وَلَوْلَا نِعْمَةُ رَبِّى لَكُنتُ مِنَ ٱلْمُحْضَرِينَ﴿٥٧﴾
"Eğer Rabbimin lütfu olmasaydı ben de oraya götürülenlerden olurdum."
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
أَفَمَا نَحْنُ بِمَيِّتِينَ﴿٥٨﴾
"Birinci ölümden sonra bir daha ölmeyeceğiz değil mi? Azap da görmeyeceğiz ha?"
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
إِلَّا مَوْتَتَنَا ٱلْأُولَىٰ وَمَا نَحْنُ بِمُعَذَّبِينَ﴿٥٩﴾
"Birinci ölümden sonra bir daha ölmeyeceğiz değil mi? Azap da görmeyeceğiz ha?"
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
إِنَّ هَٰذَا لَهُوَ ٱلْفَوْزُ ٱلْعَظِيمُ﴿٦٠﴾
İşte büyük kurtuluş şüphesiz budur.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
لِمِثْلِ هَٰذَا فَلْيَعْمَلِ ٱلْعَٰمِلُونَ﴿٦١﴾
Çalışanlar bunun için çalışsın.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
أَذَٰلِكَ خَيْرٌ نُّزُلًا أَمْ شَجَرَةُ ٱلزَّقُّومِ﴿٦٢﴾
Konukluk olarak bu mu iyidir, yoksa zakkum ağacı mı?
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
إِنَّا جَعَلْنَٰهَا فِتْنَةً لِّلظَّٰلِمِينَ﴿٦٣﴾
Biz o ağacı, zalimler için bir dert yaptık.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
إِنَّهَا شَجَرَةٌ تَخْرُجُ فِىٓ أَصْلِ ٱلْجَحِيمِ﴿٦٤﴾
O, cehennemin dibinde çıkan bir ağaçtır.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
طَلْعُهَا كَأَنَّهُۥ رُءُوسُ ٱلشَّيَٰطِينِ﴿٦٥﴾
Tomurcukları şeytan başı gibidir.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
فَإِنَّهُمْ لَـَٔاكِلُونَ مِنْهَا فَمَالِـُٔونَ مِنْهَا ٱلْبُطُونَ﴿٦٦﴾
İşte cehennemlikler bundan yerler, karınlarını onunla doldururlar.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
ثُمَّ إِنَّ لَهُمْ عَلَيْهَا لَشَوْبًا مِّنْ حَمِيمٍ﴿٦٧﴾
Sonra, üzerine kaynar su katılmış içki şüphesiz onlar içindir.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
ثُمَّ إِنَّ مَرْجِعَهُمْ لَإِلَى ٱلْجَحِيمِ﴿٦٨﴾
Doğrusu sonra dönecekleri yer yine cehennemdir.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
إِنَّهُمْ أَلْفَوْا۟ ءَابَآءَهُمْ ضَآلِّينَ﴿٦٩﴾
Onlar babalarını şüphesiz sapık kimseler olarak bulmuşlardı.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
فَهُمْ عَلَىٰٓ ءَاثَٰرِهِمْ يُهْرَعُونَ﴿٧٠﴾
Öyleyken yine de onların izlerinden kovalanırcasına koşturuyorlardı.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
وَلَقَدْ ضَلَّ قَبْلَهُمْ أَكْثَرُ ٱلْأَوَّلِينَ﴿٧١﴾
Onlardan önce, evvelki ümmetlerin çoğu, and olsun ki sapıtmıştı.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
وَلَقَدْ أَرْسَلْنَا فِيهِم مُّنذِرِينَ﴿٧٢﴾
And olsun ki, içlerine uyarıcılar göndermiştik.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
فَٱنظُرْ كَيْفَ كَانَ عَٰقِبَةُ ٱلْمُنذَرِينَ﴿٧٣﴾
Uyarıldığı halde yola gelmeyenlerin sonunun nasıl olduğuna bir bak!
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
إِلَّا عِبَادَ ٱللَّهِ ٱلْمُخْلَصِينَ﴿٧٤﴾
Allah'ın, O'na içten bağlanan kulları bunun dışındadır.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
وَلَقَدْ نَادَىٰنَا نُوحٌ فَلَنِعْمَ ٱلْمُجِيبُونَ﴿٧٥﴾
And olsun ki, Nuh Bize seslenmişti de duasına ne güzel icabet etmiştik.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
وَنَجَّيْنَٰهُ وَأَهْلَهُۥ مِنَ ٱلْكَرْبِ ٱلْعَظِيمِ﴿٧٦﴾
Onu ve ailesini büyük sıkıntıdan kurtarmıştık.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil