37. SURE · 182 AYET

Sâffât Suresi

Yazı boyutu
17Sâffât · 17. ayet

أَوَءَابَآؤُنَا ٱلْأَوَّلُونَ﴿١٧﴾

"Bu apaçık bir sihirdir; öldüğümüz, toprak ve kemik olduğumuz zaman, önceki babalarımız yahut biz mi dirileceğiz?" derler.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
18Sâffât · 18. ayet

قُلْ نَعَمْ وَأَنتُمْ دَٰخِرُونَ﴿١٨﴾

De ki: "Evet hem de zelil ve hakir olarak."
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
19Sâffât · 19. ayet

فَإِنَّمَا هِىَ زَجْرَةٌ وَٰحِدَةٌ فَإِذَا هُمْ يَنظُرُونَ﴿١٩﴾

Tek bir çığlık. Hemen bakıp kalırlar.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
20Sâffât · 20. ayet

وَقَالُوا۟ يَٰوَيْلَنَا هَٰذَا يَوْمُ ٱلدِّينِ﴿٢٠﴾

Şöyle derler: "Vay bize! İşte bu ceza günüdür."
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
21Sâffât · 21. ayet

هَٰذَا يَوْمُ ٱلْفَصْلِ ٱلَّذِى كُنتُم بِهِۦ تُكَذِّبُونَ﴿٢١﴾

Onlara: "İşte bu, yalanladığınız hüküm günüdür" denir.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
22Sâffât · 22. ayet

ٱحْشُرُوا۟ ٱلَّذِينَ ظَلَمُوا۟ وَأَزْوَٰجَهُمْ وَمَا كَانُوا۟ يَعْبُدُونَ﴿٢٢﴾

İlgililere şöyle emredilir: "Zulmedenleri, onlarla işbirliği edenleri ve Allah'ı bırakıp da taptıklarını derleyin. Onları cehennem yoluna koyun."
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
23Sâffât · 23. ayet

مِن دُونِ ٱللَّهِ فَٱهْدُوهُمْ إِلَىٰ صِرَٰطِ ٱلْجَحِيمِ﴿٢٣﴾

İlgililere şöyle emredilir: "Zulmedenleri, onlarla işbirliği edenleri ve Allah'ı bırakıp da taptıklarını derleyin. Onları cehennem yoluna koyun."
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
24Sâffât · 24. ayet

وَقِفُوهُمْ إِنَّهُم مَّسْـُٔولُونَ﴿٢٤﴾

"Onları durdurun; çünkü kendilerinden daha da sorulacaktır."
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
25Sâffât · 25. ayet

مَا لَكُمْ لَا تَنَاصَرُونَ﴿٢٥﴾

Şöyle sorulur: "Size ne oldu ki birbirinizle yardımlaşmıyorsunuz?"
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
26Sâffât · 26. ayet

بَلْ هُمُ ٱلْيَوْمَ مُسْتَسْلِمُونَ﴿٢٦﴾

Hayır; bugün onların hepsi teslim olmuşlardır.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
27Sâffât · 27. ayet

وَأَقْبَلَ بَعْضُهُمْ عَلَىٰ بَعْضٍ يَتَسَآءَلُونَ﴿٢٧﴾

Birbirlerine dönüp soruşurlar.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
28Sâffât · 28. ayet

قَالُوٓا۟ إِنَّكُمْ كُنتُمْ تَأْتُونَنَا عَنِ ٱلْيَمِينِ﴿٢٨﴾

İleri gelenlerine: "Doğrusu siz bize sureti hakdan görünürdünüz" derler.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
29Sâffât · 29. ayet

قَالُوا۟ بَل لَّمْ تَكُونُوا۟ مُؤْمِنِينَ﴿٢٩﴾

Onlar da şöyle derler: "Hayır; siz inanmış kimseler değildiniz."
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
30Sâffât · 30. ayet

وَمَا كَانَ لَنَا عَلَيْكُم مِّن سُلْطَٰنٍۭ بَلْ كُنتُمْ قَوْمًا طَٰغِينَ﴿٣٠﴾

"Bizim sizin üstünüzde bir nüfuzumuz yoktu. Bilakis, azmış bir millettiniz."
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
31Sâffât · 31. ayet

فَحَقَّ عَلَيْنَا قَوْلُ رَبِّنَآ إِنَّا لَذَآئِقُونَ﴿٣١﴾

"Bu sebeple, Rabbimizin sözü aleyhimizde gerçekleşti. şüphesiz azabı tadacağız."
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
32Sâffât · 32. ayet

فَأَغْوَيْنَٰكُمْ إِنَّا كُنَّا غَٰوِينَ﴿٣٢﴾

"Sizi biz azdırmıştık, çünkü kendimiz azgındık".
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
33Sâffât · 33. ayet

فَإِنَّهُمْ يَوْمَئِذٍ فِى ٱلْعَذَابِ مُشْتَرِكُونَ﴿٣٣﴾

O gün hepsi azabda birleşirler.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
34Sâffât · 34. ayet

إِنَّا كَذَٰلِكَ نَفْعَلُ بِٱلْمُجْرِمِينَ﴿٣٤﴾

Doğrusu suçlulara böyle yaparız.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
35Sâffât · 35. ayet

إِنَّهُمْ كَانُوٓا۟ إِذَا قِيلَ لَهُمْ لَآ إِلَٰهَ إِلَّا ٱللَّهُ يَسْتَكْبِرُونَ﴿٣٥﴾

Onlara: "Allah'tan başka tanrı yoktur" denildiği zaman şüphesiz büyüklenirler.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
36Sâffât · 36. ayet

وَيَقُولُونَ أَئِنَّا لَتَارِكُوٓا۟ ءَالِهَتِنَا لِشَاعِرٍ مَّجْنُونٍۭ﴿٣٦﴾

"Deli bir şair yüzünden tanrılarımızı mı bırakalım?" derlerdi.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
17–36 / 182

Arapça metin: Tanzil Project · Meal, tefsir ve sürüm bilgileri

Sâffât Suresi · Meal ve Tefsir | Online Vaaz