فِي التُّرَابِ أَلَا سَاءَ مَا يَحْكُمُونَ

Onlardan birine kız müjdelendiği zaman öfkelenmiş olarak yüzü kapkara kesilir. Kendisine verilen müjdenin kötülüğünden dolayı kavminden gizlenir. Onu, aşağılık duygusu içinde yanında mı tutsun, yoksa toprağa mı gömsün! Bakın ki, verdikleri hüküm ne kadar kötüdür!

بِأَيِّ ذَنْبٍ قُتِلَتْ وَإِذَا الْمَوْءُودَةُ سُئِلَتْ . 

Diri diri toprağa gömülen kıza sorulduğunda: “Hangi suçtan dolayı öldürüldü?”(Tekvir suresi 8-9)

 Bu ayetlere baktığımızda Rabbimizden kız veya erkek evlat değil, hayırlı evlat istemeli, bizim için göz aydınlığı olmaları için sürekli dua etmeliyiz. Duamız daima,

امًاوَالَّذِينَ يَقُولُونَ رَبَّنَا هَبْ لَنَا مِنْ اَزْوَاجِنَا وَذُرِّيَّاتِنَا قُرَّةَ اَعْيُنٍ وَاجْعَلْنَا لِلْمُتَّقينَ اِمَ

"Onlar: "Rabbimiz! Bize eşlerimizden ve çocuklarımızdan gözümüzün aydınlığı olacak insanlar ihsan et ve bizi, Allah'a karşı gelmekten sakınanlara önder yap" derler. Şeklinde olmalıdır.

    Son ama en önemli imtihan aşaması ise verilen evladın iyi yetiştirilip yetiştirilmemesi ile imtihandır. Bu dünyaya gelen her çocuğun iyi yetiştirilmesi konusunda ailenin sorumluluğu vardır. Rabbimiz bize bu sorumluluğu Tahrim suresi 6. Ayette dehşetli bir üslup ile hatırlatmaktadır.

لْحِجَارَةُ عَلَيْهَا مَلَائِكَةٌ غِلَاظٌ شِدَادٌ لَا يَعْصُونَ اللَّهَ مَا أَمَرَهُمْوَا يَاأَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا قُوا أَنفُسَكُمْ وَأَهْلِيكُمْ نَارًا وَقُودُهَا النَّاسُ وَيَفْعَلُونَ مَا يُؤْمَرُونَ

Ey iman edenler! Kendinizi ve ailelerinizi yakıtı insanlar ve taşlar olan o ateşten koruyun ki, onun üzerinde iriyarı, sert tabiatlı melekler vardır. Kendilerine verdiği emirlerde Allah’a asla isyan etmezler. Emredildiklerini yerine getirirler.

    Hz. Ömer bu ayetle ilgili olarak: "Yâ Rasûlallah! Nefislerimizi koruruz fakat ailemizi nasıl koruyabiliriz?" demişti. Allah Rasûlü şöyle buyurdu: "Allah'ın sizi nehyettiği şeylerden onları nehyeder ve Allah'ın size emrettiği şeyleri onlara emrederseniz. Bu şekilde onları korumuş olursunuz .”

     Peki, ehlimiz kim? Ehlimiz ailemiz mi? Kişinin ehli eşi, çocukları ve kendisini dinleyen, söz geçirebildiği kimselerdir. Kan bağıyla yakınımız olmasa da söz geçirebildiklerimiz de ehlimizdir.Bazen sözünü geçirebildiği uzaktaki insanlar kişinin ehli olurlarken, bazen de kişinin kendisini dinlemeyen, söz geçiremediği eşi, oğlu, kızı bile onun ehli olmayabilir. Örneğin Lut’un (a) eşi kendisini dinlemediği için onun ehli değildi. Yine Nuh’un (a) oğlu kendisini dinlemediği, onunla aynı yolda yürümediği için, Rabbimiz, “O, senin ehlinden değildir.”2 buyurmuştur.

Muhterem cemaat;

     Çocuklarımız tertemiz bir fıtratla dünyaya gözlerini açıyorlar. Onların özünde doğruluk, ruhunda iyilik var. Bu yüzden, yavrularımızın saf ve temiz fıtratlarını korumaları için bize düşen sorumluluklar var. Milli ve manevi değerlerimizin ışığında yetişmeleri için hepimize düşen görevler var. Onları, kendini ve Rabbini bilen, sorumluluklarının farkında olan, milletine ve insanlığa faydalı nesiller olarak yetiştirmek her anne babanın evladına karşı en önemli vazifesidir.

    Peygamberimiz (s.a.s)’in مَا نَحَلَ وَالِدٌ وَلَدًا مِنْ نَحْلٍ أَفْضَلَ مِنْ أَدَبٍ حَسَنٍ “Hiç bir anne baba çocuğuna güzel terbiyeden daha kıymetli bir bağışta bulunmamıştır.” (Tirmizî, Birr, 33) hadisi gereği yavrularımıza imanı ve İslâm’ı öğretmek, güzel ahlak ile mücehhez kılmak onlara bırakacağımız en büyük mirastır.

    Peygamber Efendimiz (s.a.s) bir hadislerinde إِنَّ لِوَلَدِكَ عَلَيْكَ حَقًّاوَ “Çocuğunun senin üzerinde hakkı var.” (Müslim, Sıyam, 183) buyurmaktadır. Onlara helal lokma yedirmek, iyi bir eğitim almalarını sağlamak öncelikli görevimizdir. Yavrularımızı Allah’a iyi bir kul, milletine ve insanlığa faydalı bir kişi olarak yetiştirmek öncelikli vazifelerimizdendir. Şahsiyet ve karakterlerini İslam ahlakıyla şekillendirmeli, örf ve adetlerimizi öğrenmelerine rehberlik etmeliyiz.

Kıymetli Kardeşlerim!

     Bugün çocuklarımızın kötü alışkanlıklara, sosyal medyaya müptela olduğundan, ana-babaya, ata- dedeye saygı kalmadı diye şikâyet ediyoruz. Halbuki şikayet etmek yerine bir ana-baba olarak yapmamız gerekenleri yapıp-yapmadığımız bu şikayetlerin kaynağı değil midir?

      Dünyada da ahirette de mutlu, huzurlu bir nesil yetiştirmek , vatan-millet sevgisini çocuklarımıza aşılamak istiyorsak, her şeyden önce evlatlarımıza dinini ve Kitabını öğretmeyi asli vazifemiz bilip, onların Kur'an öğrenmesi gerektiğine samimiyetle inanmalıyız. Yavrularımız, Kur’an’ın istediği, Peygamberimizin de yaşayarak gösterdiği doğruluk ve dürüstlüğü, şefkat ve merhameti, sevgi ve saygıyı, hak ve adaleti, paylaşma ve yardımlaşmayı, kardeşlik ve muhabbeti, hâsılı ahlâkî değerleri daha derinden kavrayacakları dini eğitime de ihtiyaçları var. Onlara edebin, iffetin, dürüstlüğün, samimiyetin, doğru sözlülüğün, kibarlığın, nezaketin, ailesine yardım etmenin, insanlara ve hayvanlara karşı nezaketli olmanın öğretilmesi, maneviyatlarının inşa edilmesi gerekiyor. Yavrularımızın dünya hayatlarını kazanmalarını düşündüğümüz kadar, kâmil bir mü'min olmalarını ve ebedi mutluluğu kazanmalarını da düşünmek zorundayız.

          Unutmayalım ki İslam, sadece haramdan korunmayı değil, iffetin, haya duygusunun ve temiz nesillerin inşa edilmesini emreder. Neslimizi korumak; sadece fiziki anlamda değil, ahlâkî, manevî ve zihinsel anlamda da korumaktır. Bu çağda en büyük amacımız; ekranlardan, sosyal medyadan gelen ahlâksızlığa karşı sabır ve bilinçle mücadele etmektir. Gençler, saatlerce ekran başında ne izlediklerini bilmeden, kimleri takip ettiklerini fark etmeden, kalpleri kirleniyor, ruhları bulanıyor. Onlara sosyal medya ahlâkını öğretmeli, her gördüklerinin hakikat olmadığını, takip ettikleri kişilerin sorumluluk taşımadığını anlatmalıyız. Maalesef, sosyal medya üzerinden yayılan gayrimeşru ilişkiler, ahlâksız içerikler, sapkın yaşam tarzlarının normalleştirilmesi, şiddet ve isyanı özendiren paylaşımlar, genç zihinleri ve temiz fıtratları ifsat ediyor.

Değerli Kardeşlerim,

     Arkanızdan hayır dua edecek evlat yetiştirmek mi istiyorsunuz? Bunun için nasıl bir yol izlenmeli?

   İnsan terbiyesi çocuk yaşta başlamaktadır. Nitekim “Ağaç yaşken eğilir” atasözümüz bu hususu ne güzelde dile getirmiştir. Bireyin hayat boyu sergileyeceği davranış modellerinin çoğu çocuklukta öğrenilmekte ve ahlaki bir yaşantı haline getirilmektedir. İmâm Gazâlî Hazretleri de şöyle buyurur: “İnsan, bal mumu gibidir. Terbiye ile ona -müsbet veya menfî- istenilen şekil verilebilir.” 

--- Çocuklarımıza ilk önce imani konuları öğretmeliyiz. İman konusunda bilinmesi gereken ilk husus her insanın Allah’ı bilmeye meyyal yaratıldığıdır. Ana-baba çocuklarının Allah inancını oluşturmada kendilerine düşen vazifelerini yerine getirmelidir. İnsanoğlu doğuşta Allah’ın isteklerini yerine getirmeye meyilli yaratıldığı halde ana-babanın sorumluluklarını tam anlamıyla yerine getirmemeleri neticesinde bu husus yaş ilerledikçe zayıflama göstermektedir. 

----İbadetler konusunda da durum İman noktasıyla aynı paraleldedir. İmani konular gibi ibadet konuları da bu yaşta çocuklara alıştırılmalıdır. Sevgili Peygamberimiz çocukların yedi yaşına geldikleri zaman namaz ibadetine alıştırmaları gerektiğini bizlere şöyle bildirmektedir. “Çocuklarınıza yedi yaşındayken namaz kılmalarını söyleyiniz. On yaşına bastıkları hâlde kılmazlarsa kendilerini cezalandırınız yataklarını da ayırınız.” Kur’an-ı Kerim’de Yüce Rabbimiz şöyle buyurmaktadır: ِ

  اۜهَ صْطَبِرْ عَلَيْ صَّلٰوةِ وَاىبِال وَأْمُرْ اَهْلَكَ

“Ailene namazı emret ve kendin de ona devam et.” [TâHâ, 20/132] İbadetler kulun Allah’a yakınlığın ifadesidir. Çocuklarımızı ibadetlere alıştırmamızın en kolay yolu ise onlara örnek olmakla mümkündür. Onların yanında namaz kılmalı, onların yanında Kur’an okumalı, oruç olduğumuzu onlara hissettirmeliyiz.  

----Çocuklarımız için iyi bir eğitim modeli geliştirmeliyiz. Nitekim Sevgili Peygamberimizde böyle yapmıştır. Kız çocukların bebeklerle oynamasına müsaade etmiş, erkek çocukların ise atıcılık, binicilik ve yüzme gibi alanlarda oyunlar oynamalarına ve kendilerini geliştirmelerine izin vermiştir. [Ebû Dâvûd]

 ----Terbiye Nedir? Terbiye Çocuğun iyi yetenek (kâbiliyet, istidad) ve eğilimlerini geliştirme ve kötülerini silme işine denmektedir. Terbiye, sistemli olarak çocuğu etkileme ve iyi alışkanlıklar vermekle mümkündür. Etkileme ve iyi alışkanlıkların verilmesine ne kadar erken başlanırsa sonuç o kadar mükemmel olur. Peygamberimiz şöyle buyuruyor; “Hiçbir baba çocuğuna güzel terbiyeden daha üstün bir bağışta bulunmuş olamaz.” [Tirmîzî] Yine Rasulullah (S.a.v.)buyurdu ki: “Çocuklarınıza hoş muamelede bulunun ve onları güzel terbiye edin.” [ İbn Mace.] 

--- Anne ve baba, çocuk için tam bir örnek olmalıdır. Çocuğun yanında büyükler çok titiz davranmalı, konuşma ve hareketlerine son derece dikkat etmelidir. Hele konuşmaları ile hareketleri aslâ çelişmemelidir. Çocuk büyüdükçe evdeki büyüklerin birbirlerine saygı ve sevgi ile davrandıklarını görerek kendisi de aynı şeyi yapacaktır. Diğer taraftan anne baba tam bir fikir ve görüş birliğinde olmalıdır. Yâni anne ve babadan biri sert davrandığı zaman diğeri şefkat göstermemeli, biri tarafından verilen cezâ, diğeri tarafından affolunmamalıdır. Bilinmelidir ki, yerinde ve haklı olarak verilen cezâ, çocuğun sevgisini hiçbir zaman azaltmaz. Bilakis ciddî ve yerinde cezâ veren anne baba, körü körüne sevgi gösteren, her şeye göz yuman anne ve babadan daha çok sevilir, sayılır. Demek ki çocuk terbiyesinde sevgi, şefkat ve bağlılık mühim olmakla berâber, ciddiyet ve geçici sertlik de çok önemli birer faktördür. 

---Çocuklar ebeveyni örnek alır. Unutulmamalıdır ki, çocuklar anne babayı ideâl birer insan olarak görürler. Onlar gibi olmak ve onlar gibi hareket etmek isterler. Huy ve alışkanlıklarını çabuk kaparlar. Onun için çocuk dünyâya geldikten sonra, anne ve baba bütün yönleriyle, olduklarından daha iyi olmak mecbûriyetindedirler. Aileyi, bir plastiğin döküldüğü pota olarak düşünürsek; malzeme ne kadar iyi olursa olsun, pota kusurlu ise, bu kusur ürüne aksedecektir.  

 ----Çocuklara Adaletli Davranmak: Rasulullah buyurdu ki: “Çocuklarınız arasında adaletli olunuz” [Buhârî, Müslim] 

---Çocuklara Sevgiyle Yaklaşmak: Ebû Hureyre anlatıyor: Bir gün Rasûlullah, torunu Hz. Hasan'ı öpüyordu. O sırada yanında bulunan Akra bin Hâbis şöyle dedi: َ"Benim on çocuğum var. Fakat onlardan hiçbirini öpmedim" dedi. َّPeygamber Efendimiz ona baktı ve sonra şöyle buyurdu:"Merhamet etmeyene merhamet olunmaz." [Müslim, Ebû Dâvûd] 

---Çocuğu ciddiye almak: Çocukların benlik bilinci 4-5 yaşına kadar oluşur. Bu yüzde ciddiye alınmamak, adam yerine konulmamak onları da üzer. Ona yeterince zaman ayırın ve hoşgörülü davranmaya çalışın (kendi fikirlerini söyleme şansı tanıyın). Bazı şeyleri sizinle yaşayarak öğrenmesini sağlayın. Onun yanlışlarıyla fazlaca ilgilenmekten çok doğrularını yakalamaya çalışın. Para kullanmasını öğretmeye çalışın, boşuna para harcamak yerine gerektiğinde harcamasını öğretin. Onu devamlı başkalarıyla kıyaslamaktan kaçının ve kendisini aşmasını sağlayın. Ona ilgi göstermekten kaçınmayın ama bunu aşırıya kaçırmayın bundan sıkılabilir. Size yardım etmek istediğinde ona fırsat verin ve onu gayretinden ötürü kutlayın. Bu ona kendine güvenme duygusunu verecektir. Onu övmekten kaçınmayın bunu yaparken de aşırıya kaçmayın. Üstünden gelemeyeceği yükler vermekten kaçının. Onunla hiçbir konuda pazarlık etmeyin, rüşvet vermekten kaçının. Toplum içinde onu asla suçlamayın, bunu yalnız olduğunuz zamanda güzel bir biçimde söyleyin. Onu sevdiğinizi ona söyleyin, bunu göstermekten asla kaçınmayın. Hata yapması için ona fırsat verin, kimse düşmeden bisiklete binmeyi öğrenemez.  

----Bağımlı yetiştirmemek: Bağımlılık kişinin, bağımlı olduğunun onayını almadan harekete geçememesi, yaşı ne kadar büyürse büyüsün, bir çocuk cesaretsizliği ve teşebbüs zayıflığında olmasıdır. Bağımlı yetişenler hiçbir zaman kendi başlarına karar veremezler.

--- Ceza ve Mükafat: Adaletten ayrılmadan uygulanan ceza ve mükafat eğitim de önemlidir. Çocukların iyi davranışları takdir edilmelidir. Kişiliğini zedeleyici, kişiliğini hedef alan cezalardan kaçınılmalıdır.     

---Terbiyede Aile Huzurunun Önemi: Çocuğa iyi bir terbiye verebilmek için, anne baba ve diğer âile fertlerinin bütün terbiye prensiplerini tam uygulamasıyla berâber, âilehayâtının düzenli olmasının yanında anne babanın da iyi geçimli olması şarttır. Anne baba geçimsizliği, hele ayrılığı kadar çocuk rûhunda fırtınalar koparan bir hâdise yok gibidir. 

  ---Terbiye ve Maddi Refah: İyi bir terbiye verebilmek ve cemiyete faydalı bir fert yetiştirmek için para ve servete ihtiyaç yoktur. Hattâ zenginlik ve lüks hayat, ekseriyâ çocuğun fenâ yetişmesine sebep olabilir. Çünkü acı da olsa, varlık içindeki bâzı anne babaların kendi zevk ve eğlencesini düşünerek, çocuklarını ihmâl ettikleri bir gerçektir. Hâlbuki anne babanın bu ihmalleri çocuk rûhunda fırtınalar koparabilir ve bu fırtınaların, çocuğu nereye sürükleyeceği belli olmaz. Diğer taraftan, zenginlik ve hudutsuz imkânlar, çocuğu kötü yollara saptırabilir. 

Değerli Müminler,

       Son söz olarak, zikrettiğimiz ayet-i kerime çerçevesinde gerekeni yaptığımız takdirde sevgili Peygamberimiz(S.a.v.)’in müjdesi var:

ثَلاَثَةٍ إِلَّا مِنْ صَدَقَةٍ جَارِيَةٍ أَوْ عِلْمٍ يُنْتَفَعُ بِهِ أَوْ وَلَدٍ صَالِحٍ يَدْعُو لَهُ إِذَا مَاتَ الْإِنْسَانُ اِنْقَطَعَ عَنْهُ عَمَلُهُ إِلَّا مِنْ

    “İnsanoğlu ebediyete irtihal ettiği zaman amel defteri kapanır. Şu üç kişinin defteri ise kapanmaz ve bunlara sevap yazılmaya devam eder: Ardında sadakayı cariye, yani kalıcı bir hayır bırakan kişi. İlmini insanlığın hayır ve hizmetine sunan kişi!. Kendisine hayır duada bulunan bir evlat yetiştiren kişi!” (Müslim, Vasiyyet 14)

     Unutmayalım ki kendimizi ve ehlimizi her türlü zararlı dış etkilerden korumak bir nevi cihaddır.

    Cenab-ı Allah, Resulünün “Hepiniz çobansınız” sözüne binaen şu yaşadığımız dünya hayatında eğer sorumluğumuz altında ehlimiz varsa çobanlığın hakkını verebilmeyi ihsan eylesin.

    Rabbimiz bizi İbrahim (A.s.)’ın duasındaki göz aydınlığı ve takva sahibi olacak hayırlı evlat ve nesillere sahip olmayı nasip eylesin. Bu yolda bizlere inayetini lütfeylesin. 

Cumamız mübarek olsun.        

 VAAZI İNDİR 

Hazırlayan: Ömer BAYRAKTAR / Uzman Vaiz-Hendek/SAKARYA