51. SURE · 60 AYET

Zâriyât Suresi

Yazı boyutu
33Zâriyât · 33. ayet

لِنُرْسِلَ عَلَيْهِمْ حِجَارَةً مِّن طِينٍ﴿٣٣﴾

Elçiler: "Suçlu bir milletin üzerine, Rabbinin katından işaretli olarak, aşırı gidenlere mahsus sert taşlar göndermekle görevlendirildik" dediler.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
34Zâriyât · 34. ayet

مُّسَوَّمَةً عِندَ رَبِّكَ لِلْمُسْرِفِينَ﴿٣٤﴾

Elçiler: "Suçlu bir milletin üzerine, Rabbinin katından işaretli olarak, aşırı gidenlere mahsus sert taşlar göndermekle görevlendirildik" dediler.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
35Zâriyât · 35. ayet

فَأَخْرَجْنَا مَن كَانَ فِيهَا مِنَ ٱلْمُؤْمِنِينَ﴿٣٥﴾

Bunun üzerine, suçlu milletin arasında bulunan müminleri çıkardık.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
36Zâriyât · 36. ayet

فَمَا وَجَدْنَا فِيهَا غَيْرَ بَيْتٍ مِّنَ ٱلْمُسْلِمِينَ﴿٣٦﴾

Zaten orada, kendini Allah'a vermiş sadece bir tek ev halkı bulduk.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
37Zâriyât · 37. ayet

وَتَرَكْنَا فِيهَآ ءَايَةً لِّلَّذِينَ يَخَافُونَ ٱلْعَذَابَ ٱلْأَلِيمَ﴿٣٧﴾

Can yakıcı azabdan korkanlar için, o beldede bir işaret, bir kalıntı bıraktık.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
38Zâriyât · 38. ayet

وَفِى مُوسَىٰٓ إِذْ أَرْسَلْنَٰهُ إِلَىٰ فِرْعَوْنَ بِسُلْطَٰنٍ مُّبِينٍ﴿٣٨﴾

Musa'nın başından geçenlerde de ibret vardır: Onu apaçık delille Firavun'a gönderdik.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
39Zâriyât · 39. ayet

فَتَوَلَّىٰ بِرُكْنِهِۦ وَقَالَ سَٰحِرٌ أَوْ مَجْنُونٌ﴿٣٩﴾

Firavun, erkaniyle birlikte hakdan yüz çevirdi; "sihirbazdır veya delidir" dedi.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
40Zâriyât · 40. ayet

فَأَخَذْنَٰهُ وَجُنُودَهُۥ فَنَبَذْنَٰهُمْ فِى ٱلْيَمِّ وَهُوَ مُلِيمٌ﴿٤٠﴾

Sonunda onu ve ordularını yakalayıp denize attık. O, kınanmayı haketmişti.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
41Zâriyât · 41. ayet

وَفِى عَادٍ إِذْ أَرْسَلْنَا عَلَيْهِمُ ٱلرِّيحَ ٱلْعَقِيمَ﴿٤١﴾

Ad milletinin başından geçende de ibret vardır: Onların üzerine, uğradığı her şeyi bırakmayıp toza çeviren kuru bir rüzgar gönderdik.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
42Zâriyât · 42. ayet

مَا تَذَرُ مِن شَىْءٍ أَتَتْ عَلَيْهِ إِلَّا جَعَلَتْهُ كَٱلرَّمِيمِ﴿٤٢﴾

Ad milletinin başından geçende de ibret vardır: Onların üzerine, uğradığı her şeyi bırakmayıp toza çeviren kuru bir rüzgar gönderdik.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
43Zâriyât · 43. ayet

وَفِى ثَمُودَ إِذْ قِيلَ لَهُمْ تَمَتَّعُوا۟ حَتَّىٰ حِينٍ﴿٤٣﴾

Semud milletinin başına gelende de ibret vardır: Onlara, "Bir süreye kadar zevklenin" denmişti.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
44Zâriyât · 44. ayet

فَعَتَوْا۟ عَنْ أَمْرِ رَبِّهِمْ فَأَخَذَتْهُمُ ٱلصَّٰعِقَةُ وَهُمْ يَنظُرُونَ﴿٤٤﴾

Onlar Rablerinin buyruğundan çıkmışlardı; bunun üzerine kendilerini gözleri göre göre yıldırım çarptı.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
45Zâriyât · 45. ayet

فَمَا ٱسْتَطَٰعُوا۟ مِن قِيَامٍ وَمَا كَانُوا۟ مُنتَصِرِينَ﴿٤٥﴾

Ayağa kalkacak güçleri kalmadı, yardım da görmediler.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
46Zâriyât · 46. ayet

وَقَوْمَ نُوحٍ مِّن قَبْلُ إِنَّهُمْ كَانُوا۟ قَوْمًا فَٰسِقِينَ﴿٤٦﴾

Daha önce de Nuh milletini cezalandırmıştık. Çünkü onlar da yoldan çıkmış bir milletti.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
47Zâriyât · 47. ayet

وَٱلسَّمَآءَ بَنَيْنَٰهَا بِأَيْي۟دٍ وَإِنَّا لَمُوسِعُونَ﴿٤٧﴾

Göğü, gücümüzle Biz kurduk; şüphesiz biz onu genişleticiyiz.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
48Zâriyât · 48. ayet

وَٱلْأَرْضَ فَرَشْنَٰهَا فَنِعْمَ ٱلْمَٰهِدُونَ﴿٤٨﴾

Yeryüzünü biz yayıp döşedik: Ne güzel döşeyiciyiz!
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
49Zâriyât · 49. ayet

وَمِن كُلِّ شَىْءٍ خَلَقْنَا زَوْجَيْنِ لَعَلَّكُمْ تَذَكَّرُونَ﴿٤٩﴾

İbret alasınız diye her şeyi çift çift yaratmışızdır.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
50Zâriyât · 50. ayet

فَفِرُّوٓا۟ إِلَى ٱللَّهِ إِنِّى لَكُم مِّنْهُ نَذِيرٌ مُّبِينٌ﴿٥٠﴾

De ki: "Öyleyse Allah'a koşusun; doğrusu ben sizi O'nun azabı ile açıkça uyaranım."
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
51Zâriyât · 51. ayet

وَلَا تَجْعَلُوا۟ مَعَ ٱللَّهِ إِلَٰهًا ءَاخَرَ إِنِّى لَكُم مِّنْهُ نَذِيرٌ مُّبِينٌ﴿٥١﴾

"Allah'ın yanında başkasını tanrı kılmayın; doğrusu ben sizi O'nun azabı ile açıkça uyaranım."
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
52Zâriyât · 52. ayet

كَذَٰلِكَ مَآ أَتَى ٱلَّذِينَ مِن قَبْلِهِم مِّن رَّسُولٍ إِلَّا قَالُوا۟ سَاحِرٌ أَوْ مَجْنُونٌ﴿٥٢﴾

Onlardan öncekilere, herhangi bir peygamber gelince: "sihirbazdır" veya "Delidir" derlerdi.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
33–52 / 60

Arapça metin: Tanzil Project · Meal, tefsir ve sürüm bilgileri

Zâriyât Suresi · Meal ve Tefsir | Online Vaaz