طَلْعُهَا كَأَنَّهُۥ رُءُوسُ ٱلشَّيَٰطِينِ﴿٦٥﴾
Tomurcukları şeytan başı gibidir.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
فَإِنَّهُمْ لَـَٔاكِلُونَ مِنْهَا فَمَالِـُٔونَ مِنْهَا ٱلْبُطُونَ﴿٦٦﴾
İşte cehennemlikler bundan yerler, karınlarını onunla doldururlar.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
ثُمَّ إِنَّ لَهُمْ عَلَيْهَا لَشَوْبًا مِّنْ حَمِيمٍ﴿٦٧﴾
Sonra, üzerine kaynar su katılmış içki şüphesiz onlar içindir.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
ثُمَّ إِنَّ مَرْجِعَهُمْ لَإِلَى ٱلْجَحِيمِ﴿٦٨﴾
Doğrusu sonra dönecekleri yer yine cehennemdir.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
إِنَّهُمْ أَلْفَوْا۟ ءَابَآءَهُمْ ضَآلِّينَ﴿٦٩﴾
Onlar babalarını şüphesiz sapık kimseler olarak bulmuşlardı.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
فَهُمْ عَلَىٰٓ ءَاثَٰرِهِمْ يُهْرَعُونَ﴿٧٠﴾
Öyleyken yine de onların izlerinden kovalanırcasına koşturuyorlardı.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
وَلَقَدْ ضَلَّ قَبْلَهُمْ أَكْثَرُ ٱلْأَوَّلِينَ﴿٧١﴾
Onlardan önce, evvelki ümmetlerin çoğu, and olsun ki sapıtmıştı.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
وَلَقَدْ أَرْسَلْنَا فِيهِم مُّنذِرِينَ﴿٧٢﴾
And olsun ki, içlerine uyarıcılar göndermiştik.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
فَٱنظُرْ كَيْفَ كَانَ عَٰقِبَةُ ٱلْمُنذَرِينَ﴿٧٣﴾
Uyarıldığı halde yola gelmeyenlerin sonunun nasıl olduğuna bir bak!
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
إِلَّا عِبَادَ ٱللَّهِ ٱلْمُخْلَصِينَ﴿٧٤﴾
Allah'ın, O'na içten bağlanan kulları bunun dışındadır.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
وَلَقَدْ نَادَىٰنَا نُوحٌ فَلَنِعْمَ ٱلْمُجِيبُونَ﴿٧٥﴾
And olsun ki, Nuh Bize seslenmişti de duasına ne güzel icabet etmiştik.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
وَنَجَّيْنَٰهُ وَأَهْلَهُۥ مِنَ ٱلْكَرْبِ ٱلْعَظِيمِ﴿٧٦﴾
Onu ve ailesini büyük sıkıntıdan kurtarmıştık.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
وَجَعَلْنَا ذُرِّيَّتَهُۥ هُمُ ٱلْبَاقِينَ﴿٧٧﴾
Ancak onun soyunu sürekli kıldık.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
وَتَرَكْنَا عَلَيْهِ فِى ٱلْـَٔاخِرِينَ﴿٧٨﴾
Sonra gelenler içinde "Alemlerde, Nuh'a selam olsun" diye ona iyi bir ün bıraktık.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
سَلَٰمٌ عَلَىٰ نُوحٍ فِى ٱلْعَٰلَمِينَ﴿٧٩﴾
Sonra gelenler içinde "Alemlerde, Nuh'a selam olsun" diye ona iyi bir ün bıraktık.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
إِنَّا كَذَٰلِكَ نَجْزِى ٱلْمُحْسِنِينَ﴿٨٠﴾
İşte Biz iyi davrananları böyle mükafatlandırırız.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
إِنَّهُۥ مِنْ عِبَادِنَا ٱلْمُؤْمِنِينَ﴿٨١﴾
Doğrusu o, bizim inanmış kullarımızdandı.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
ثُمَّ أَغْرَقْنَا ٱلْـَٔاخَرِينَ﴿٨٢﴾
Sonra, diğerlerini suda boğduk.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
وَإِنَّ مِن شِيعَتِهِۦ لَإِبْرَٰهِيمَ﴿٨٣﴾
İbrahim de şüphesiz O'nun yolunda olanlardandı.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
إِذْ جَآءَ رَبَّهُۥ بِقَلْبٍ سَلِيمٍ﴿٨٤﴾
Nitekim Rabbine temiz bir kalple geldi.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil