سَيَقُولُونَ لِلَّهِ قُلْ أَفَلَا تَتَّقُونَ﴿٨٧﴾
"Allah'tır" diyecekler! "Öyleyse O'na karşı gelmekten sakınmaz mısınız?" de.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
Dinle Karşılaştır Tefsir Paylaş قُلْ مَنۢ بِيَدِهِۦ مَلَكُوتُ كُلِّ شَىْءٍ وَهُوَ يُجِيرُ وَلَا يُجَارُ عَلَيْهِ إِن كُنتُمْ تَعْلَمُونَ﴿٨٨﴾
"Biliyorsanız söyleyin her şeyin hükümranlığı elinde olan, barındıran fakat himayeye muhtaç olmayan kimdir?"
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
Dinle Karşılaştır Tefsir Paylaş سَيَقُولُونَ لِلَّهِ قُلْ فَأَنَّىٰ تُسْحَرُونَ﴿٨٩﴾
"Allah'tır" diyecekler; "Öyleyse nasıl aldanıyorsunuz" de.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
Dinle Karşılaştır Tefsir Paylaş بَلْ أَتَيْنَٰهُم بِٱلْحَقِّ وَإِنَّهُمْ لَكَٰذِبُونَ﴿٩٠﴾
Hayır; Biz onlara gerçeği getirdik ama, onlar yalancıdırlar.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
Dinle Karşılaştır Tefsir Paylaş مَا ٱتَّخَذَ ٱللَّهُ مِن وَلَدٍ وَمَا كَانَ مَعَهُۥ مِنْ إِلَٰهٍ إِذًا لَّذَهَبَ كُلُّ إِلَٰهٍۭ بِمَا خَلَقَ وَلَعَلَا بَعْضُهُمْ عَلَىٰ بَعْضٍ سُبْحَٰنَ ٱللَّهِ عَمَّا يَصِفُونَ﴿٩١﴾
Allah çocuk edinmemiştir; O'nun yanında hiçbir tanrı yoktur, olsaydı, her tanrı kendi yarattığı ile beraber gider ve birbirinden üstün olmağa çalışırlardı. Allah onların vasıflandırdıklarından münezzehtir.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
Dinle Karşılaştır Tefsir Paylaş عَٰلِمِ ٱلْغَيْبِ وَٱلشَّهَٰدَةِ فَتَعَٰلَىٰ عَمَّا يُشْرِكُونَ﴿٩٢﴾
O, görülmeyeni de, görüleni de bilir. Koştukları ortaklardan yücedir.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
Dinle Karşılaştır Tefsir Paylaş قُل رَّبِّ إِمَّا تُرِيَنِّى مَا يُوعَدُونَ﴿٩٣﴾
De ki: "Rabbim! Onların tehdit olundukları şeyi bana mutlaka göstereceksen, o zaman beni zalim milletin içinde bulundurma Yarabbi."
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
Dinle Karşılaştır Tefsir Paylaş رَبِّ فَلَا تَجْعَلْنِى فِى ٱلْقَوْمِ ٱلظَّٰلِمِينَ﴿٩٤﴾
De ki: "Rabbim! Onların tehdit olundukları şeyi bana mutlaka göstereceksen, o zaman beni zalim milletin içinde bulundurma Yarabbi."
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
Dinle Karşılaştır Tefsir Paylaş وَإِنَّا عَلَىٰٓ أَن نُّرِيَكَ مَا نَعِدُهُمْ لَقَٰدِرُونَ﴿٩٥﴾
Biz onlara vadettiğimizi sana elbette gösterebiliriz.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
Dinle Karşılaştır Tefsir Paylaş ٱدْفَعْ بِٱلَّتِى هِىَ أَحْسَنُ ٱلسَّيِّئَةَ نَحْنُ أَعْلَمُ بِمَا يَصِفُونَ﴿٩٦﴾
Kötülüğü en iyi ile sav. Onların vasıflandırmalarını Biz daha iyi biliriz.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
Dinle Karşılaştır Tefsir Paylaş وَقُل رَّبِّ أَعُوذُ بِكَ مِنْ هَمَزَٰتِ ٱلشَّيَٰطِينِ﴿٩٧﴾
De ki: "Rabbim! Şeytanların kışkırtmalarından Sana sığınırım."
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
Dinle Karşılaştır Tefsir Paylaş وَأَعُوذُ بِكَ رَبِّ أَن يَحْضُرُونِ﴿٩٨﴾
"Rabbim! Yanımda bulunmalarından da Sana sığınırım."
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
Dinle Karşılaştır Tefsir Paylaş حَتَّىٰٓ إِذَا جَآءَ أَحَدَهُمُ ٱلْمَوْتُ قَالَ رَبِّ ٱرْجِعُونِ﴿٩٩﴾
Onlardan birine ölüm gelince: "Rabbim! Beni geri çevir, belki, yapmadan bıraktığımı tamamlar, iyi iş işlerim" der. Hayır; bu söylediği sadece kendi lafıdır. Tekrar diriltilecekleri güne kadar arkalarında geriye dönmekten onları alıkoyan bir engel vardır.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
Dinle Karşılaştır Tefsir Paylaş لَعَلِّىٓ أَعْمَلُ صَٰلِحًا فِيمَا تَرَكْتُ كَلَّآ إِنَّهَا كَلِمَةٌ هُوَ قَآئِلُهَا وَمِن وَرَآئِهِم بَرْزَخٌ إِلَىٰ يَوْمِ يُبْعَثُونَ﴿١٠٠﴾
Onlardan birine ölüm gelince: "Rabbim! Beni geri çevir, belki, yapmadan bıraktığımı tamamlar, iyi iş işlerim" der. Hayır; bu söylediği sadece kendi lafıdır. Tekrar diriltilecekleri güne kadar arkalarında geriye dönmekten onları alıkoyan bir engel vardır.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
Dinle Karşılaştır Tefsir Paylaş فَإِذَا نُفِخَ فِى ٱلصُّورِ فَلَآ أَنسَابَ بَيْنَهُمْ يَوْمَئِذٍ وَلَا يَتَسَآءَلُونَ﴿١٠١﴾
Sura üflendiği zaman, o gün, aralarındaki soy yakınlığı fayda vermez ve birbirlerine de birşey soramazlar.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
Dinle Karşılaştır Tefsir Paylaş فَمَن ثَقُلَتْ مَوَٰزِينُهُۥ فَأُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلْمُفْلِحُونَ﴿١٠٢﴾
Tartıları ağır gelenler, işte onlar kurtuluşa ermiş olanlardır.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
Dinle Karşılaştır Tefsir Paylaş وَمَنْ خَفَّتْ مَوَٰزِينُهُۥ فَأُو۟لَٰٓئِكَ ٱلَّذِينَ خَسِرُوٓا۟ أَنفُسَهُمْ فِى جَهَنَّمَ خَٰلِدُونَ﴿١٠٣﴾
Tartıları hafif gelenler, işte onlar, kendilerine yazık edendir, cehennemde temellidirler.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
Dinle Karşılaştır Tefsir Paylaş تَلْفَحُ وُجُوهَهُمُ ٱلنَّارُ وَهُمْ فِيهَا كَٰلِحُونَ﴿١٠٤﴾
Ateş onların yüzlerini yalar, dişleri sırıtıp kalır.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
Dinle Karşılaştır Tefsir Paylaş أَلَمْ تَكُنْ ءَايَٰتِى تُتْلَىٰ عَلَيْكُمْ فَكُنتُم بِهَا تُكَذِّبُونَ﴿١٠٥﴾
Allah: "Ayetlerim size okunurken onları yalanlıyordunuz değil mi?" der.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
Dinle Karşılaştır Tefsir Paylaş قَالُوا۟ رَبَّنَا غَلَبَتْ عَلَيْنَا شِقْوَتُنَا وَكُنَّا قَوْمًا ضَآلِّينَ﴿١٠٦﴾
Şöyle derler: "Rabbimiz! Bizi bedbahtlığımız yenmişti; sapık bir millet olmuştuk."
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
Dinle Karşılaştır Tefsir Paylaş