Kur’ân’da vaktinde kılınamayan namazların kazâ edilmesi ile ilgili olarak açık bir ifade bulunmamakla birlikte Hz. Peygamber (s.a.s.), vaktinde kılamadığı namazları kazâ etmiş ve ashâbına da bunu tavsiye etmiştir. Resûl-i Ekrem (s.a.s.), “Kim namazı unutursa veya uyuyup kalırsa hatırlayınca onu kılsın. Onun keffâreti ancak budur.” (Müslim, Mesâcid, 315 [684]; bk. Buhârî, Mevâkîtü’s-salât, 37 [597]) buyurmuştur. Yine Hz. Peygamber (s.a.s.), Hendek Savaşı sırasında harbin şiddetlenmesi nedeniyle ikindi namazını kılamamış; bunun üzerine “Bizi ikindi namazından alıkoydular. Allah da onların evlerini ve kabirlerini ateşle doldursun.” diye beddua etmiş ve ikindi namazını akşam namazı vaktinde kazâ etmiştir. (Müslim, Mesâcid, 205 [627]; bk.
Buhârî, De‘avât, 58 [6396]) Ayrıca Hayber Fethi’nden dönerken bir yerde konakladıklarında uyuyakalmışlar ve vaktinde kılamadıkları sabah namazını güneş doğduktan sonra kazâ etmişlerdir. (Müslim, Mesâcid, 309 [680]) Beş vakit namazın farzı ve vitir namazı kazâ edilir. Kazâya kalan sabah namazı, o günün öğle vaktinden önce kazâ edilecekse sünneti de kazâ edilir. Ayrıca öğle namazının dört rek‘atlık ilk sünneti de vakit çıkmadıkça öğlenin farzından sonra kılınır.
Öte yandan geçmiş namazlar, kazâya nasıl kaldıysa öyle kılınırlar, yani seferî olarak kaldıysa seferî, mukîm olarak kaldıysa mukîm gibi kazâ edilir. (Mevsılî, el-İhtiyâr, 1/63) Unutma ve uyuma gibi bir mazeret olmaksızın kasıtlı olarak terk edilen namazların kazâsı ile ilgili herhangi bir hadis bulunmamaktadır. Fakat bu kasıtlı olarak terk edilen namazların kazâsının gerekmediği anlamına gelmez. Zira Ramazanda kasıtlı olarak cinsel ilişkiye girerek orucunu bozan kimseye Resûl-i Ekrem’in (s.a.s.) hem keffâreti hem de o günkü orucun kazâsını emretmesi (Ahmed b. Hanbel, el-Müsned, 2/208 [6944- 6945]; Beyhakî, es-Sünenü’l-kübrâ, 4/382 [8059-8060]), bir farz ibadetin kasıtlı olarak terk edilmesi durumunda da kazâsının gerektiğine delildir.
Öte yandan Hz. Peygamber’in (s.a.s.) bir mazerete dayalı olarak vaktinde kılamadığı namazları kazâ etmesi ve sahâbeye de bu yönde emir buyurması dikkate alınacak olursa mazeretsiz olarak terk edilen namazların kazâ edilmesinin öncelikle gerekli olacağı sonucuna ulaşılır. (Nevevî, el-Mecmû‘, 3/68)
Kaynak: Diyanet İşleri Başkanlığı, Din İşleri Yüksek Kurulu Fetvaları (12. Baskı, 2025), s. 190

