وَإِذَا ٱلْقُبُورُ بُعْثِرَتْ﴿٤﴾
Kabirlerin içi dışa çıktığı zaman,
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
Dinle Karşılaştır Tefsir Paylaş عَلِمَتْ نَفْسٌ مَّا قَدَّمَتْ وَأَخَّرَتْ﴿٥﴾
İnsanoğlu, ne yaptığını ve ne yapmadığını görür.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
Dinle Karşılaştır Tefsir Paylaş يَٰٓأَيُّهَا ٱلْإِنسَٰنُ مَا غَرَّكَ بِرَبِّكَ ٱلْكَرِيمِ﴿٦﴾
Ey insanoğlu! Seni yaratıp sonra şekil veren, düzenleyen, mütenasip kılan, istediği şekilde seni terkip eden, çok cömert olan Rabbine karşı seni aldatan nedir?
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
Dinle Karşılaştır Tefsir Paylaş ٱلَّذِى خَلَقَكَ فَسَوَّىٰكَ فَعَدَلَكَ﴿٧﴾
Ey insanoğlu! Seni yaratıp sonra şekil veren, düzenleyen, mütenasip kılan, istediği şekilde seni terkip eden, çok cömert olan Rabbine karşı seni aldatan nedir?
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
Dinle Karşılaştır Tefsir Paylaş فِىٓ أَىِّ صُورَةٍ مَّا شَآءَ رَكَّبَكَ﴿٨﴾
Ey insanoğlu! Seni yaratıp sonra şekil veren, düzenleyen, mütenasip kılan, istediği şekilde seni terkip eden, çok cömert olan Rabbine karşı seni aldatan nedir?
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
Dinle Karşılaştır Tefsir Paylaş كَلَّا بَلْ تُكَذِّبُونَ بِٱلدِّينِ﴿٩﴾
Hayır, hayır; doğrusu siz dini yalanlıyorsunuz.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
Dinle Karşılaştır Tefsir Paylaş وَإِنَّ عَلَيْكُمْ لَحَٰفِظِينَ﴿١٠﴾
Oysa, yaptıklarınızı bilen değerli yazıcılar sizi gözetlemektedirler.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
Dinle Karşılaştır Tefsir Paylaş كِرَامًا كَٰتِبِينَ﴿١١﴾
Oysa, yaptıklarınızı bilen değerli yazıcılar sizi gözetlemektedirler.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
Dinle Karşılaştır Tefsir Paylaş يَعْلَمُونَ مَا تَفْعَلُونَ﴿١٢﴾
Oysa, yaptıklarınızı bilen değerli yazıcılar sizi gözetlemektedirler.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
Dinle Karşılaştır Tefsir Paylaş إِنَّ ٱلْأَبْرَارَ لَفِى نَعِيمٍ﴿١٣﴾
İyiler şüphesiz nimet içindedirler.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
Dinle Karşılaştır Tefsir Paylaş وَإِنَّ ٱلْفُجَّارَ لَفِى جَحِيمٍ﴿١٤﴾
Allah'ın buyruğundan çıkanlar cehennemdedirler.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
Dinle Karşılaştır Tefsir Paylaş يَصْلَوْنَهَا يَوْمَ ٱلدِّينِ﴿١٥﴾
Din Günü oraya girerler.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
Dinle Karşılaştır Tefsir Paylaş وَمَا هُمْ عَنْهَا بِغَآئِبِينَ﴿١٦﴾
Oradan bir daha ayrılamazlar.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
Dinle Karşılaştır Tefsir Paylaş وَمَآ أَدْرَىٰكَ مَا يَوْمُ ٱلدِّينِ﴿١٧﴾
Din gününün ne olduğunu sen nereden bilirsin?
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
Dinle Karşılaştır Tefsir Paylaş ثُمَّ مَآ أَدْرَىٰكَ مَا يَوْمُ ٱلدِّينِ﴿١٨﴾
Evet, din gününün ne olduğunu nereden bileceksin?
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
Dinle Karşılaştır Tefsir Paylaş يَوْمَ لَا تَمْلِكُ نَفْسٌ لِّنَفْسٍ شَيْـًٔا وَٱلْأَمْرُ يَوْمَئِذٍ لِّلَّهِ﴿١٩﴾
O gün, kimsenin kimseye hiçbir fayda sağlamayacağı bir gündür. O gün buyruk, yalnız Allah'ındır.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
Dinle Karşılaştır Tefsir Paylaş