وَٱلَّيْلِ إِذَا عَسْعَسَ﴿١٧﴾
Kararmaya başlayan geceye and olsun;
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
وَٱلصُّبْحِ إِذَا تَنَفَّسَ﴿١٨﴾
Ağarmaya başlayan sabaha and olsun ki,
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
إِنَّهُۥ لَقَوْلُ رَسُولٍ كَرِيمٍ﴿١٩﴾
Bu Kuran, arşın sahibi katında değerli, güçlü, sözü dinlenen ve güvenilen şerefli bir elçinin getirdiği sözdür.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
ذِى قُوَّةٍ عِندَ ذِى ٱلْعَرْشِ مَكِينٍ﴿٢٠﴾
Bu Kuran, arşın sahibi katında değerli, güçlü, sözü dinlenen ve güvenilen şerefli bir elçinin getirdiği sözdür.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
مُّطَاعٍ ثَمَّ أَمِينٍ﴿٢١﴾
Bu Kuran, arşın sahibi katında değerli, güçlü, sözü dinlenen ve güvenilen şerefli bir elçinin getirdiği sözdür.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
وَمَا صَاحِبُكُم بِمَجْنُونٍ﴿٢٢﴾
Arkadaşınız (Muhammed) asla deli değildir.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
وَلَقَدْ رَءَاهُ بِٱلْأُفُقِ ٱلْمُبِينِ﴿٢٣﴾
And olsun ki, o, Cebrail'i apaçık ufukta görmüştür.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
وَمَا هُوَ عَلَى ٱلْغَيْبِ بِضَنِينٍ﴿٢٤﴾
Peygamber, görülmeyenler hakkında söylediklerinden ötürü töhmet altında tutulamaz.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
وَمَا هُوَ بِقَوْلِ شَيْطَٰنٍ رَّجِيمٍ﴿٢٥﴾
Bu Kuran, kovulmuş şeytanın sözü olamaz.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
فَأَيْنَ تَذْهَبُونَ﴿٢٦﴾
Nereye gidiyorsunuz?
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
إِنْ هُوَ إِلَّا ذِكْرٌ لِّلْعَٰلَمِينَ﴿٢٧﴾
Kuran, ancak aranızda doğru yola girmeyi dileyene ve alemlere bir öğüttür.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
لِمَن شَآءَ مِنكُمْ أَن يَسْتَقِيمَ﴿٢٨﴾
Kuran, ancak aranızda doğru yola girmeyi dileyene ve alemlere bir öğüttür.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
وَمَا تَشَآءُونَ إِلَّآ أَن يَشَآءَ ٱللَّهُ رَبُّ ٱلْعَٰلَمِينَ﴿٢٩﴾
Alemlerin Rabbi olan Allah dilemedikçe sizler bir şey dileyemezsiniz.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil