وَٱلَّيْلِ وَمَا وَسَقَ﴿١٧﴾
Geceye ve gecenin içinde olan şeylere and olsun;
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
وَٱلْقَمَرِ إِذَا ٱتَّسَقَ﴿١٨﴾
Dolunay halindeki aya and olsun ki:
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
لَتَرْكَبُنَّ طَبَقًا عَن طَبَقٍ﴿١٩﴾
Şüphesiz siz bir durumdan diğerine uğratılacaksınız. (tabakadan tabakaya bineceksiniz)
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
فَمَا لَهُمْ لَا يُؤْمِنُونَ﴿٢٠﴾
Onlara ne oluyor da inanmıyorlar?
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
وَإِذَا قُرِئَ عَلَيْهِمُ ٱلْقُرْءَانُ لَا يَسْجُدُونَ﴿٢١﴾
Onlara Kuran okunduğu zaman neden secde etmiyorlar?
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
بَلِ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ يُكَذِّبُونَ﴿٢٢﴾
Aksine, inkarcılar yalanlıyorlar.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
وَٱللَّهُ أَعْلَمُ بِمَا يُوعُونَ﴿٢٣﴾
Oysa, Allah, onların sakladıklarını çok iyi bilir.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
فَبَشِّرْهُم بِعَذَابٍ أَلِيمٍ﴿٢٤﴾
Onlara can yakıcı azabı müjde et.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
إِلَّا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّٰلِحَٰتِ لَهُمْ أَجْرٌ غَيْرُ مَمْنُونٍۭ﴿٢٥﴾
Yalnız, inanıp yararlı işler işleyenlere, onlara, kesintisiz ecir vardır.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil