وَٱلنَّٰشِطَٰتِ نَشْطًا﴿٢﴾
Canları kolaylıkla alanlara and olsun,
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
وَٱلسَّٰبِحَٰتِ سَبْحًا﴿٣﴾
Yüzüp yüzüp gidenlere and olsun,
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
فَٱلسَّٰبِقَٰتِ سَبْقًا﴿٤﴾
Yarıştıkça yarışan ve işleri yöneten meleklere and olsun
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
فَٱلْمُدَبِّرَٰتِ أَمْرًا﴿٥﴾
Yarıştıkça yarışan ve işleri yöneten meleklere and olsun
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
يَوْمَ تَرْجُفُ ٱلرَّاجِفَةُ﴿٦﴾
O gün bir sarsıntı sarsar.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
تَتْبَعُهَا ٱلرَّادِفَةُ﴿٧﴾
Peşinden bir diğeri gelir.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
قُلُوبٌ يَوْمَئِذٍ وَاجِفَةٌ﴿٨﴾
O gün kalbler titrer.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
أَبْصَٰرُهَا خَٰشِعَةٌ﴿٩﴾
İnsanların gözleri yere döner.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
يَقُولُونَ أَءِنَّا لَمَرْدُودُونَ فِى ٱلْحَافِرَةِ﴿١٠﴾
Derler ki: "Biz eski halimize mi döndürüleceğiz?"
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
أَءِذَا كُنَّا عِظَٰمًا نَّخِرَةً﴿١١﴾
"Ufalanmış kemik olduğumuz zaman mı?"
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
قَالُوا۟ تِلْكَ إِذًا كَرَّةٌ خَاسِرَةٌ﴿١٢﴾
Derler ki: "O takdirde bu zararına bir dönüştür."
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
فَإِنَّمَا هِىَ زَجْرَةٌ وَٰحِدَةٌ﴿١٣﴾
Doğrusu bir tek çığlık yetecektir.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
فَإِذَا هُم بِٱلسَّاهِرَةِ﴿١٤﴾
Hepsi hemen bir düzlüğe dökülecektir.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
هَلْ أَتَىٰكَ حَدِيثُ مُوسَىٰٓ﴿١٥﴾
Musa'nın başından geçen olay sana geldi mi?
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
إِذْ نَادَىٰهُ رَبُّهُۥ بِٱلْوَادِ ٱلْمُقَدَّسِ طُوًى﴿١٦﴾
Tuva'da, kutsal bir vadide, Rabbi ona şöyle hitap etmişti:
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
ٱذْهَبْ إِلَىٰ فِرْعَوْنَ إِنَّهُۥ طَغَىٰ﴿١٧﴾
"Firavun'a git; doğrusu o azmıştır."
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
فَقُلْ هَل لَّكَ إِلَىٰٓ أَن تَزَكَّىٰ﴿١٨﴾
"Ona de ki: Arınmağa niyetin var mı?"
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
وَأَهْدِيَكَ إِلَىٰ رَبِّكَ فَتَخْشَىٰ﴿١٩﴾
"Rabbine giden yolu göstereyim ki O'na saygı duyup korkasın."
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
فَأَرَىٰهُ ٱلْـَٔايَةَ ٱلْكُبْرَىٰ﴿٢٠﴾
Bunun üzerine ona en büyük mucizeyi gösterdi.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
فَكَذَّبَ وَعَصَىٰ﴿٢١﴾
Ama Firavun yalanladı ve baş kaldırdı.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil