23. SURE · 118 AYET

Mü’minûn Suresi

Yazı boyutu
87Mü’minûn · 87. ayet

سَيَقُولُونَ لِلَّهِ قُلْ أَفَلَا تَتَّقُونَ﴿٨٧﴾

"Allah'tır" diyecekler! "Öyleyse O'na karşı gelmekten sakınmaz mısınız?" de.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
88Mü’minûn · 88. ayet

قُلْ مَنۢ بِيَدِهِۦ مَلَكُوتُ كُلِّ شَىْءٍ وَهُوَ يُجِيرُ وَلَا يُجَارُ عَلَيْهِ إِن كُنتُمْ تَعْلَمُونَ﴿٨٨﴾

"Biliyorsanız söyleyin her şeyin hükümranlığı elinde olan, barındıran fakat himayeye muhtaç olmayan kimdir?"
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
89Mü’minûn · 89. ayet

سَيَقُولُونَ لِلَّهِ قُلْ فَأَنَّىٰ تُسْحَرُونَ﴿٨٩﴾

"Allah'tır" diyecekler; "Öyleyse nasıl aldanıyorsunuz" de.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
90Mü’minûn · 90. ayet

بَلْ أَتَيْنَٰهُم بِٱلْحَقِّ وَإِنَّهُمْ لَكَٰذِبُونَ﴿٩٠﴾

Hayır; Biz onlara gerçeği getirdik ama, onlar yalancıdırlar.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
91Mü’minûn · 91. ayet

مَا ٱتَّخَذَ ٱللَّهُ مِن وَلَدٍ وَمَا كَانَ مَعَهُۥ مِنْ إِلَٰهٍ إِذًا لَّذَهَبَ كُلُّ إِلَٰهٍۭ بِمَا خَلَقَ وَلَعَلَا بَعْضُهُمْ عَلَىٰ بَعْضٍ سُبْحَٰنَ ٱللَّهِ عَمَّا يَصِفُونَ﴿٩١﴾

Allah çocuk edinmemiştir; O'nun yanında hiçbir tanrı yoktur, olsaydı, her tanrı kendi yarattığı ile beraber gider ve birbirinden üstün olmağa çalışırlardı. Allah onların vasıflandırdıklarından münezzehtir.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
92Mü’minûn · 92. ayet

عَٰلِمِ ٱلْغَيْبِ وَٱلشَّهَٰدَةِ فَتَعَٰلَىٰ عَمَّا يُشْرِكُونَ﴿٩٢﴾

O, görülmeyeni de, görüleni de bilir. Koştukları ortaklardan yücedir.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
93Mü’minûn · 93. ayet

قُل رَّبِّ إِمَّا تُرِيَنِّى مَا يُوعَدُونَ﴿٩٣﴾

De ki: "Rabbim! Onların tehdit olundukları şeyi bana mutlaka göstereceksen, o zaman beni zalim milletin içinde bulundurma Yarabbi."
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
94Mü’minûn · 94. ayet

رَبِّ فَلَا تَجْعَلْنِى فِى ٱلْقَوْمِ ٱلظَّٰلِمِينَ﴿٩٤﴾

De ki: "Rabbim! Onların tehdit olundukları şeyi bana mutlaka göstereceksen, o zaman beni zalim milletin içinde bulundurma Yarabbi."
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
95Mü’minûn · 95. ayet

وَإِنَّا عَلَىٰٓ أَن نُّرِيَكَ مَا نَعِدُهُمْ لَقَٰدِرُونَ﴿٩٥﴾

Biz onlara vadettiğimizi sana elbette gösterebiliriz.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
96Mü’minûn · 96. ayet

ٱدْفَعْ بِٱلَّتِى هِىَ أَحْسَنُ ٱلسَّيِّئَةَ نَحْنُ أَعْلَمُ بِمَا يَصِفُونَ﴿٩٦﴾

Kötülüğü en iyi ile sav. Onların vasıflandırmalarını Biz daha iyi biliriz.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
97Mü’minûn · 97. ayet

وَقُل رَّبِّ أَعُوذُ بِكَ مِنْ هَمَزَٰتِ ٱلشَّيَٰطِينِ﴿٩٧﴾

De ki: "Rabbim! Şeytanların kışkırtmalarından Sana sığınırım."
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
98Mü’minûn · 98. ayet

وَأَعُوذُ بِكَ رَبِّ أَن يَحْضُرُونِ﴿٩٨﴾

"Rabbim! Yanımda bulunmalarından da Sana sığınırım."
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
99Mü’minûn · 99. ayet

حَتَّىٰٓ إِذَا جَآءَ أَحَدَهُمُ ٱلْمَوْتُ قَالَ رَبِّ ٱرْجِعُونِ﴿٩٩﴾

Onlardan birine ölüm gelince: "Rabbim! Beni geri çevir, belki, yapmadan bıraktığımı tamamlar, iyi iş işlerim" der. Hayır; bu söylediği sadece kendi lafıdır. Tekrar diriltilecekleri güne kadar arkalarında geriye dönmekten onları alıkoyan bir engel vardır.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
100Mü’minûn · 100. ayet

لَعَلِّىٓ أَعْمَلُ صَٰلِحًا فِيمَا تَرَكْتُ كَلَّآ إِنَّهَا كَلِمَةٌ هُوَ قَآئِلُهَا وَمِن وَرَآئِهِم بَرْزَخٌ إِلَىٰ يَوْمِ يُبْعَثُونَ﴿١٠٠﴾

Onlardan birine ölüm gelince: "Rabbim! Beni geri çevir, belki, yapmadan bıraktığımı tamamlar, iyi iş işlerim" der. Hayır; bu söylediği sadece kendi lafıdır. Tekrar diriltilecekleri güne kadar arkalarında geriye dönmekten onları alıkoyan bir engel vardır.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
101Mü’minûn · 101. ayet

فَإِذَا نُفِخَ فِى ٱلصُّورِ فَلَآ أَنسَابَ بَيْنَهُمْ يَوْمَئِذٍ وَلَا يَتَسَآءَلُونَ﴿١٠١﴾

Sura üflendiği zaman, o gün, aralarındaki soy yakınlığı fayda vermez ve birbirlerine de birşey soramazlar.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
102Mü’minûn · 102. ayet

فَمَن ثَقُلَتْ مَوَٰزِينُهُۥ فَأُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلْمُفْلِحُونَ﴿١٠٢﴾

Tartıları ağır gelenler, işte onlar kurtuluşa ermiş olanlardır.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
103Mü’minûn · 103. ayet

وَمَنْ خَفَّتْ مَوَٰزِينُهُۥ فَأُو۟لَٰٓئِكَ ٱلَّذِينَ خَسِرُوٓا۟ أَنفُسَهُمْ فِى جَهَنَّمَ خَٰلِدُونَ﴿١٠٣﴾

Tartıları hafif gelenler, işte onlar, kendilerine yazık edendir, cehennemde temellidirler.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
104Mü’minûn · 104. ayet

تَلْفَحُ وُجُوهَهُمُ ٱلنَّارُ وَهُمْ فِيهَا كَٰلِحُونَ﴿١٠٤﴾

Ateş onların yüzlerini yalar, dişleri sırıtıp kalır.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
105Mü’minûn · 105. ayet

أَلَمْ تَكُنْ ءَايَٰتِى تُتْلَىٰ عَلَيْكُمْ فَكُنتُم بِهَا تُكَذِّبُونَ﴿١٠٥﴾

Allah: "Ayetlerim size okunurken onları yalanlıyordunuz değil mi?" der.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
106Mü’minûn · 106. ayet

قَالُوا۟ رَبَّنَا غَلَبَتْ عَلَيْنَا شِقْوَتُنَا وَكُنَّا قَوْمًا ضَآلِّينَ﴿١٠٦﴾

Şöyle derler: "Rabbimiz! Bizi bedbahtlığımız yenmişti; sapık bir millet olmuştuk."
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
87–106 / 118

Arapça metin: Tanzil Project · Meal, tefsir ve sürüm bilgileri

Mü’minûn Suresi · Meal ve Tefsir | Online Vaaz