سَلَٰمٌ عَلَىٰٓ إِلْ يَاسِينَ﴿١٣٠﴾
Sonra gelenler içinde, "İlyas'a selam olsun" diye bir ün bıraktık.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
إِنَّا كَذَٰلِكَ نَجْزِى ٱلْمُحْسِنِينَ﴿١٣١﴾
Doğrusu Biz iyileri böylece mükafatlandırırız.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
إِنَّهُۥ مِنْ عِبَادِنَا ٱلْمُؤْمِنِينَ﴿١٣٢﴾
O, inanmış kullarımızdandı.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
وَإِنَّ لُوطًا لَّمِنَ ٱلْمُرْسَلِينَ﴿١٣٣﴾
Şüphesiz Lut da peygamberlerdendir.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
إِذْ نَجَّيْنَٰهُ وَأَهْلَهُۥٓ أَجْمَعِينَ﴿١٣٤﴾
Geridekiler arasında kalan yaşlı bir kadın dışında, Lut'u ve ailesinin hepsini kurtarmıştık.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
إِلَّا عَجُوزًا فِى ٱلْغَٰبِرِينَ﴿١٣٥﴾
Geridekiler arasında kalan yaşlı bir kadın dışında, Lut'u ve ailesinin hepsini kurtarmıştık.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
ثُمَّ دَمَّرْنَا ٱلْـَٔاخَرِينَ﴿١٣٦﴾
Sonra diğerlerini yok etmiştik.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
وَإِنَّكُمْ لَتَمُرُّونَ عَلَيْهِم مُّصْبِحِينَ﴿١٣٧﴾
Sabah akşam, onların yerleri üzerinden geçersiniz. Akletmez misiniz?
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
وَبِٱلَّيْلِ أَفَلَا تَعْقِلُونَ﴿١٣٨﴾
Sabah akşam, onların yerleri üzerinden geçersiniz. Akletmez misiniz?
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
وَإِنَّ يُونُسَ لَمِنَ ٱلْمُرْسَلِينَ﴿١٣٩﴾
Doğrusu Yunus da peygamberlerdendir.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
إِذْ أَبَقَ إِلَى ٱلْفُلْكِ ٱلْمَشْحُونِ﴿١٤٠﴾
Dolu bir gemiye kaçmıştı.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
فَسَاهَمَ فَكَانَ مِنَ ٱلْمُدْحَضِينَ﴿١٤١﴾
Gemide olanlarla karşılıklı kura çekmişti de yenilenlerden olmuştu, bu sebeple denize atılmıştı.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
فَٱلْتَقَمَهُ ٱلْحُوتُ وَهُوَ مُلِيمٌ﴿١٤٢﴾
Kendini kınarken onu bir balık yutmuştu.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
فَلَوْلَآ أَنَّهُۥ كَانَ مِنَ ٱلْمُسَبِّحِينَ﴿١٤٣﴾
Eğer Allah'ı tesbih edenlerden olmasaydı, tekrar diriltilecek güne kadar balığın karnında kalacaktı.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
لَلَبِثَ فِى بَطْنِهِۦٓ إِلَىٰ يَوْمِ يُبْعَثُونَ﴿١٤٤﴾
Eğer Allah'ı tesbih edenlerden olmasaydı, tekrar diriltilecek güne kadar balığın karnında kalacaktı.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
فَنَبَذْنَٰهُ بِٱلْعَرَآءِ وَهُوَ سَقِيمٌ﴿١٤٥﴾
Halsiz bir halde iken kendisini sahile çıkardık.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
وَأَنۢبَتْنَا عَلَيْهِ شَجَرَةً مِّن يَقْطِينٍ﴿١٤٦﴾
Onun için, geniş yapraklı bir bitki yetiştirdik.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
وَأَرْسَلْنَٰهُ إِلَىٰ مِا۟ئَةِ أَلْفٍ أَوْ يَزِيدُونَ﴿١٤٧﴾
Onu, yüzbin veya daha çok kişiye peygamber olarak gönderdik.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
فَـَٔامَنُوا۟ فَمَتَّعْنَٰهُمْ إِلَىٰ حِينٍ﴿١٤٨﴾
Sonunda ona inandılar, bunun üzerine Biz de onları bir süreye kadar geçindirdik.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
فَٱسْتَفْتِهِمْ أَلِرَبِّكَ ٱلْبَنَاتُ وَلَهُمُ ٱلْبَنُونَ﴿١٤٩﴾
Putperestlere sor, kızlar senin Rabbinin de erkekler onların mı?
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil