okunma
Miraç: Göğe Yükselen Peygamber, Secdeyle Dirilen Ümmet..
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحٖيمِ
Elhamdülillâhi Rabbil âlemîn… Hamd, gökleri ve yeri hikmetle yaratan, kullarını darlıkta da bollukta da yalnız bırakmayan Yüce Allah’adır..
Salât ve selâm; hüzün gecelerinde bile ümmetini unutmayan, kırık kalpler için göğe yükselen, âlemlere rahmet olarak gönderilen Efendimiz Muhammed Mustafa’ya olsun..
Aziz ve Muhterem Müslümanlar…
Bu gece sıradan bir gece, sıradan bir zaman değildir.. Bu gece, arzın semaya kapı araladığı gecedir..
Bu gece, gözyaşının duaya, duanın Rahmet’e dönüştüğü gecedir..
Ama bilin ki Miraç, rahat günlerin hediyesi değildi.. Miraç, kırılmış bir kalbin ardından geldi..
Miraç, bir kalbin paramparça olduğu yerden yükseldi.. Bir peygamberin en yalnız kaldığı anda geldi..
O yılın bir adı vardı:
Hüzün yılı…
Hz. Hatice gitmişti.. Resûlullah’ın yükünü paylaşan, derdine yoldaş olan, ilk iman eden o büyük anne…
Ardından Ebu Talib… Onu koruyan, arkasında duran, müşriklere karşı siper olan amcası…
İkisi de gitmişti.. Ve Peygamberimiz Mekke’de yapayalnız kalmıştı..
Taif’e gitti.. Belki bir gönlü açılır diye.. Belki bir kalp yumuşar diye…
Ama kötü sözlere maruz kaldılar.. Taşlandılar.. Kan içinde bırakıldılar...
Ayaklarından kan damlıyordu.. Bir bağın kenarına sığındı.. Başını semaya kaldırdı..
Kalbi Rabbine döküldü..
Ve dedi ki: “Allah’ım… Eğer Sen benden razıysan, başka hiçbir şeye aldırmam…”
İşte tam orada… Yerin kapandığı yerde… Gökler açıldı..
İnsanların kapattığı kapıyı, Allah açtı..
Ve Miraç geldi..
& MİRAÇ: Allah’ın resûlünü terk etmediğinin nişanıdır, adıdır..
Değerli kardeşlerim…
Taif’te taşlanan bir peygamber vardı.. Mekke’de yalnız bırakılan bir Resûl vardı..
Gönlü kırık, kalbi yaralı bir Nebî vardı.. Ama hepsinden öte, resulünün yanında Allah vardı..
İnsanlar kapıları kapattığında, Allah rahmet kapılarını açtı..
İnsanlar dışlayıp kovduğunda, Allah huzuruna davet etti..
Miraç, adeta şunu ilan etti:
“Ey Habibim! İnsanlar sana sırt çevirse de, Ben seni terk etmedim.”
Resûlullah hüzünlüydü.. “Ya Rabbi…” diyordu.. “Onlar iman etmiyor…”
İşte Allah Teâlâ onu teselli etti.. Yerden alıp göklere yükseltti..
Adeta buyurdu ki:
“Sen davetinden vazgeçme.. Ben seninleyim..”
Kardeşlerim…
Bazen biz de üzülürüz.. Bazen dua ederiz ama cevap alamıyormuş gibi oluruz..
Bazen “Allah beni duyuyor mu?” diye içimizden geçiririz..
İşte Miraç buna cevaptır..
Miraç der ki: Allah, kırılan kalbi görür.. Allah, gözyaşını sayar.. Allah, sabreden kulunu asla terk etmez..
Resûlullah göklere çıkarıldı.. Ama ümmetini kalbinde taşıyarak…
Bizi orada bırakarak değil, Bizi oraya çağırarak…
Cenneti gördü.. Ama ümmeti olmadan orada kalmak istemedi..
Sidretü’l-Müntehâ’ya vardı.. Ama ümmeti için geri döndü..
Çünkü onun derdi bizdik..
Miraç, bir peygamberin Allah’a yükselişi değil sadece… Bir ümmetin unutulmadığının ilanıdır..
& İSRÂ VE MİRAÇ NEDİR?
Kıymetli kardeşlerim… Bu geceyi anlamadan önce, iki kelimeyi kalbimize yazmamız gerekir: İsrâ ve Miraç..
İsrâ, gece yürüyüşüdür.. Miraç, göğe yükseliştir..
İsrâ, yeryüzündeki bir yolculuktur.. Miraç, göklerdeki bir yükseliştir..
Resûlullah Efendimiz, bir gece vakti Mescid-i Haram’dan alındı. Ve Mescid-i Aksâ’ya götürüldü..
Kur’ân bunu şöyle anlatır:
سُبْحَانَ الَّذِي أَسْرَى بِعَبْدِهِ لَيْلاً مِّنَ الْمَسْجِدِ الْحَرَامِ إِلَى الْمَسْجِدِ الأَقْصَى الَّذِي بَارَكْنَا حَوْلَهُ لِنُرِيَهُ مِنْ آيَاتِنَا إِنَّهُ هُوَ السَّمِيعُ البَصِيرُ
“Kendisine ayetlerimizden bir kısmını gösterelim diye kulunu (Muhammed'i) bir gece Mescid-i Haram'dan çevresini bereketlendirdiğimiz Mescid-i Aksa'ya götüren Allah'ın şanı ne yücedir. Hiç şüphesiz O, hakkıyla işitendir, hakkıyla görendir.” (İsrâ, 1)
Sonra… Aksâ’dan göklere yükseltildi.. Kat kat semalar açıldı,Peygamberler selamladı.. Melekler karşıladı..
Sidretü’l-Müntehâ’ya kadar vardı.. Hiçbir kulun ulaşamadığı bir makama..
Ama kardeşlerim… Bu bir rüya değildi.. Bu bir hayal değildi.. Bu,bedeniyle ve ruhuyla
yaşanmış bir mucizeydi.
Eğer rüya olsaydı, müşrikler alay etmezdi..
Eğer rüya olsaydı, Mescid-i Aksâ’yı tarif etmesini istemezlerdi..
Ama bu bir hakikatti.. Ve onlar bu hakikatten korktular..
İsrâ ve Miraç bize şunu öğretir:
Allah dilerse, zamanı aşar, mekânı aşar,kulunu göğe çıkarır..
Ve şunu da öğretir:
Yolculuk Aksâ’dan başladı.. Çünkü Aksâ, sadece bir mescit değil…
Ümmete emanet edilen bir mirastır..
Peki soralım..?
Bu yolculuk neden Mescidin Aksa dan başladı?
Aziz kardeşlerim…
Allah dileseydi, Resûlullah’ı Mekke’den alır, doğrudan göğe çıkarırdı.. Ama öyle olmadı..
Önce Kudüs’e götürdü.. Önce Mescid-i Aksâ’ya uğrattı.. Sonra semaya yükseltti..
Çünkü bu bir tesadüf değildi.. Bu bir ilahi mesajdı..
Mescid-i Aksâ, peygamberler yurdudur.. Hz. İbrahim’in duası oradadır..
Hz. Davud’un secdesi oradadır.. Hz. Süleyman’ın mihrabı oradadır.. Hz. İsa’nın izleri oradadır..
Ve o gece, bütün peygamberler orada toplandı.. İmamlığı Muhammed Mustafa yaptı..
Bu ne demektir biliyor musunuz?
Bütün nübüvvetin mirası, Ümmet-i Muhammed’e emanet edildi demektir..
Aksâ sıradan bir toprak değildir.. Aksâ, ümmetin namusudur.. Aksâ, ümmetin şerefidir..
Onun için Rabbimiz buyurdu:
“Çevresini mübarek kıldığımız Mescid-i Aksâ…”
Yani orası, sadece taş değil, sadece bina değil… Bereket yüklü bir emanettir..
Kardeşlerim…
Bugün Aksâ işgal altındaysa, bu sadece Filistin’in meselesi değildir.. Bu, ümmetin kalbinin yaralanmasıdır..
Miraç, Aksâ’yı unutmamayı öğretir bize..
Miraç, Kudüs’ü kalbimizde diri tutmayı öğretir bize..
Çünkü biliyoruz ki göğe giden yol, Aksâ’dan geçti, geçiyor..
& Miraç Gecesinde Peygamberimize Verilen Üç Büyük Hediye..
Kıymetli kardeşlerim…
Miraç bir yolculuktu.. Ama asıl olan, o yolculuktan getirilenlerdi..
Resûlullah ﷺ göklere çıktı, Ama eli boş dönmedi..
Ümmeti için üç büyük emanetle geri geldi..
Birinci hediye: NAMAZ
Namaz, yeryüzünde değil, gökte verildi..
Çünkü namaz, kul ile Allah arasındaki en yakın andır..
Kur’ân buyurur:
وَاسْجُدْ وَاقْتَرِبْ “Secde et ve yaklaş.” (Alak, 19)
Secde, alçalış değil… yükseliştir..
Resûlullah ﷺ buyurur:
«الصَّلَاةُ مِعْرَاجُ الْمُؤْمِنِ» “Namaz mü’minin miracıdır.”
Beş vakit namaz, her gün bize yeniden Miraç kapısıdır..
Kim secdeye giderse, Rabbin huzurunda huzur bulur..
İkinci hediye:
Tevhid ehline bağışlanma müjdesi..
Miraç gecesi Allah, ümmete umut verdi..
Resûlullah ﷺ buyurdu:
«أُعْطِيتُ ثَلَاثًا… وَغُفِرَ لِأُمَّتِي مَا لَمْ يُشْرِكُوا بِاللَّهِ شَيْئًا»
“Bana üç şey verildi… Ümmetim, Allah’a şirk koşmadıkları sürece bağışlanacaktır.” (Müslim)
Ne büyük rahmet… Ne büyük müjde…
Kur’ân buyurur:
إِنَّ اللَّهَ لَا يَغْفِرُ أَنْ يُشْرَكَ بِهِ وَيَغْفِرُ مَا دُونَ ذَلِكَ لِمَنْ يَشَاءُ
“Allah kendisine ortak koşulmasını bağışlamaz. Bunun dışındaki günahları dilediğine bağışlar.” (Nisâ, 48)
Kapı kapanmadı.. Şart tek: Kalpte şirk olmasın..
Üçüncü hediye:
Kur’ân’dan bir dua, ümmete bir emanet…
Miraç gecesi, Peygamberimiz ﷺ sadece namazı ve bağışlanma müjdesini değil,
aynı zamanda Kur’ân’ın kalbi olan ayetleri de getirdi..
Resûlullah ﷺ buyurur:
«أُعْطِيتُ خَوَاتِيمَ سُورَةِ الْبَقَرَةِ مِنْ كَنْزٍ تَحْتَ الْعَرْشِ»
“Bana Bakara Sûresi’nin son ayetleri, Arş’ın altındaki bir hazineden verildi.” (Müslim)
O ayetler, ümmetin omzundaki yükü hafifleten rahmettir..
O ayetler, kulun Rabbine sığınma duasıdır..
Allah Teâlâ buyurur:
لَا يُكَلِّفُ اللَّهُ نَفْسًا إِلَّا وُسْعَهَا “Allah hiç kimseye gücünün yetmeyeceği bir yük yüklemez.” (Bakara, 286)
Bu ayet, yorgun kalplere nefes, yıkılmış ruhlara umut oldu..
Ve ümmet şöyle dua etmeyi öğrendi:
رَبَّنَا لَا تُؤَاخِذْنَا إِن نَّسِينَا أَوْ أَخْطَأْنَا “Rabbimiz! Unutur veya yanılırsak bizi sorumlu tutma…” (Bakara, 286)
İşte Miraç’tan gelen üçüncü emanet: Rahmet yüklü bir dua, ümmete ağır gelmeyen bir din…
Namazla yükseliyoruz… Tevhidle bağışlanıyoruz… Kur’ân’la ayakta kalıyoruz…
& Namaz: Mü’minin Her Gün Yaşadığı Miraç..
Değerli kardeşlerim.. Resûlullah’ın Miracı bir gecede yaşandı.. Ümmetin Miracı ise namazla bir ömre yayıldı..
Kur’ân buyurur:
وَاسْجُدْ وَاقْتَرِب “Secde et ve yaklaş.” (Alak, 19)
Secde, kulun aczini ilan ettiği andır..
Ama aynı zamanda Allah’a en yakın olduğu zamandır..
Resûlullah ﷺ buyurur:
«أَقْرَبُ مَا يَكُونُ الْعَبْدُ مِنْ رَبِّهِ وَهُوَ سَاجِدٌ»
“Kulun Rabbine en yakın olduğu an, secde ettiği andır.” (Müslim)
Yani insan, en çok eğildiğinde, en çok yükselir..
Namaz, dünyanın gürültüsünden çıkıp Rahman’ın huzuruna girmektir..
Her Allahu Ekber, dünyayı arkada bırakmaktır..
Her Fâtiha, Allah’la konuşmaktır..
Her secde, kalbi göğe kaldırmaktır..
Kur’ân buyurur:
إِنَّ الصَّلَاةَ تَنْهَىٰ عَنِ الْفَحْشَاءِ وَالْمُنكَرِ “Namaz, insanı hayasızlıktan ve kötülükten alıkoyar.” (Ankebût, 45)
Namaz kılan insan, dünyada kirlendiğinde, secde ile temizlenir..
Resûlullah ﷺ namazı şöyle tanıttı:
«الصَّلَاةُ مِعْرَاجُ الْمُؤْمِنِ» “Namaz, mü’minin miracıdır.”
Mümin her gün beş defa göğe çıkar.. Ama bedeniyle değil, kalbiyle..
Kim namazı terk ederse, Miraç kapısını kendi eliyle kapatır..
Kim namaza sarılırsa, Rabbin huzuruna açılan bir kapı bulur..
Kur’ân, Peygamberimize şöyle seslenir:
وَاسْتَعِينُوا بِالصَّبْرِ وَالصَّلَاةِ “Sabır ve namazla Allah’tan yardım isteyin.” (Bakara, 45)
Demek ki ne zaman daralsak, ne zaman yorulsak, ne zaman yıkılsak… Secdeye gideceğiz..
Çünkü secde, yeniden ayağa kalkmanın başladığı yerdir..
Namaz, mü’minin göğe açılan kapısıdır..
Namaz, kararan kalplerin Miraç’ıdır..
Namaz, Allah’a giden yolun adıdır..
& İsrâ Sûresi: Miraç’tan Yeryüzüne İnen Hayat Rehberi
Aziz kardeşlerim…
Miraç sadece göğe yükselmek değildi.. Miraç, yeryüzünü düzeltmek için geldi..
Allah, Peygamberini semaya çıkardı.. Ama ümmete bir hayat nizamı indirdi..
O nizamın adı: İsrâ Sûresiydi..
Göğe çıkan bir Peygamber, yere nasıl yaşayacağımızı getirdi..
Önce kalp temizlenecek… sonra hayat düzelecek..
Allah söze kullukla başladı..
Çünkü kalp düzelmeden, hiçbir şey düzelmez..
وَقَضَىٰ رَبُّكَ أَلَّا تَعْبُدُوا إِلَّا إِيَّاهُ “Rabbin yalnız kendisine kulluk etmenizi emretti…” (İsrâ, 23)
Kalbi Allah’a bağlayan insan, ilk iyiliği en yakınına yapar..
Ve hemen ardından geldi anne-baba…
وَبِالْوَالِدَيْنِ إِحْسَانًا “…ve anne-babaya iyilik yapmanızı.” emretti.. (İsrâ, 23)
Çünkü Allah’a giden yol, Ana babanın duasından geçer..
Kalbi merhametle dolmayanın imanı eksik kalır..
Allah anne-babayı andı, Sonra bizi, en savunmasız kalbe yöneltti:
Yetimin kalbine…
وَلَا تَقْرَبُوا مَالَ الْيَتِيمِ إِلَّا بِالَّتِي هِيَ أَحْسَنُ “Yetimin malına ancak en güzel şekilde yaklaşın.” (İsrâ, 34)
Yetimin gözyaşı, dua olur. O dua, Arş’a ulaşır..
Merhamet bozulursa, ahlâk çöker.. Yetimi korumayan bir toplum, iffeti de koruyamaz..
Bu yüzden Kur’ân sözü zinaya getirdi:
وَلَا تَقْرَبُوا الزِّنَىٰ “Zinaya yaklaşmayın.” dedi.. (İsrâ, 32)
Çünkü bir toplum, bedeni serbest bırakınca ruhu kaybeder..
Ahlâk bozulursa, adalet yıkılır.. İffet giderse, emanet gider.. Emanet giderse, terazi bozulur..
O sebeple Kur’an da;
وَأَوْفُوا الْكَيْلَ إِذَا كِلْتُمْ “Ölçtüğünüzde tam ölçün…” buyrulur.. (İsrâ, 35)
Müslüman, yalnız secdede değil, alışverişte de kuldur..
Sonunda kalbi öldüren üç düşman gelir..
Adalet kaybolunca israf başlar.. İsraf artınca kibir doğar.. Kibir büyüyünce zulüm olur..
O sebeple hükümler adım adım gelir;
وَلَا تُسْرِفُوا “İsraf etmeyin…” (İsrâ, 26)
وَلَا تَمْشِ فِي الْأَرْضِ مَرَحًا “Yeryüzünde böbürlenerek yürüme.” yin.. (İsrâ, 37)
İsrâ Sûresi şunu söyler:
Miraç’ta göğe çıkan bir Peygamberin ümmeti, yerde kirlenerek yaşayamaz..
Secdeyle yükselen baş, zulme eğilemez..
& Miraç’ın Bugünkü Ümmete Mesajı: Secdede Dirilen Bir Hayat..
Aziz kardeşlerim…
Miraç, geçmişte yaşanmış bir mucize değildir sadece.. Miraç, bugün bize konuşan bir çağrıdır..
Allah Resûlü ﷺ göğe çıktı, Ümmetine ise yeryüzünde nasıl ayakta kalacağını öğretti..
Kur’ân buyurur:
وَمَا أَرْسَلْنَاكَ إِلَّا رَحْمَةً لِّلْعَالَمِينَ “Seni âlemlere rahmet olarak gönderdik.” (Enbiyâ, 107)
Miraç, bu rahmetin gökten yere inişidir..
Bugün insan, daha yüksek binalarda yaşıyor ama daha derin boşluklarda düşüyor..
Göğe antenler uzattık, ama kalbimizi kaybettik..
Allah bu çağda da bize sesleniyor:
فَفِرُّوا إِلَى اللَّهِ “Allah’a kaçın!” (Zâriyât, 50)
Kaçacağımız yer, dünya değil.. Kaçacağımız kapı, secde kapısıdır..
Resûlullah ﷺ buyurur:
«جُعِلَتْ قُرَّةُ عَيْنِي فِي الصَّلَاةِ» “Gözümün nuru namazda kılındı.” (Nesâî)
Bugün gözlerimiz kararıyor.. Kalplerimiz yoruluyor.. Çünkü namazdan uzaklaştık..
Oysa Kur’ân bize namazın sırrını şöyle açıklar:
إِنَّ الصَّلَاةَ تَنْهَىٰ عَنِ الْفَحْشَاءِ وَالْمُنكَرِ “Namaz insanı hayasızlıktan ve kötülükten alıkoyar.” (Ankebût, 45)
Namaz, yalnız secde değildir.. Namaz, hayatı düzeltmektir..
Miraç şunu haykırır: Göğe çıkmak istiyorsan, başını yere koy..
Arşa varmak istiyorsan, nefsini secdeye yatır..
Çünkü Allah’a en yakın yer, alnın yere değdiği yerdir..
& Miraç: Yeniden Başlama Gecesi..
Değerli kardeşlerim…
Miraç, sadece bir yükseliş değil; aynı zamanda bir dönüş gecesidir..
Kulun Rabbine dönüşü… Kalbin özüne dönüşü…
Kur’ân buyurur:
إِنَّ اللَّهَ يُحِبُّ التَّوَّابِينَ “Şüphesiz Allah tevbe edenleri sever.” (Bakara, 222)
Bu gece, mazinin yükünden kurtulma gecesidir..
Bu gece, kalbin yeniden doğma gecesidir..
Miraç gecesi, kendimizle yüzleşme gecesidir..
Kur’ân buyurur:
يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا اتَّقُوا اللَّهَ وَلْتَنظُرْ نَفْسٌ مَّا قَدَّمَتْ لِغَدٍ
“Ey iman edenler! Allah’tan sakının ve herkes yarın için ne hazırladığına baksın.”(Haşr, 18)
Bugün secdede ağlayan, yarın mahşerde güler..
Miraç gecesi, rahmet kapılarının ardına kadar açıldığı gecedir..
Resûlullah ﷺ buyurur:
«إِنَّ اللَّهَ يَبْسُطُ يَدَهُ بِاللَّيْلِ لِيَتُوبَ مُسِيءُ النَّهَارِ» “Allah gece elini açar ki gündüz günah işleyen tevbe etsin.” (Müslim)
Bu gece, “Beni affet” deme gecesidir..
Kur’ân buyurur:
قُلْ يَا عِبَادِيَ الَّذِينَ أَسْرَفُوا عَلَىٰ أَنفُسِهِمْ لَا تَقْنَطُوا مِن رَّحْمَةِ اللَّهِ
“Ey kendilerine zulmeden kullarım! Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin.” (Zümer, 53)
Allah bu gece geçmişi siler, geleceği yeniden yazar..
Değerli kardeşlerim…
Şimdi kelimeler değil, kalpler konuşsun..
Ellerimiz semaya açık, gönüllerimiz Rabbimize dönük olsun…
Allah’ım!
Parçalanmış ümmetini birleştir.. Ayrılıklarımızı rahmetine, kavgalarımızı kardeşliğe dönüştür..
Kalplerimizi aynı kıbleye, aynı secdeye yönelt Ya Rabbi…
Allah’ım!
Miraç kapısı olan Kudüs’ü, işgalden, zulümden, esaretten kurtar..
O mübarek toprakları, ümmetin secdesiyle yeniden şereflendir Ya Rabbi…
Allah’ım!
Gençlerimizi nefsin değil, imanın öncüsü eyle..
Kalplerini, kalplerimizi ekranlara değil, Kur’an’a bağla..
Onları iffetle, istikametle, secdeyle büyüt Ya Rabbi…
Allah’ım!
Bizi namazsız bırakma.. Secdesiz bir kalple imtihan etme..
Evlerimizi namazla dirilt, kalplerimizi secdeyle arındır..
Allah’ım!
Bize verdiğin imanı geri alma.. Son nefesimizi secde hâlinde al..
رَبَّنَا لَا تُزِغْ قُلُوبَنَا بَعْدَ إِذْ هَدَيْتَنَا
“Rabbimiz! Bizi hidayete erdirdikten sonra kalplerimizi kaydırma.” (Âl-i İmrân, 8)
Bizi imanla yaşat, imanla huzuruna al Ya Rabbi…
Âmin… Âmin…Âmin…
Hazırlayan: Ahmet Koç / Sakarya İl Vaizi

Facebook Yorumları