menu
NEFSİ TERBİYE EDEN İBADET: ORUÇ
NEFSİ TERBİYE EDEN İBADET: ORUÇ
Haftanın Vaazı.. 20.02.2026 tarihli; "Nefsi Terbiye Eden İbadet: Oruç" konulu Haftanın vaazı sitemize yüklenmiştir..

Nefsi Terbiye Eden İbadet: Oruç

بِسْمِ اللّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

يَا أَيَّتُهَا النَّفْسُ الْمُطْمَئِنَّةُ ارْجِعِي إِلَى رَبِّكِ رَاضِيَةً مَّرْضِيَّةً فَادْخُلِي فِي عِبَادِي  وَادْخُلِي جَنَّتِي

Alemlerin Rabbi olan Allah'ımıza hamdolsun. Sevgili Peygamberimize, Ehli beytine ve ashabına salât ve selam olsun.

Kıymetli Kardeşlerim !

Yüce Rabbimizin Yüce Kitabı Kur’an’ı Kerim’den  öğrendik ki : Allah’ımız, yaratmış olduğu tüm varlıkları hikmetle ve bir amaç doğrultusunda var etmiştir. Bu hakikate cânı gönülden inananlar olarak kendimizin, yerlerin ve göklerin yaratılış hikmetini, amacını merak etmemiz, öğrenmemiz ve varlık amacımızı gerçekleştirmemiz aklımızın ve fıtratımızın gereğidir. Özellikle de sonunda ödül ve ceza varsa önemi daha da artmaktadır.

 Bizler, yerlerin ve göklerin yaratılış hikmetini bu hususu anlatan ayetlerden biri olan Necm Süresinin  31. Ayetinden ‘’kötülük edenlerin yaptıklarıyla cezalandırması, iyilik edenlerin de daha güzeliyle mükafatlandırması’’ olduğunu öğreniyoruz. Öyleyse bu kötülük ve iyilik yapanların kimler olduğu bilinmesi gerekir. Elbetteki insanlar ve cinlerdir     ( şeytanlar cinlerden bir taifedir ). Nihayetinde yerler ve gökler insanların ve cinlerin imtihanı ve bu imtihan sonucuyla karşılaşmaları için yaratılmıştır. Nihai zamanını yalnız  Allah’ımızın bildiği imtihan süreci bittiğinde varlık amacı gerçekleşen yerlerin ve göklerin yıkılış emri verilecek kıyamet kopacaktır. 

İnsanların ve cinlerin yaratılış amacının ne olduğunu bildiren çokça ayetler vardır. Zariyat süresi 56. Ayet ve Mülk Süresi 2. Ayet bunlardandır. Bu ayetlerden yaratılış amacımızın ‘’Allah’a cc. kulluk,hangimizin daha güzel amel yapacağının sınanması’’ olduğunu öğreniyoruz. 

Bu amaç doğrultusunda yaşayıp ebedi saadetin kazanılması için ilim, amel ve ihlas yani İslam’ın öğrenilmesi ve yaşanılması elzemdir. Bu süreçte Müslümanın dostunu, düşmanını bilmesi ve istikamet yolunda dosttan  yardım alıp  düşmandan sakınması gerekmektedir. Müslümanın dostu denilince akla ilk gelen

إِنَّمَا وَلِيُّكُمُ اللّهُ وَرَسُولُهُ وَالَّذِينَ آمَنُواْ الَّذِينَ يُقِيمُونَ الصَّلاَةَ وَيُؤْتُونَ الزَّكَاةَ وَهُمْ رَاكِعُونَ

Sizin dostunuz ancak Allah'tır, Resulüdür ve Allah'ın emirlerine boyun eğerek namazı kılan, zekatı veren mü'minlerdir. ( Maide 55 ) Bu ayeti celilede ifade buyrulduğu gibi müminlerin dostu  Allah cc. , Resulü as. ve Allah'ın emirlerine boyun eğerek namazı kılan, zekatı veren mü'minlerdir. 

Müslümanın düşmanı deyince tabi ki akla ilk gelen İblis’tir. İblis, korunan kullar hariç tüm insanları saptıracağına dair yemin etmiş, insanı kıskanan, düşmanlığından asla vazgeçmeyecek olan, düşmanlığı apaçık olan ( Bakara 168 ve 208 ) mel’undur. Ancak bilinmelidir ki  insanın en büyük düşmanı Nefsi Emmare’sidir. Bu husus da hz. Peygamber as. Şöyle buyurmuştur. 

أَعْدَى عَدُوِّكَ نَفْسُكَ الَّتِي بَيْنَ جَنْبَيْكَ

“En azılı düşmanın, iki yanın arasında bulunan nefsindir.” ( Beyhaki, Ezzühdü’l-Kebir, 343 ) Bu hadis de bahsedilen nefis Nefsi Emmare’dir. 

Nefise konu gelmişken nefsin ne olduğundan ve nefsin mertebelerinden bahsetmek münasip olacaktır.

Nefis, insanın özü, kendisi, ilahi latife, kötü huyların ve süfli arzuların kaynağı anlamında bir terim olarak kullanılmıştır. (DİA, Nefis)

Nefsin mertebeleri: Nefsi emmâre, nefsi levvâme, nefsi mülheme/mülhime, nefsi mutmainne, nefsi râdıye, nefsi merdıyye, nefsi kamile olarak yedi mertebe sayabiliriz.

1) Nefsi emmâre, münker ve günah olan şeyleri işlemeye teşvik ve emreden nefistir.

Yüce Rabbimiz Kur’an’ı Kerim’de Nefsi Emmare ile ilgili olarak Hz. Yusuf’un as. şöyle dediğini buyurmaktadır.

وَمَا أُبَرِّئُ نَفْسِي إِنَّ النَّفْسَ لأَمَّارَةٌ بِالسُّوءِ إِلاَّ مَا رَحِمَ رَبِّيَ إِنَّ رَبِّي غَفُورٌ رَّحِيمٌ

"Ben nefsimi temize çıkarmam, çünkü Rabbimin merhamet ettiği hariç, nefis aşırı derecede kötülüğü emreder. Şüphesiz Rabbim çok bağışlayandır, çok merhamet edendir" dedi. (Yusuf 53.)

Nefsi Emmâre’ye uymakta ileri safhalara gidenlerin nefislerinin  heveslerini ilah edinmeye kadar gidebileceğini ifade eden şu ayet ne kadarda dikkat çekicidir.

 أَرَأَيْتَ مَنِ اتَّخَذَ إِلَهَهُ هَوَاهُ أَفَأَنتَ تَكُونُ عَلَيْهِ وَكِيلًا

Nefsinin arzusunu kendisine ilah edineni gördün mü? Ona sen mi vekil olacaksın?       (Furkan 43)

Hatta bu ileri gidiş firavunun nefsinde olduğu gibi:       فَقَالَ أَنَا رَبُّكُمُ الْأَعْلَى    

"Ben, sizin en yüce Rabbinizim!" ( Naziat 24 )  iddiasında bulunmaya kadar gitmeye müsaittir.

Öyleyse en azılı düşman olan bu nefsi Emmareye muhalefet etmek, emrine uymamak, heveslerine tabi olmamak, hevâsından nehyetmek kurtuluş için gereklidir.  

Nefsin hevesine uymama hususunda Yüce Rabbimiz, Hz. Davut (as) peygambere, ‘’insanlar arasında adaletle hüküm verme’’ konusunda şu öğretide bulunmuştur. … nefsinin hevesine uyma, seni Allah'ın yolundan saptırır… ( Sad 26) . Bu ayeti celilede konu her ne kadar ‘’insanlar arasında adaletle hüküm verme’’ olsa dahi nefsin genel yapısına,  Allah’ın yolundan sapma ve saptırma ahlakına dikkat çekilmiştir.

Nefsi heveslerinden nehyetme hususunda ise:  

وَأَمَّا مَنْ خَافَ مَقَامَ رَبِّهِ وَنَهَى النَّفْسَ عَنِ الْهَوَى

Kim de, Rabbinin huzurunda duracağından korkar ve nefsini arzularından alıkoyarsa, şüphesiz, cennet onun sığınağıdır.      (  Naziat 40-41) buyrulmuştur.

2) Nefsi Levvâme: Yaptığı kötü işlerden dolayı pişmanlık duyan, sahibini ayıplayan, kınayan ve tövbe etmeye meyleden nefistir.

وَلَا أُقْسِمُ بِالنَّفْسِ اللَّوَّامَةِ

(Kusurlarından dolayı kendini) kınayan nefse de yemin ederim (ki diriltilip hesaba çekileceksiniz). ( Kıyame, 2)

  3) Nefsi Mülheme/Mülhime, İlham ve keşfe mazhar olmaya başlayan, hayır ve şerri idrak edebilme melekesine sahip olan, şehvetin isteklerine karşı direnme gücü bulunan nefistir. Yüce Mevla’mız Nefsi mülheme/mülhimeye işareten şöyle buyurmuştur.

وَنَفْسٍ وَمَا سَوَّاهَا  فَأَلْهَمَهَا فُجُورَهَا وَتَقْوَاهَا  قَدْ أَفْلَحَ مَن زَكَّاهَا

 Nefse ve onu düzgün bir biçimde şekillendirip ona kötülük duygusunu ve takvasını (kötülükten sakınma yeteneğini) ilham edene andolsun ki, nefsini arındıran kurtuluşa ermiştir. Onu kötülüklere gömüp kirleten kimse de ziyana uğramıştır.(  Şems,7-10)

4) Nefsi Mutmainne, kötü ve çirkin sıfatlardan kurtulup güzel ahlak ile hemhal olan nefistir. Bu nefis Cenab-ı Hakk'ın inayetiyle sükûnet ve yakîne mazhar olarak ıztıraplardan kurtulur. Yüce Mevla’mız Nefsi Mutmeinne hakkında şöyle buyurmuştur.

يَا أَيَّتُهَا النَّفْسُ الْمُطْمَئِنَّةُ ارْجِعِي إِلَى رَبِّكِ رَاضِيَةً مَّرْضِيَّةً فَادْخُلِي فِي عِبَادِي  وَادْخُلِي جَنَّتِي

(Allah, şöyle der:) "Ey huzur içinde olan nefis!" "Sen O'ndan razı, O da senden razı olarak Rabbine dön!" "(İyi) kullarımın arasına gir." "Cennetime gir." ( Fecr 28-30 )

Ayrıca bu ayeti celîlede nefsi râdıye ve nefsi merdiyyeye de yer verilmiştir. 

5) Nefsi Râdıye, kendisi ve başkaları hakkında tecelli eden kaza hükümlerine gerek hayır gerek şer olsun tereddütsüz teslim olup rıza gösteren nefis makamıdır.

6) Nefsi Merdiyye, Allah ile kul arasında rızanın müşterek bir vasıf olduğu, kulun Allah'tan, Allah'ın kuldan razı olduğu makamdır.

7) Nefsi Kamile veya Safiyye, bütün maarif sıfatları kazanarak irşad mevkiine yükselen nefistir.

 ( Nefis Mertebeleri ve Tarifler kısaca Hasan Kamil Yılmaz, Ana Hatlarıyla Tasavvuf ve Tarikatlar kitabından Alıntıdır. )

Allah’ımızın ayetlerinden ,  mutmeinne olan nefis  sahibine cehenneme düşmeden cennete gir diye buyuracağını anlıyoruz. Öte yandan  Emmare, Levvame ve Mülheme nefislerin sahiblerinden mümin ve mütteki ( Allah cc. emirlerini yapan yasaklarından kaçan ) olanlar hakkında Cennetin onlara hazırlandığını ifade buyuran ayetlere şahit oluyoruz. ( Âli imran 133 ) Mümin olduğu halde mütteki olmayan kulların cennete direk gireceklerine dair  Allah cc. tarafından bir söz verilmediğini,  durumlarının Allah’ın rahmetine kaldığını, dilerse affecek dilerse cezalandıracak olduğunu anlıyoruz. ( Nisa 48 )  Nefsi Emmaresine uyan kafirlerin kafir olarak ölmeleri durumunda ebedi cehenneme girecekleri ayetlerde çokça ifade edilmektedir. ( Bakara 61-62 )

İnsanın kurtuluşu için Nefsi Emmare’ye muhalefet etmek, emrine uymamak, heveslerine tabi olmamak, hevâsından nehyetmek, nefsi terbiye etmek gereklidir. 

اَلْكَيِّسُ مَنْ دَانَ نَفْسَهُ وَعَمِلَ لِمَا بَعْدَ الْمَوْتِ، وَالْعَاجِزُ مَنْ أَتْبَعَ نَفْسَهُ هَوَاهَا وَتَمَنَّى عَلَى اللَّهِ الْأَمَانِيَّ

“Akıllı (kâmil) kimse, nefsini hesaba çeken ve ölümden sonrası için amel edendir.

Aciz kimse ise, nefsini arzularının peşinden sürükleyen ve Allah’tan (amel etmeden) temennilerde bulunandır.” ( Tirmizi, 2459 ) 

الْمُجَاهِدُ مَنْ جَاهَدَ نَفْسَهُ فِي طَاعَةِ اللَّهِ

“Gerçek mücahid, nefsini Allah’a itaat ettirme  yolunda cihad eden kimsedir.” (Ahmed,23958)

Tamam anladık lakin bu hesaba çekme, bu cihat ve terbiye nasıl olacak denilirse,

Öncelikle şunu belirtelim ki İslam’ın her emrini, güzel gördüğü her öğretiyi uygulamak; her yasağından, yanlış gördüğü her şeyden uzaklaşmak nefis terbiyesinde etkilidir ama en etkili husus nedir  diye sorulacak olunursa elbette ki oruç deriz. Haddi zatında gerçek anlamda tutulan oruç çok yönden nefis terbiye edicidir. Maddeler halinde sıralayacak olursak:

Oruç ibadetinin imanla alakası vardır zira peygamberimiz şöyle buyurur:

مَنْ صَامَ رَمَضَانَ إِيمَانًا وَاحْتِسَابًا غُفِرَ لَهُ مَا تَقَدَّمَ مِنْ ذَنْبِهِ

 “Kim Ramazan’ı iman ederek ve sevabını Allah’tan umarak oruç tutarsa, geçmiş günahları bağışlanır.”( Buhari, İman, 28)

 Oruç ibadetinin farz bir ibadet olduğuna, farz kılınmasında nice hikmetlerin var olduğuna inanmak:

Allah’ın  ilah olduğunu kabul etmeyi içinde barındırır ve nefsin inkar sıfatını terbiyede etkili olur,

Kişinin kendisinin,  Allah’ının kulu olduğunun farkında olduğu anlamına gelir ve rabbine karşı kibirli, inatçı  değil tevazu  ve teslimiyetle davranış  haline büründürür ki nefsin ibâ ( Allah’ın emrine karşı direnme ) ahlakını kırmasına sebep olur,

Orucu bozacak şeylerde uzak durulmasını, yasaklarından kaçınılmasını sağlar ki nefsin tuğyan ( yasak dinlememe ) ahlakının önlenmesinde eğitici olur,

Yüce Mevla tarafından orucun farz kılınmasında nice hikmetlerin var olduğuna, faydasının ve menfaatının Yüce Rabbimize değil insanın kendisi  için olduğuna inanmak insanı tefekküre sevk eder. Tefekkür ise insanın gerçek imana ulaşıp nefsinin îmani hakikatlara teslim olma sonucuna götürür. 

 

Oruç ibadetinin mükafatını sadece Allah’tan beklemenin nefis terbiyesi ile alakası vardır. Görsünler, işitsinler, desinler  ( riya, süm’a) gibi nefsin hastalıklarından kurtuluş vesilesi oluyor demektir.

Oruç ibadeti,  nefsin  şehevi arzularını frenleme neticesinde kişiye nefsine karşı bir koruma kalkanıdır. Zira Sevgili Peygamberimiz, orucun, insanın nefsinin arzusu olan şehveti  frenlediği,  hususunu şöyle ifade buyurmuştur:

 عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مَسْعُودٍ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ قَالَ كُنَّا مَعَ النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، فَقَال يَا مَعْشَرَ الشَّبَابِ مَنِ اسْتَطَاعَ مِنْكُمُ الْبَاءَةَ  فَلْيَتَزَوَّجْ،  فَإِنَّهُ أَغَضُّ لِلْبَصَرِ وَأَحْصَنُ لِلْفَرْجِ، وَمَنْ لَمْ يَسْتَطِعْ فَعَلَيْهِ بِالصَّوْمِ، فَإِنَّهُ لَهُ وِجَاءٌ

Abdullah bin Mes‘ûd (رضي الله عنه) şöyle dedi: Biz Peygamber Efendimiz (صلى الله عليه وسلم) ile beraberdik. Bunun üzerine şöyle buyurdu:“Ey gençler topluluğu! İçinizden evlenmeye gücü yeten evlensin. Çünkü evlilik gözü haramdan daha çok korur ve iffeti daha iyi muhafaza eder. Kim evlenmeye güç yetiremezse oruç tutsun. Çünkü oruç onun için bir korunma (şehveti kıran bir kalkan)dır.” (Buhari,Nikah,5066) ( Müslim, Nikah,1400 )

 Gerçek anlamda oruç tutmak, sadece yemeden-içmeden uzak durmak değil göze, kulağa,  dile, kalbe hasılı tüm bedene oruç tutturmak olduğundan tam anlamıyla nefisle her yönlü mücadele etmek demektir. Peygamber Efendimizin ﷺ sahâbeye öğretisi budur. Tüm bedene oruç tutturulmazsa Allah muhafaza bize kalan açlıktan başka bir şey olmayabilir. Nitekin Hadisi Şerif de Şöyle buyurulur :

رُبَّ صَائِمٍ لَيْسَ لَهُ مِنْ صِيَامِهِ إِلَّا الْجُوعُ، وَرُبَّ قَائِمٍ لَيْسَ لَهُ مِنْ قِيَامِهِ إِلَّا السَّهَرُ

“Nice oruç tutan vardır ki, orucundan kendisine kalan sadece açlıktır; nice gece ibadetine kalkan (namaz kılan) vardır ki, kıyamından kendisine kalan sadece uykusuzluktur.”( Nesai, 3249) ( İbni Mace, 1690)

مَنْ لَمْ يَدَعْ قَوْلَ الزُّورِ وَالْعَمَلَ بِهِ  فَلَيْسَ لِلَّهِ حَاجَةٌ فِي أَنْ يَدَعَ طَعَامَهُ وَشَرَابَه  

“Yalan sözü ve onunla amel etmeyi terk etmeyen kimsenin, yemesini içmesini terk etmesine Allah’ın ihtiyacı yoktur.”( Buhari, 1903) ( Ebu Davud 2362 )

الصِّيَامُ جُنَّةٌ فَإِذَا كَانَ يَوْمُ صَوْمِ أَحَدِكُمْ فَلَا يَرْفُثْ وَلَا يَجْهَلْ فَإِنِ امْرُؤٌ قَاتَلَهُ أَوْ شَاتَمَهُ فَلْيَقُلْ: إِنِّي صَائِمٌ   

“Oruç bir kalkandır. Oruçlu iken kötü söz söylemesin, cahillik yapmasın. Biri kendisine sataşır veya söverse: ‘Ben oruçluyum’ desin.” ( Buhari, 1894) ( Müslim, 2362 )

Yukarıda zikredilen hadisi şeriften  gereksiz tartışmalara girmesin yani cidal yapmasın hükmünden anlıyoruz ki gerçek bir oruç, üste çıkmak için, benim sözüm dinlensin diye, benim dediğim olsun diye, ben haklı çıkayım diye gereksiz tartışma yapma, cidal etme hastalığına karşıda etkili oluyor. Nefsin cidal ahlakını kırıyor.

Hasılı oruç nefsin dört kötü hastalığı olan ‘’inkar, iba, tuğyan ve cidal ’’ ahlaklarını terbiyede en etkili ibadet oluyor. 

Muhterem Kardeşlerim! 

Nefsimiz kale içinden düşmandır, şeytan kale dışından düşmandır. Nefis şeytanın işbirlikçisidir.  Nefsimizi dünyada doyurmamız mümkün değildir.  Nefsimiz, ancak ahirette  Rabbimiz tarafından doyurulacaktır. 

يُطَافُ عَلَيْهِم بِصِحَافٍ مِّن ذَهَبٍ وَأَكْوَابٍ وَفِيهَا مَا تَشْتَهِيهِ الْأَنفُسُ وَتَلَذُّ الْأَعْيُنُ وَأَنتُمْ فِيهَا خَالِدُونَ

‘’Onlar için altın tepsiler ve kadehler dolaştırılır. Canlarının istediği ve gözlerinin hoşlandığı her şey oradadır. Siz orada ebedi olarak kalacaksınız.’’(  Zuhruf , 71 )

Öyleyse hayatın devamı için gerekli olan  yemek, içmek, uyku vs. gibi nefsin ve bedenin zaruri ihtiyaçlarını  meşru şekilde yeteri kadar verdikten sonra fazlasından kaçınmalıyız.  Sevgili Peygamberimiz : 

مَا مَلَأَ آدَمِيٌّ وِعَاءً شَرًّا مِنْ بَطْنٍ، بِحَسْبِ ابْنِ آدَمَ لُقَيْمَاتٌ يُقِمْنَ صُلْبَهُ، فَإِنْ كَانَ لَا مَحَالَةَ، فَثُلُثٌ لِطَعَامِهِ، وَثُلُثٌ لِشَرَابِهِ، وَثُلُثٌ لِنَفَسِه

 Âdemoğlu, midesinden daha kötü bir kap doldurmamıştır. Âdemoğluna belini doğrultacak birkaç lokma yeter. İllaki daha fazla yemek istiyorsa  karnının  üçte birini yemeğe, üçte birini içeceğe, üçte birini de nefesine (ayırsın).  ( Tirmizi, 2380 ) buyurmaktadır. 

Değerli Dostlarımız!

Geliniz nefsimizi yeni gelini nazlar gibi nazlamaktan vazgeçelim. Nefsimizi  ahireti kazanma yolunda yoralım. Onu terbiye etmeye, Rabbimize boyun eğdirmeye çalışalım. Nihayetinde Nefsi Mutmeinne, Nefsi Râdıye, Nefsi Merdıyye olana kadar gayret edelim. Rabbimize yalvaralım ‘’ bizi bir an olsun nefsimize bırakmasın’’.  Peygamber Efendimizin dualarından biride şöyleydi :

اللَّهُمَّ رَحْمَتَكَ أَرْجُو فَلَا تَكِلْنِي إِلَى نَفْسِي طَرْفَةَ عَيْن وَأَصْلِحْ لِي شَأْنِي كُلَّهُ  لَا إِلٰهَ إِلَّا أَنْتَ

Allah’ım! Rahmetini umuyorum. Beni bir göz açıp kapayıncaya kadar nefsime bırakma.

Bütün işlerimi ıslah eyle. Senden başka ilâh yoktur.” ( Ebu Davut 5090 )

Geliniz nefsimize sabrı öğretelim. Oruç tutalım ki sabrı daha hızlı öğrenebilsin ve ahirette sabredenlere nasip olacak mükâfata ulaşsın. Sevgili Peygamberimiz

الصَّوْمُ نِصْفُ الصَّبْرِ   

“Oruç sabrın yarısıdır”   ( Tirmizi, 3519 ) buyurmuşlar.  Yüce Rabbimiz ise:

إِنَّمَا يُوَفَّى الصَّابِرُونَ أَجْرَهُم بِغَيْرِ حِسَابٍ…

…Sabredenlere mükafatları elbette hesapsız olarak verilir. ( Zümer,10 )

Merhum Şairimiz Necip Fazıl Kısakürek ne güzel ifade etmiş: 

Ramazan mübarek ay, müminlerin balayı                                                                  

Hatırla der, suyu bal kaybedilmiş sılayı                                                                               

 Evveli rahmet, ortası mağfiret , sonu cehennemden azat olunma zamanı olan  ramazan ayına kavuşmayı nasip ettiği için Yüce Rabbimize şükürler olsun.  Rabbimiz, sabır ayını sabrın yarısı olan oruç ibadeti ve diğer ibadetlerimizle tam manasıyla değerlendirebilmeyi nasip ve müyesser eylesin. 

Sohbetimi bitirirken sizleri Allah’a emanet ediyor, hayırlı cumalar, hayırlı ramazanlar dilerim..       

VAAZI İNDİR                      

Hazırlayan: İbrahim AKMEŞE / Hendek İlçe Vaizi

Facebook Yorumları