مَا ٱلْقَارِعَةُ﴿٢﴾
Nedir o gürültü koparacak olan?
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
وَمَآ أَدْرَىٰكَ مَا ٱلْقَارِعَةُ﴿٣﴾
O gürültü koparacak olanın ne olduğunu sen bilir misin?
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
يَوْمَ يَكُونُ ٱلنَّاسُ كَٱلْفَرَاشِ ٱلْمَبْثُوثِ﴿٤﴾
O gün insanlar, ateş etrafında çırpınıp dökülen pervaneye dönecekler.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
وَتَكُونُ ٱلْجِبَالُ كَٱلْعِهْنِ ٱلْمَنفُوشِ﴿٥﴾
Dağlar, atılmış renkli yüne benzeyecekler.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
فَأَمَّا مَن ثَقُلَتْ مَوَٰزِينُهُۥ﴿٦﴾
Ama tartıları ağır gelen kimse hoş bir hayat içinde olacaktır.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
فَهُوَ فِى عِيشَةٍ رَّاضِيَةٍ﴿٧﴾
Ama tartıları ağır gelen kimse hoş bir hayat içinde olacaktır.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
وَأَمَّا مَنْ خَفَّتْ مَوَٰزِينُهُۥ﴿٨﴾
Tartıları hafif gelenler ise,
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
فَأُمُّهُۥ هَاوِيَةٌ﴿٩﴾
Onların yeri bir çukurdur.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
وَمَآ أَدْرَىٰكَ مَا هِيَهْ﴿١٠﴾
O çukurun ne olduğunu sen bilir misin?
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
نَارٌ حَامِيَةٌۢ﴿١١﴾
O, kızgın bir ateştir.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil