38. SURE · 88 AYET

Sâd Suresi

Yazı boyutu
38Sâd · 38. ayet

وَءَاخَرِينَ مُقَرَّنِينَ فِى ٱلْأَصْفَادِ﴿٣٨﴾

Bunun üzerine Biz de, istediği yere onun buyruğu ile kolayca giden rüzgarı, bina kuran ve dalgıçlık yapan şeytanları, demir halkalarla bağlı diğerlerini onun buyruğu altına verdik.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
39Sâd · 39. ayet

هَٰذَا عَطَآؤُنَا فَٱمْنُنْ أَوْ أَمْسِكْ بِغَيْرِ حِسَابٍ﴿٣٩﴾

"İşte Bizim bağışımız budur; ister ver, ister tut, hesapsızdır." dedik.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
40Sâd · 40. ayet

وَإِنَّ لَهُۥ عِندَنَا لَزُلْفَىٰ وَحُسْنَ مَـَٔابٍ﴿٤٠﴾

Doğrusu onun katımızda yakınlığı ve güzel bir istikbali vardır.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
41Sâd · 41. ayet

وَٱذْكُرْ عَبْدَنَآ أَيُّوبَ إِذْ نَادَىٰ رَبَّهُۥٓ أَنِّى مَسَّنِىَ ٱلشَّيْطَٰنُ بِنُصْبٍ وَعَذَابٍ﴿٤١﴾

Kulumuz Eyyub'u da an; Rabbine: "Doğrusu şeytan bana yorgunluk ve azap verdi" diye seslenmişti.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
42Sâd · 42. ayet

ٱرْكُضْ بِرِجْلِكَ هَٰذَا مُغْتَسَلٌۢ بَارِدٌ وَشَرَابٌ﴿٤٢﴾

"Ayağını yere vur! İşte yıkanacak ve içilecek soğuk bir su" dedik.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
43Sâd · 43. ayet

وَوَهَبْنَا لَهُۥٓ أَهْلَهُۥ وَمِثْلَهُم مَّعَهُمْ رَحْمَةً مِّنَّا وَذِكْرَىٰ لِأُو۟لِى ٱلْأَلْبَٰبِ﴿٤٣﴾

Katımızdan bir rahmet ve akıl sahiplerine bir öğüt olmak üzere, ona tekrar ailesini ve geçmiş olanlarla bir mislini daha vermiştik.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
44Sâd · 44. ayet

وَخُذْ بِيَدِكَ ضِغْثًا فَٱضْرِب بِّهِۦ وَلَا تَحْنَثْ إِنَّا وَجَدْنَٰهُ صَابِرًا نِّعْمَ ٱلْعَبْدُ إِنَّهُۥٓ أَوَّابٌ﴿٤٤﴾

"Ey Eyyub! Eline bir demet sap alıp onunla vur, yeminini bozma" demiştik. Doğrusu Biz onu sabırlı bulmuştuk. Ne iyi kuldu, daima Allah'a yönelirdi.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
45Sâd · 45. ayet

وَٱذْكُرْ عِبَٰدَنَآ إِبْرَٰهِيمَ وَإِسْحَٰقَ وَيَعْقُوبَ أُو۟لِى ٱلْأَيْدِى وَٱلْأَبْصَٰرِ﴿٤٥﴾

Güçlü ve anlayışlı olan kullarımız İbrahim, İshak ve Yakub'u da an.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
46Sâd · 46. ayet

إِنَّآ أَخْلَصْنَٰهُم بِخَالِصَةٍ ذِكْرَى ٱلدَّارِ﴿٤٦﴾

Biz onları ahiret yurdunu düşünen, içten bağlı kimseler kıldık.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
47Sâd · 47. ayet

وَإِنَّهُمْ عِندَنَا لَمِنَ ٱلْمُصْطَفَيْنَ ٱلْأَخْيَارِ﴿٤٧﴾

Doğrusu onlar katımızda seçkin, iyi kimselerdendirler.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
48Sâd · 48. ayet

وَٱذْكُرْ إِسْمَٰعِيلَ وَٱلْيَسَعَ وَذَا ٱلْكِفْلِ وَكُلٌّ مِّنَ ٱلْأَخْيَارِ﴿٤٨﴾

İsmail'i, Elyesa'ı, Zülkifl'i de an. Hepsi iyilerdendir.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
49Sâd · 49. ayet

هَٰذَا ذِكْرٌ وَإِنَّ لِلْمُتَّقِينَ لَحُسْنَ مَـَٔابٍ﴿٤٩﴾

İşte bu güzel bir anmadır. Doğrusu Allah'a karşı gelmekten sakınanlara güzel bir gelecek vardır.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
50Sâd · 50. ayet

جَنَّٰتِ عَدْنٍ مُّفَتَّحَةً لَّهُمُ ٱلْأَبْوَٰبُ﴿٥٠﴾

Kapıları onlara açılmış Adn cennetleri vardır.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
51Sâd · 51. ayet

مُتَّكِـِٔينَ فِيهَا يَدْعُونَ فِيهَا بِفَٰكِهَةٍ كَثِيرَةٍ وَشَرَابٍ﴿٥١﴾

Orada tahtlara yaslanmış olarak türlü meyveler ve içecekler isterler.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
52Sâd · 52. ayet

وَعِندَهُمْ قَٰصِرَٰتُ ٱلطَّرْفِ أَتْرَابٌ﴿٥٢﴾

Yanlarında, gözlerini eşlerine dikmiş yaşıt güzeller vardır.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
53Sâd · 53. ayet

هَٰذَا مَا تُوعَدُونَ لِيَوْمِ ٱلْحِسَابِ﴿٥٣﴾

İşte bu hesap günü için, size söz verilenlerdir.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
54Sâd · 54. ayet

إِنَّ هَٰذَا لَرِزْقُنَا مَا لَهُۥ مِن نَّفَادٍ﴿٥٤﴾

Doğrusu, verdiğimiz bu rızıklar tükenecek değildir.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
55Sâd · 55. ayet

هَٰذَا وَإِنَّ لِلطَّٰغِينَ لَشَرَّ مَـَٔابٍ﴿٥٥﴾

Bu böyle; ama azgınlara kötü bir gelecek vardır.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
56Sâd · 56. ayet

جَهَنَّمَ يَصْلَوْنَهَا فَبِئْسَ ٱلْمِهَادُ﴿٥٦﴾

Cehenneme girerler; ne kötü bir konaktır!
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
57Sâd · 57. ayet

هَٰذَا فَلْيَذُوقُوهُ حَمِيمٌ وَغَسَّاقٌ﴿٥٧﴾

İşte bu kaynar su ve irindir, artık onu tatsınlar.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
38–57 / 88

Arapça metin: Tanzil Project · Meal, tefsir ve sürüm bilgileri

Sâd Suresi · Meal ve Tefsir | Online Vaaz