54. SURE · 55 AYET

Kamer Suresi

Yazı boyutu
18Kamer · 18. ayet

كَذَّبَتْ عَادٌ فَكَيْفَ كَانَ عَذَابِى وَنُذُرِ﴿١٨﴾

Ad milleti peygamberini yalanlamıştı; Benim azabım ve uyarmam nasılmış?
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
19Kamer · 19. ayet

إِنَّآ أَرْسَلْنَا عَلَيْهِمْ رِيحًا صَرْصَرًا فِى يَوْمِ نَحْسٍ مُّسْتَمِرٍّ﴿١٩﴾

Nitekim üzerlerine, insanları, sökülmüş hurma kütüğü gibi kopararak yere seren, dondurucu bir rüzgarı uğursuzluğu devam eden bir günde gönderdik.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
20Kamer · 20. ayet

تَنزِعُ ٱلنَّاسَ كَأَنَّهُمْ أَعْجَازُ نَخْلٍ مُّنقَعِرٍ﴿٢٠﴾

Nitekim üzerlerine, insanları, sökülmüş hurma kütüğü gibi kopararak yere seren, dondurucu bir rüzgarı uğursuzluğu devam eden bir günde gönderdik.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
21Kamer · 21. ayet

فَكَيْفَ كَانَ عَذَابِى وَنُذُرِ﴿٢١﴾

Benim azabım ve uyarmam nasılmış?
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
22Kamer · 22. ayet

وَلَقَدْ يَسَّرْنَا ٱلْقُرْءَانَ لِلذِّكْرِ فَهَلْ مِن مُّدَّكِرٍ﴿٢٢﴾

And olsun ki, Kuran'ı öğüt olsun diye kolaylaştırdık; öğüt alan yok mudur?
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
23Kamer · 23. ayet

كَذَّبَتْ ثَمُودُ بِٱلنُّذُرِ﴿٢٣﴾

Semud milleti uyaran peygamberleri yalanladı.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
24Kamer · 24. ayet

فَقَالُوٓا۟ أَبَشَرًا مِّنَّا وَٰحِدًا نَّتَّبِعُهُۥٓ إِنَّآ إِذًا لَّفِى ضَلَٰلٍ وَسُعُرٍ﴿٢٤﴾

"İçimizden bir insana mı uyacağız? O zaman biz sapıklık ve delilik etmiş oluruz. Kitap, aramızda, ona mı verilmiş? Hayır, o pek yalancı ve şımarığın biridir" dediler.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
25Kamer · 25. ayet

أَءُلْقِىَ ٱلذِّكْرُ عَلَيْهِ مِنۢ بَيْنِنَا بَلْ هُوَ كَذَّابٌ أَشِرٌ﴿٢٥﴾

"İçimizden bir insana mı uyacağız? O zaman biz sapıklık ve delilik etmiş oluruz. Kitap, aramızda, ona mı verilmiş? Hayır, o pek yalancı ve şımarığın biridir" dediler.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
26Kamer · 26. ayet

سَيَعْلَمُونَ غَدًا مَّنِ ٱلْكَذَّابُ ٱلْأَشِرُ﴿٢٦﴾

Yarın, kimin pek yalancı ve şımarık olduğunu bileceklerdir.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
27Kamer · 27. ayet

إِنَّا مُرْسِلُوا۟ ٱلنَّاقَةِ فِتْنَةً لَّهُمْ فَٱرْتَقِبْهُمْ وَٱصْطَبِرْ﴿٢٧﴾

Doğrusu, onları denemek üzere dişi deveyi gönderen Biziz. Salih'e şöyle demiştik: "Onları gözetle ve sabret;
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
28Kamer · 28. ayet

وَنَبِّئْهُمْ أَنَّ ٱلْمَآءَ قِسْمَةٌۢ بَيْنَهُمْ كُلُّ شِرْبٍ مُّحْتَضَرٌ﴿٢٨﴾

Onlara, sıralarına göre suyun kendileriyle o deve aralarında pay edilmiş olunduğunu söyle."
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
29Kamer · 29. ayet

فَنَادَوْا۟ صَاحِبَهُمْ فَتَعَاطَىٰ فَعَقَرَ﴿٢٩﴾

Ama bir arkadaşlarını çağırdılar, o da kılıcını alarak deveyi kesti.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
30Kamer · 30. ayet

فَكَيْفَ كَانَ عَذَابِى وَنُذُرِ﴿٣٠﴾

Benim azabım ve uyarmam nasılmış?
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
31Kamer · 31. ayet

إِنَّآ أَرْسَلْنَا عَلَيْهِمْ صَيْحَةً وَٰحِدَةً فَكَانُوا۟ كَهَشِيمِ ٱلْمُحْتَظِرِ﴿٣١﴾

Nitekim üzerlerine bir çığlık gönderdik de, ağılcıların kullandığı kurumuş ot gibi oldular.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
32Kamer · 32. ayet

وَلَقَدْ يَسَّرْنَا ٱلْقُرْءَانَ لِلذِّكْرِ فَهَلْ مِن مُّدَّكِرٍ﴿٣٢﴾

And olsun ki, Kuran'ı öğüt olsun diye kolaylaştırdık; öğüt alan yok mudur?
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
33Kamer · 33. ayet

كَذَّبَتْ قَوْمُ لُوطٍۭ بِٱلنُّذُرِ﴿٣٣﴾

Lut milleti uyaran peygamberleri yalanladı.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
34Kamer · 34. ayet

إِنَّآ أَرْسَلْنَا عَلَيْهِمْ حَاصِبًا إِلَّآ ءَالَ لُوطٍ نَّجَّيْنَٰهُم بِسَحَرٍ﴿٣٤﴾

Biz de üzerlerine taş yağdıran bir rüzgar gönderdik. Ancak, Lut'un taraftarlarını, katımızdan bir nimet olarak seher vakti kurtardık. Şükredene işte böyle mükafat veririz.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
35Kamer · 35. ayet

نِّعْمَةً مِّنْ عِندِنَا كَذَٰلِكَ نَجْزِى مَن شَكَرَ﴿٣٥﴾

Biz de üzerlerine taş yağdıran bir rüzgar gönderdik. Ancak, Lut'un taraftarlarını, katımızdan bir nimet olarak seher vakti kurtardık. Şükredene işte böyle mükafat veririz.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
36Kamer · 36. ayet

وَلَقَدْ أَنذَرَهُم بَطْشَتَنَا فَتَمَارَوْا۟ بِٱلنُّذُرِ﴿٣٦﴾

Lut, and olsun ki, onları Bizim yakalamamızla uyarmıştı, ama onlar uyarmaları şüphe ile karşılayarak dinlemediler.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
37Kamer · 37. ayet

وَلَقَدْ رَٰوَدُوهُ عَن ضَيْفِهِۦ فَطَمَسْنَآ أَعْيُنَهُمْ فَذُوقُوا۟ عَذَابِى وَنُذُرِ﴿٣٧﴾

And olsun ki, onlar Lut'un konukları olan melekleri elde etmeye kalkıştılar, bunun üzerine gözlerini kör ettik. "Azabımı ve uyarmalarımı dinlememenin sonucunu tadın" dedik.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
18–37 / 55

Arapça metin: Tanzil Project · Meal, tefsir ve sürüm bilgileri

Kamer Suresi · Meal ve Tefsir | Online Vaaz