عَلَى ٱلْكَٰفِرِينَ غَيْرُ يَسِيرٍ﴿١٠﴾
Sura üflendiği vakit, işte o gün, inkarcılara kolay olmayan zorlu bir gündür.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
ذَرْنِى وَمَنْ خَلَقْتُ وَحِيدًا﴿١١﴾
Tek olarak yaratıp kendisine bol bol mal, çevresinde bulunan oğullar verdiğim ve nimetleri yaydıkça yaydığım o kimseyi Bana bırak.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
وَجَعَلْتُ لَهُۥ مَالًا مَّمْدُودًا﴿١٢﴾
Tek olarak yaratıp kendisine bol bol mal, çevresinde bulunan oğullar verdiğim ve nimetleri yaydıkça yaydığım o kimseyi Bana bırak.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
وَبَنِينَ شُهُودًا﴿١٣﴾
Tek olarak yaratıp kendisine bol bol mal, çevresinde bulunan oğullar verdiğim ve nimetleri yaydıkça yaydığım o kimseyi Bana bırak.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
وَمَهَّدتُّ لَهُۥ تَمْهِيدًا﴿١٤﴾
Tek olarak yaratıp kendisine bol bol mal, çevresinde bulunan oğullar verdiğim ve nimetleri yaydıkça yaydığım o kimseyi Bana bırak.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
ثُمَّ يَطْمَعُ أَنْ أَزِيدَ﴿١٥﴾
Bir de verdiğim nimetten artırmamı umar;
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
كَلَّآ إِنَّهُۥ كَانَ لِـَٔايَٰتِنَا عَنِيدًا﴿١٦﴾
Hayır; hayır; çünkü o, Bizim ayetlerimize karşı son derece inatçıdır.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
سَأُرْهِقُهُۥ صَعُودًا﴿١٧﴾
Onu sarp bir yokuşa sardıracağım.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
إِنَّهُۥ فَكَّرَ وَقَدَّرَ﴿١٨﴾
Çünkü o, düşündü, ölçtü biçti;
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
فَقُتِلَ كَيْفَ قَدَّرَ﴿١٩﴾
Canı çıkası, ne biçim ölçüp biçti!
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
ثُمَّ قُتِلَ كَيْفَ قَدَّرَ﴿٢٠﴾
Canı çıkası; sonra yine ne biçim ölçüp biçti!
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
ثُمَّ نَظَرَ﴿٢١﴾
Sonra baktı;
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
ثُمَّ عَبَسَ وَبَسَرَ﴿٢٢﴾
Sonra kaşlarını çattı, suratını aştı;
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
ثُمَّ أَدْبَرَ وَٱسْتَكْبَرَ﴿٢٣﴾
Sonra da sırt çevirip büyüklük tasladı.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
فَقَالَ إِنْ هَٰذَآ إِلَّا سِحْرٌ يُؤْثَرُ﴿٢٤﴾
"Bu sadece öğretilegelen bir sihirdir. Bu Kuran yalnızca bir insan sözüdür" dedi.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
إِنْ هَٰذَآ إِلَّا قَوْلُ ٱلْبَشَرِ﴿٢٥﴾
"Bu sadece öğretilegelen bir sihirdir. Bu Kuran yalnızca bir insan sözüdür" dedi.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
سَأُصْلِيهِ سَقَرَ﴿٢٦﴾
İşte bu adamı yakıcı bir ateşe yaslayacağım.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
وَمَآ أَدْرَىٰكَ مَا سَقَرُ﴿٢٧﴾
Yakıcı ateşin ne olduğunu sen nerden bilirsin?
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
لَا تُبْقِى وَلَا تَذَرُ﴿٢٨﴾
O, ne geri bırakır ne de azabdan vazgeçer.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
لَوَّاحَةٌ لِّلْبَشَرِ﴿٢٩﴾
İnsanın derisini kavurur;
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil