فَإِنَّمَا هِىَ زَجْرَةٌ وَٰحِدَةٌ﴿١٣﴾
Doğrusu bir tek çığlık yetecektir.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
فَإِذَا هُم بِٱلسَّاهِرَةِ﴿١٤﴾
Hepsi hemen bir düzlüğe dökülecektir.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
هَلْ أَتَىٰكَ حَدِيثُ مُوسَىٰٓ﴿١٥﴾
Musa'nın başından geçen olay sana geldi mi?
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
إِذْ نَادَىٰهُ رَبُّهُۥ بِٱلْوَادِ ٱلْمُقَدَّسِ طُوًى﴿١٦﴾
Tuva'da, kutsal bir vadide, Rabbi ona şöyle hitap etmişti:
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
ٱذْهَبْ إِلَىٰ فِرْعَوْنَ إِنَّهُۥ طَغَىٰ﴿١٧﴾
"Firavun'a git; doğrusu o azmıştır."
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
فَقُلْ هَل لَّكَ إِلَىٰٓ أَن تَزَكَّىٰ﴿١٨﴾
"Ona de ki: Arınmağa niyetin var mı?"
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
وَأَهْدِيَكَ إِلَىٰ رَبِّكَ فَتَخْشَىٰ﴿١٩﴾
"Rabbine giden yolu göstereyim ki O'na saygı duyup korkasın."
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
فَأَرَىٰهُ ٱلْـَٔايَةَ ٱلْكُبْرَىٰ﴿٢٠﴾
Bunun üzerine ona en büyük mucizeyi gösterdi.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
فَكَذَّبَ وَعَصَىٰ﴿٢١﴾
Ama Firavun yalanladı ve baş kaldırdı.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
ثُمَّ أَدْبَرَ يَسْعَىٰ﴿٢٢﴾
Geri dönüp yürüdü.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
فَحَشَرَ فَنَادَىٰ﴿٢٣﴾
Adamlarını toplayıp seslendi:
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
فَقَالَ أَنَا۠ رَبُّكُمُ ٱلْأَعْلَىٰ﴿٢٤﴾
"Sizin en yüce rabbiniz benim" dedi.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
فَأَخَذَهُ ٱللَّهُ نَكَالَ ٱلْـَٔاخِرَةِ وَٱلْأُولَىٰٓ﴿٢٥﴾
Allah bunun üzerine onu dünya ve ahiret azabına uğrattı.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَعِبْرَةً لِّمَن يَخْشَىٰٓ﴿٢٦﴾
Doğrusu bunda Allah'tan korkan kimseye ders vardır.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
ءَأَنتُمْ أَشَدُّ خَلْقًا أَمِ ٱلسَّمَآءُ بَنَىٰهَا﴿٢٧﴾
Sizi yaratmak mı daha zordur, yoksa göğü yaratmak mı? Ki onu Allah bina edip yükseltmiş ve ona şekil vermiştir.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
رَفَعَ سَمْكَهَا فَسَوَّىٰهَا﴿٢٨﴾
Sizi yaratmak mı daha zordur, yoksa göğü yaratmak mı? Ki onu Allah bina edip yükseltmiş ve ona şekil vermiştir.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
وَأَغْطَشَ لَيْلَهَا وَأَخْرَجَ ضُحَىٰهَا﴿٢٩﴾
Gecesini karanlık yapmış, gündüzünü aydınlatmıştır.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
وَٱلْأَرْضَ بَعْدَ ذَٰلِكَ دَحَىٰهَآ﴿٣٠﴾
Ardından yeri düzenlemiştir.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
أَخْرَجَ مِنْهَا مَآءَهَا وَمَرْعَىٰهَا﴿٣١﴾
Suyunu ondan çıkarmış ve otlak yer meydana getirmiştir.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
وَٱلْجِبَالَ أَرْسَىٰهَا﴿٣٢﴾
Dağları yerleştirmiştir.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil