لَّٰبِثِينَ فِيهَآ أَحْقَابًا﴿٢٣﴾
Orada çağlar boyunca (nice devirler) kalacaklardır.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
لَّا يَذُوقُونَ فِيهَا بَرْدًا وَلَا شَرَابًا﴿٢٤﴾
Orada ne serinlik ne de içilecek bir şey tatmazlar; sadece kaynar su ve irin....
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
إِلَّا حَمِيمًا وَغَسَّاقًا﴿٢٥﴾
Orada ne serinlik ne de içilecek bir şey tatmazlar; sadece kaynar su ve irin....
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
جَزَآءً وِفَاقًا﴿٢٦﴾
Orada ne serinlik ne de içilecek bir şey tatmazlar; sadece kaynar su ve irin....
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
إِنَّهُمْ كَانُوا۟ لَا يَرْجُونَ حِسَابًا﴿٢٧﴾
Çünkü onlar, hesaba çekileceklerini sanmazlardı.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
وَكَذَّبُوا۟ بِـَٔايَٰتِنَا كِذَّابًا﴿٢٨﴾
Ayetlerimizi hep yalan sayıp dururlardı.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
وَكُلَّ شَىْءٍ أَحْصَيْنَٰهُ كِتَٰبًا﴿٢٩﴾
Biz de herşeyi yazıp saymışızdır.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
فَذُوقُوا۟ فَلَن نَّزِيدَكُمْ إِلَّا عَذَابًا﴿٣٠﴾
Şöyle deriz: "Artık tadınız, bundan böyle size azabdan başka bir şey artırmayız."
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
إِنَّ لِلْمُتَّقِينَ مَفَازًا﴿٣١﴾
Doğrusu, Allah'a karşı gelmekten sakınanlara kurtuluş, bahçeler, bağlar, yaşıtlar ve dolu kadehler vardır.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
حَدَآئِقَ وَأَعْنَٰبًا﴿٣٢﴾
Doğrusu, Allah'a karşı gelmekten sakınanlara kurtuluş, bahçeler, bağlar, yaşıtlar ve dolu kadehler vardır.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
وَكَوَاعِبَ أَتْرَابًا﴿٣٣﴾
Doğrusu, Allah'a karşı gelmekten sakınanlara kurtuluş, bahçeler, bağlar, yaşıtlar ve dolu kadehler vardır.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
وَكَأْسًا دِهَاقًا﴿٣٤﴾
Doğrusu, Allah'a karşı gelmekten sakınanlara kurtuluş, bahçeler, bağlar, yaşıtlar ve dolu kadehler vardır.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
لَّا يَسْمَعُونَ فِيهَا لَغْوًا وَلَا كِذَّٰبًا﴿٣٥﴾
Orada boş ve yalan söz işitmezler.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
جَزَآءً مِّن رَّبِّكَ عَطَآءً حِسَابًا﴿٣٦﴾
Bunlar Rabbinin katından, hesabları karşılığı verilenlerdir.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
رَّبِّ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ وَمَا بَيْنَهُمَا ٱلرَّحْمَٰنِ لَا يَمْلِكُونَ مِنْهُ خِطَابًا﴿٣٧﴾
O, göklerin, yerin ve ikisi arasında olanların Rabbidir. O, önünde kimsenin konuşmayacağı Rahman olan Allah'tır.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
يَوْمَ يَقُومُ ٱلرُّوحُ وَٱلْمَلَٰٓئِكَةُ صَفًّا لَّا يَتَكَلَّمُونَ إِلَّا مَنْ أَذِنَ لَهُ ٱلرَّحْمَٰنُ وَقَالَ صَوَابًا﴿٣٨﴾
Cebrail ve meleklerin dizi dizi durdukları gün, Rahman olan Allah'ın izni olmadan kimse konuşamayacaktır. Konuştuğu zaman da doğruyu söyleyecektir.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
ذَٰلِكَ ٱلْيَوْمُ ٱلْحَقُّ فَمَن شَآءَ ٱتَّخَذَ إِلَىٰ رَبِّهِۦ مَـَٔابًا﴿٣٩﴾
İşte gerçek gün budur. Dileyen kimse, Rabbine götürecek bir yol benimser.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
إِنَّآ أَنذَرْنَٰكُمْ عَذَابًا قَرِيبًا يَوْمَ يَنظُرُ ٱلْمَرْءُ مَا قَدَّمَتْ يَدَاهُ وَيَقُولُ ٱلْكَافِرُ يَٰلَيْتَنِى كُنتُ تُرَٰبًۢا﴿٤٠﴾
Sizi, yakın gelecekteki bir azabla uyardık; o gün kişi elleriyle sunduğuna bakar ve inkarcı da: "Keşke toprak olaydım" der.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil