وَأَنَّهُۥ هُوَ أَضْحَكَ وَأَبْكَىٰ﴿٤٣﴾
Doğrusu, güldüren de ağlatan da O'dur.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
وَأَنَّهُۥ هُوَ أَمَاتَ وَأَحْيَا﴿٤٤﴾
Doğrusu dirilten de öldüren de O'dur.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
وَأَنَّهُۥ خَلَقَ ٱلزَّوْجَيْنِ ٱلذَّكَرَ وَٱلْأُنثَىٰ﴿٤٥﴾
Doğrusu, atıldığında meniden erkek ve dişiyi, iki çifti yaratan O'dur.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
مِن نُّطْفَةٍ إِذَا تُمْنَىٰ﴿٤٦﴾
Doğrusu, atıldığında meniden erkek ve dişiyi, iki çifti yaratan O'dur.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
وَأَنَّ عَلَيْهِ ٱلنَّشْأَةَ ٱلْأُخْرَىٰ﴿٤٧﴾
Doğrusu ölümden sonra tekrar dirilten de O'dur.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
وَأَنَّهُۥ هُوَ أَغْنَىٰ وَأَقْنَىٰ﴿٤٨﴾
Doğrusu zengin eden de varlıklı kılan da O'dur.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
وَأَنَّهُۥ هُوَ رَبُّ ٱلشِّعْرَىٰ﴿٤٩﴾
Doğrusu Şira yıldızının Rabbi O'dur.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
وَأَنَّهُۥٓ أَهْلَكَ عَادًا ٱلْأُولَىٰ﴿٥٠﴾
İlk Ad milletini, Semud milletini yok edip geri bırakmayan O'dur.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
وَثَمُودَا۟ فَمَآ أَبْقَىٰ﴿٥١﴾
İlk Ad milletini, Semud milletini yok edip geri bırakmayan O'dur.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
وَقَوْمَ نُوحٍ مِّن قَبْلُ إِنَّهُمْ كَانُوا۟ هُمْ أَظْلَمَ وَأَطْغَىٰ﴿٥٢﴾
Daha önce de Nuh milletini yok eden O'dur; çünkü onlar çok zalim ve pek taşkın kimselerdi.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
وَٱلْمُؤْتَفِكَةَ أَهْوَىٰ﴿٥٣﴾
Lut milletinin kasabalarını yere batıran, onları gömdükçe gömen O'dur.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
فَغَشَّىٰهَا مَا غَشَّىٰ﴿٥٤﴾
Lut milletinin kasabalarını yere batıran, onları gömdükçe gömen O'dur.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكَ تَتَمَارَىٰ﴿٥٥﴾
Ey kişi! Rabbinin hangi nimetinden şüpheye düşersin?
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
هَٰذَا نَذِيرٌ مِّنَ ٱلنُّذُرِ ٱلْأُولَىٰٓ﴿٥٦﴾
İşte ilk uyaranlar gibi bu da bir uyarandır.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
أَزِفَتِ ٱلْـَٔازِفَةُ﴿٥٧﴾
Kıyamet yaklaştıkça yaklaşmıştır.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
لَيْسَ لَهَا مِن دُونِ ٱللَّهِ كَاشِفَةٌ﴿٥٨﴾
Onu Allah'tan başka ortaya koyacak yoktur.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
أَفَمِنْ هَٰذَا ٱلْحَدِيثِ تَعْجَبُونَ﴿٥٩﴾
Bu söze mi şaşıyorsunuz?
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
وَتَضْحَكُونَ وَلَا تَبْكُونَ﴿٦٠﴾
Gülüyorsunuz... Ağlamıyorsunuz.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
وَأَنتُمْ سَٰمِدُونَ﴿٦١﴾
Habersiz oyalanmaktasınız.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
فَٱسْجُدُوا۟ لِلَّهِ وَٱعْبُدُوا۟﴿٦٢﴾
Artık secdeye varın, Allah'a kulluk edin.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil