وَأَعْطَىٰ قَلِيلًا وَأَكْدَىٰٓ﴿٣٤﴾
Yüz çevireni ve malından biraz verip sonra vermemekte direneni gördün mü?"
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
أَعِندَهُۥ عِلْمُ ٱلْغَيْبِ فَهُوَ يَرَىٰٓ﴿٣٥﴾
Görülmeyenin ilmi yanında da o mu görüyor?
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
أَمْ لَمْ يُنَبَّأْ بِمَا فِى صُحُفِ مُوسَىٰ﴿٣٦﴾
Yoksa Musa'nın ve sözünü yerine getiren İbrahim'in kitablarında olanlar kendisine bildirilmedi mi ki?
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
وَإِبْرَٰهِيمَ ٱلَّذِى وَفَّىٰٓ﴿٣٧﴾
Yoksa Musa'nın ve sözünü yerine getiren İbrahim'in kitablarında olanlar kendisine bildirilmedi mi ki?
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
أَلَّا تَزِرُ وَازِرَةٌ وِزْرَ أُخْرَىٰ﴿٣٨﴾
Hiç bir günahkar başkasının günah yükünü yüklenmez;
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
وَأَن لَّيْسَ لِلْإِنسَٰنِ إِلَّا مَا سَعَىٰ﴿٣٩﴾
İnsan ancak çalıştığına erişir.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
وَأَنَّ سَعْيَهُۥ سَوْفَ يُرَىٰ﴿٤٠﴾
Onun çalışması şüphesiz görülecektir.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
ثُمَّ يُجْزَىٰهُ ٱلْجَزَآءَ ٱلْأَوْفَىٰ﴿٤١﴾
Sonra ona karşılığı eksiksiz verilecektir.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
وَأَنَّ إِلَىٰ رَبِّكَ ٱلْمُنتَهَىٰ﴿٤٢﴾
Doğrusu son varış Rabbinedir.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
وَأَنَّهُۥ هُوَ أَضْحَكَ وَأَبْكَىٰ﴿٤٣﴾
Doğrusu, güldüren de ağlatan da O'dur.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
وَأَنَّهُۥ هُوَ أَمَاتَ وَأَحْيَا﴿٤٤﴾
Doğrusu dirilten de öldüren de O'dur.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
وَأَنَّهُۥ خَلَقَ ٱلزَّوْجَيْنِ ٱلذَّكَرَ وَٱلْأُنثَىٰ﴿٤٥﴾
Doğrusu, atıldığında meniden erkek ve dişiyi, iki çifti yaratan O'dur.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
مِن نُّطْفَةٍ إِذَا تُمْنَىٰ﴿٤٦﴾
Doğrusu, atıldığında meniden erkek ve dişiyi, iki çifti yaratan O'dur.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
وَأَنَّ عَلَيْهِ ٱلنَّشْأَةَ ٱلْأُخْرَىٰ﴿٤٧﴾
Doğrusu ölümden sonra tekrar dirilten de O'dur.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
وَأَنَّهُۥ هُوَ أَغْنَىٰ وَأَقْنَىٰ﴿٤٨﴾
Doğrusu zengin eden de varlıklı kılan da O'dur.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
وَأَنَّهُۥ هُوَ رَبُّ ٱلشِّعْرَىٰ﴿٤٩﴾
Doğrusu Şira yıldızının Rabbi O'dur.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
وَأَنَّهُۥٓ أَهْلَكَ عَادًا ٱلْأُولَىٰ﴿٥٠﴾
İlk Ad milletini, Semud milletini yok edip geri bırakmayan O'dur.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
وَثَمُودَا۟ فَمَآ أَبْقَىٰ﴿٥١﴾
İlk Ad milletini, Semud milletini yok edip geri bırakmayan O'dur.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
وَقَوْمَ نُوحٍ مِّن قَبْلُ إِنَّهُمْ كَانُوا۟ هُمْ أَظْلَمَ وَأَطْغَىٰ﴿٥٢﴾
Daha önce de Nuh milletini yok eden O'dur; çünkü onlar çok zalim ve pek taşkın kimselerdi.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
وَٱلْمُؤْتَفِكَةَ أَهْوَىٰ﴿٥٣﴾
Lut milletinin kasabalarını yere batıran, onları gömdükçe gömen O'dur.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil