فَإِذَا قَرَأْنَٰهُ فَٱتَّبِعْ قُرْءَانَهُۥ﴿١٨﴾
Biz onu Cebrail'e okuttuğumuz zaman, onun okumasını dinle.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
ثُمَّ إِنَّ عَلَيْنَا بَيَانَهُۥ﴿١٩﴾
Sonra onu sana açıklamak Bize düşer.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
كَلَّا بَلْ تُحِبُّونَ ٱلْعَاجِلَةَ﴿٢٠﴾
Hayır, hayır! Sizler, çabuk elde edeceğiniz dünya nimetlerini seversiniz.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
وَتَذَرُونَ ٱلْـَٔاخِرَةَ﴿٢١﴾
Ahireti bırakırsınız.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
وُجُوهٌ يَوْمَئِذٍ نَّاضِرَةٌ﴿٢٢﴾
O gün bir takım yüzler Rablerine bakıp parlayacaktır.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
إِلَىٰ رَبِّهَا نَاظِرَةٌ﴿٢٣﴾
O gün bir takım yüzler Rablerine bakıp parlayacaktır.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
وَوُجُوهٌ يَوْمَئِذٍۭ بَاسِرَةٌ﴿٢٤﴾
O gün bir takım yüzler de asıktır.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
تَظُنُّ أَن يُفْعَلَ بِهَا فَاقِرَةٌ﴿٢٥﴾
Kendisinin belkemiğinin kırılacağını sanır.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
كَلَّآ إِذَا بَلَغَتِ ٱلتَّرَاقِىَ﴿٢٦﴾
Dikkat edin; can boğaza gelip köprücük kemiklerine dayandığı zaman: "Çare bulan yok mudur?" denir.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
وَقِيلَ مَنْ رَاقٍ﴿٢٧﴾
Dikkat edin; can boğaza gelip köprücük kemiklerine dayandığı zaman: "Çare bulan yok mudur?" denir.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
وَظَنَّ أَنَّهُ ٱلْفِرَاقُ﴿٢٨﴾
Artık ayrılık vaktinin geldiğini sanır.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
وَٱلْتَفَّتِ ٱلسَّاقُ بِٱلسَّاقِ﴿٢٩﴾
Bacaklar birbirine dolaşır.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
إِلَىٰ رَبِّكَ يَوْمَئِذٍ ٱلْمَسَاقُ﴿٣٠﴾
O gün sevk Rabbin huzurunadır.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
فَلَا صَدَّقَ وَلَا صَلَّىٰ﴿٣١﴾
O, Peygamberi doğrulamamış, namaz kılmamış, ama yalanlayıp yüz çevirmiş, sonra da salına salına kendinden yana olanlara gitmişti.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
وَلَٰكِن كَذَّبَ وَتَوَلَّىٰ﴿٣٢﴾
O, Peygamberi doğrulamamış, namaz kılmamış, ama yalanlayıp yüz çevirmiş, sonra da salına salına kendinden yana olanlara gitmişti.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
ثُمَّ ذَهَبَ إِلَىٰٓ أَهْلِهِۦ يَتَمَطَّىٰٓ﴿٣٣﴾
O, Peygamberi doğrulamamış, namaz kılmamış, ama yalanlayıp yüz çevirmiş, sonra da salına salına kendinden yana olanlara gitmişti.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
أَوْلَىٰ لَكَ فَأَوْلَىٰ﴿٣٤﴾
Sana yazıklar olsun, yazıklar!
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
ثُمَّ أَوْلَىٰ لَكَ فَأَوْلَىٰٓ﴿٣٥﴾
Daha ne olsun, sana yazıklar olsun, yazıklar!
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
أَيَحْسَبُ ٱلْإِنسَٰنُ أَن يُتْرَكَ سُدًى﴿٣٦﴾
İnsanoğlu kendisinin başıboş bırakılacağını mı sanır?
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
أَلَمْ يَكُ نُطْفَةً مِّن مَّنِىٍّ يُمْنَىٰ﴿٣٧﴾
O, katılan bir meni damlası değil miydi?
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil