56. SURE · 96 AYET

Vâkıa Suresi

Yazı boyutu
28Vâkıa · 28. ayet

فِى سِدْرٍ مَّخْضُودٍ﴿٢٨﴾

Onlar dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan sular kenarlarında; bitip tükenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yüksek döşekler üzerindedirler.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
29Vâkıa · 29. ayet

وَطَلْحٍ مَّنضُودٍ﴿٢٩﴾

Onlar dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan sular kenarlarında; bitip tükenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yüksek döşekler üzerindedirler.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
30Vâkıa · 30. ayet

وَظِلٍّ مَّمْدُودٍ﴿٣٠﴾

Onlar dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan sular kenarlarında; bitip tükenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yüksek döşekler üzerindedirler.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
31Vâkıa · 31. ayet

وَمَآءٍ مَّسْكُوبٍ﴿٣١﴾

Onlar dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan sular kenarlarında; bitip tükenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yüksek döşekler üzerindedirler.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
32Vâkıa · 32. ayet

وَفَٰكِهَةٍ كَثِيرَةٍ﴿٣٢﴾

Onlar dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan sular kenarlarında; bitip tükenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yüksek döşekler üzerindedirler.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
33Vâkıa · 33. ayet

لَّا مَقْطُوعَةٍ وَلَا مَمْنُوعَةٍ﴿٣٣﴾

Onlar dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan sular kenarlarında; bitip tükenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yüksek döşekler üzerindedirler.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
34Vâkıa · 34. ayet

وَفُرُشٍ مَّرْفُوعَةٍ﴿٣٤﴾

Onlar dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan sular kenarlarında; bitip tükenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yüksek döşekler üzerindedirler.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
35Vâkıa · 35. ayet

إِنَّآ أَنشَأْنَٰهُنَّ إِنشَآءً﴿٣٥﴾

Biz ceylan gözlüleri, defterleri sağdan verilenler için yeniden yaratmışızdır; onları bakire, eşlerine düşkün ve hepsini bir yaşta kılmışızdır.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
36Vâkıa · 36. ayet

فَجَعَلْنَٰهُنَّ أَبْكَارًا﴿٣٦﴾

Biz ceylan gözlüleri, defterleri sağdan verilenler için yeniden yaratmışızdır; onları bakire, eşlerine düşkün ve hepsini bir yaşta kılmışızdır.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
37Vâkıa · 37. ayet

عُرُبًا أَتْرَابًا﴿٣٧﴾

Biz ceylan gözlüleri, defterleri sağdan verilenler için yeniden yaratmışızdır; onları bakire, eşlerine düşkün ve hepsini bir yaşta kılmışızdır.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
38Vâkıa · 38. ayet

لِّأَصْحَٰبِ ٱلْيَمِينِ﴿٣٨﴾

Biz ceylan gözlüleri, defterleri sağdan verilenler için yeniden yaratmışızdır; onları bakire, eşlerine düşkün ve hepsini bir yaşta kılmışızdır.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
39Vâkıa · 39. ayet

ثُلَّةٌ مِّنَ ٱلْأَوَّلِينَ﴿٣٩﴾

Bunların bir kısmı eski ümmetlerden, bir kısmı da sonrakilerdendir.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
40Vâkıa · 40. ayet

وَثُلَّةٌ مِّنَ ٱلْـَٔاخِرِينَ﴿٤٠﴾

Bunların bir kısmı eski ümmetlerden, bir kısmı da sonrakilerdendir.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
41Vâkıa · 41. ayet

وَأَصْحَٰبُ ٱلشِّمَالِ مَآ أَصْحَٰبُ ٱلشِّمَالِ﴿٤١﴾

Defterleri soldan verilenler; ne yazık o solculara!
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
42Vâkıa · 42. ayet

فِى سَمُومٍ وَحَمِيمٍ﴿٤٢﴾

İnsanın içine işleyen bir sıcaklık ve kaynar su içinde, serinliği ve hoşluğu olmayan kara bir dumanın gölgesinde bulunurlar.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
43Vâkıa · 43. ayet

وَظِلٍّ مِّن يَحْمُومٍ﴿٤٣﴾

İnsanın içine işleyen bir sıcaklık ve kaynar su içinde, serinliği ve hoşluğu olmayan kara bir dumanın gölgesinde bulunurlar.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
44Vâkıa · 44. ayet

لَّا بَارِدٍ وَلَا كَرِيمٍ﴿٤٤﴾

İnsanın içine işleyen bir sıcaklık ve kaynar su içinde, serinliği ve hoşluğu olmayan kara bir dumanın gölgesinde bulunurlar.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
45Vâkıa · 45. ayet

إِنَّهُمْ كَانُوا۟ قَبْلَ ذَٰلِكَ مُتْرَفِينَ﴿٤٥﴾

Çünkü onlar, bundan önce, dünyada, nimet içinde bulunurlar iken, büyük günah işlemekte direnir dururlardı.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
46Vâkıa · 46. ayet

وَكَانُوا۟ يُصِرُّونَ عَلَى ٱلْحِنثِ ٱلْعَظِيمِ﴿٤٦﴾

Çünkü onlar, bundan önce, dünyada, nimet içinde bulunurlar iken, büyük günah işlemekte direnir dururlardı.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
47Vâkıa · 47. ayet

وَكَانُوا۟ يَقُولُونَ أَئِذَا مِتْنَا وَكُنَّا تُرَابًا وَعِظَٰمًا أَءِنَّا لَمَبْعُوثُونَ﴿٤٧﴾

Şöyle söylerlerdi: "Öldüğümüzde, toprak ve kemik yığını olduğumuzda mı, biz mi tekrar dirileceğiz?"
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
28–47 / 96

Arapça metin: Tanzil Project · Meal, tefsir ve sürüm bilgileri

Vâkıa Suresi · Meal ve Tefsir | Online Vaaz