فَأَلْهَمَهَا فُجُورَهَا وَتَقْوَىٰهَا﴿٨﴾
Sonra da ona iyilik ve kötülük kabiliyeti verene and olsun ki:
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
قَدْ أَفْلَحَ مَن زَكَّىٰهَا﴿٩﴾
Kendini arıtan saadete ermiştir.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
وَقَدْ خَابَ مَن دَسَّىٰهَا﴿١٠﴾
Kendini fenalıklara gömen kimse de ziyana uğramıştır.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
كَذَّبَتْ ثَمُودُ بِطَغْوَىٰهَآ﴿١١﴾
Semud milleti, içlerinden en azgını ileri atılınca, azgınlığı yüzünden peygamberleri yalanladı.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
إِذِ ٱنۢبَعَثَ أَشْقَىٰهَا﴿١٢﴾
Semud milleti, içlerinden en azgını ileri atılınca, azgınlığı yüzünden peygamberleri yalanladı.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
فَقَالَ لَهُمْ رَسُولُ ٱللَّهِ نَاقَةَ ٱللَّهِ وَسُقْيَٰهَا﴿١٣﴾
Allah'ın peygamberi onlara, Allah'ın devesini göstermiş ve: "Allah'ın bu devesine ve onun su hakkına dokunmayın" demişti.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
فَكَذَّبُوهُ فَعَقَرُوهَا فَدَمْدَمَ عَلَيْهِمْ رَبُّهُم بِذَنۢبِهِمْ فَسَوَّىٰهَا﴿١٤﴾
Onu yalanladılar ve deveyi boğazladılar. Bunun üzerine Rableri, suçlarından dolayı onların üzerine katmerli azap indirdi; yerle bir etti onları.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
وَلَا يَخَافُ عُقْبَٰهَا﴿١٥﴾
Bu işin sonundan O'nun korkusu yoktur.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil