إِلَّا مَنْ هُوَ صَالِ ٱلْجَحِيمِ﴿١٦٣﴾
Sizler ve taptığınız şeyler, cehenneme girecek kimseden başkasını Allah'a karşı azdırıcı değilsiniz.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
وَمَا مِنَّآ إِلَّا لَهُۥ مَقَامٌ مَّعْلُومٌ﴿١٦٤﴾
Melekler şöyle derler: "Bizim her birimizin bilinen bir makamı vardır. Şüphesiz biz sıra sıra duranlarız, şüphesiz biz Allah'ı tesbih edenleriz."
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
وَإِنَّا لَنَحْنُ ٱلصَّآفُّونَ﴿١٦٥﴾
Melekler şöyle derler: "Bizim her birimizin bilinen bir makamı vardır. Şüphesiz biz sıra sıra duranlarız, şüphesiz biz Allah'ı tesbih edenleriz."
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
وَإِنَّا لَنَحْنُ ٱلْمُسَبِّحُونَ﴿١٦٦﴾
Melekler şöyle derler: "Bizim her birimizin bilinen bir makamı vardır. Şüphesiz biz sıra sıra duranlarız, şüphesiz biz Allah'ı tesbih edenleriz."
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
وَإِن كَانُوا۟ لَيَقُولُونَ﴿١٦٧﴾
Putperestler: "Öncekilerde olduğu gibi bizde de bir kitap olsaydı, Allah'ın O'na içten bağlanan kulları olurduk" derlerdi.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
لَوْ أَنَّ عِندَنَا ذِكْرًا مِّنَ ٱلْأَوَّلِينَ﴿١٦٨﴾
Putperestler: "Öncekilerde olduğu gibi bizde de bir kitap olsaydı, Allah'ın O'na içten bağlanan kulları olurduk" derlerdi.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
لَكُنَّا عِبَادَ ٱللَّهِ ٱلْمُخْلَصِينَ﴿١٦٩﴾
Putperestler: "Öncekilerde olduğu gibi bizde de bir kitap olsaydı, Allah'ın O'na içten bağlanan kulları olurduk" derlerdi.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
فَكَفَرُوا۟ بِهِۦ فَسَوْفَ يَعْلَمُونَ﴿١٧٠﴾
Böyleyken O'nu inkar ettiler. Ama bileceklerdir.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
وَلَقَدْ سَبَقَتْ كَلِمَتُنَا لِعِبَادِنَا ٱلْمُرْسَلِينَ﴿١٧١﴾
And olsun ki, peygamber kullarımıza söz vermişizdir.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
إِنَّهُمْ لَهُمُ ٱلْمَنصُورُونَ﴿١٧٢﴾
Onlar şüphesiz yardım göreceklerdir.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
وَإِنَّ جُندَنَا لَهُمُ ٱلْغَٰلِبُونَ﴿١٧٣﴾
Bizim ordumuz şüphesiz üstün gelecektir.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
فَتَوَلَّ عَنْهُمْ حَتَّىٰ حِينٍ﴿١٧٤﴾
Bir süreye kadar onlara aldırış etme.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
وَأَبْصِرْهُمْ فَسَوْفَ يُبْصِرُونَ﴿١٧٥﴾
Onlara inecek azabı gözetle, onlar da göreceklerdir.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
أَفَبِعَذَابِنَا يَسْتَعْجِلُونَ﴿١٧٦﴾
Azabımıza uğramakta acele mi ediyorlar?
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
فَإِذَا نَزَلَ بِسَاحَتِهِمْ فَسَآءَ صَبَاحُ ٱلْمُنذَرِينَ﴿١٧٧﴾
O azap, yurtlarına indiğinde, uyarılan fakat yola gelmeyenlerin sabahı ne kötü olur!
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
وَتَوَلَّ عَنْهُمْ حَتَّىٰ حِينٍ﴿١٧٨﴾
Bir süreye kadar onlardan yüz çevir.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
وَأَبْصِرْ فَسَوْفَ يُبْصِرُونَ﴿١٧٩﴾
İnecek azabı gözetle, onlar da göreceklerdir.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
سُبْحَٰنَ رَبِّكَ رَبِّ ٱلْعِزَّةِ عَمَّا يَصِفُونَ﴿١٨٠﴾
Senin güçlü olan Rabbin, onların vasıflandırmalarından münezzehtir.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
وَسَلَٰمٌ عَلَى ٱلْمُرْسَلِينَ﴿١٨١﴾
Ve selam, peygamberleredir.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
وَٱلْحَمْدُ لِلَّهِ رَبِّ ٱلْعَٰلَمِينَ﴿١٨٢﴾
Hamd de Alemlerin Rabbi Allah'adır.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil