ٱلَّذِينَ طَغَوْا۟ فِى ٱلْبِلَٰدِ﴿١١﴾
Vadide kayaları kesip yontan Semud milletine, memleketlerde aşırı giden, oralarda bozgunculuğu artıran, sarsılmaz bir saltanat sahibi Firavun'a Rabbinin ne ettiğini görmedin mi?
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
Dinle Karşılaştır Tefsir Paylaş فَأَكْثَرُوا۟ فِيهَا ٱلْفَسَادَ﴿١٢﴾
Vadide kayaları kesip yontan Semud milletine, memleketlerde aşırı giden, oralarda bozgunculuğu artıran, sarsılmaz bir saltanat sahibi Firavun'a Rabbinin ne ettiğini görmedin mi?
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
Dinle Karşılaştır Tefsir Paylaş فَصَبَّ عَلَيْهِمْ رَبُّكَ سَوْطَ عَذَابٍ﴿١٣﴾
Rabbin onları azap kırbacından geçirmiştir.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
Dinle Karşılaştır Tefsir Paylaş إِنَّ رَبَّكَ لَبِٱلْمِرْصَادِ﴿١٤﴾
Doğrusu Rabbin hep gözetlemektedir.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
Dinle Karşılaştır Tefsir Paylaş فَأَمَّا ٱلْإِنسَٰنُ إِذَا مَا ٱبْتَلَىٰهُ رَبُّهُۥ فَأَكْرَمَهُۥ وَنَعَّمَهُۥ فَيَقُولُ رَبِّىٓ أَكْرَمَنِ﴿١٥﴾
Rabbin denemek için bir insana iyilik edip, nimet verdiği zaman, o: "Rabbim beni şerefli kıldı" der.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
Dinle Karşılaştır Tefsir Paylaş وَأَمَّآ إِذَا مَا ٱبْتَلَىٰهُ فَقَدَرَ عَلَيْهِ رِزْقَهُۥ فَيَقُولُ رَبِّىٓ أَهَٰنَنِ﴿١٦﴾
Ama onu sınamak için rızkını daraltıp bir ölçüye göre verdiği zaman: "Rabbim bana hor baktı" der.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
Dinle Karşılaştır Tefsir Paylaş كَلَّا بَل لَّا تُكْرِمُونَ ٱلْيَتِيمَ﴿١٧﴾
Hayır; yetime karşı cömert davranmıyorsunuz.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
Dinle Karşılaştır Tefsir Paylaş وَلَا تَحَٰٓضُّونَ عَلَىٰ طَعَامِ ٱلْمِسْكِينِ﴿١٨﴾
Yoksulu yedirmek konusunda birbirinize özenmiyorsunuz.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
Dinle Karşılaştır Tefsir Paylaş وَتَأْكُلُونَ ٱلتُّرَاثَ أَكْلًا لَّمًّا﴿١٩﴾
Size kalan mirası hak gözetmeden yiyorsunuz.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
Dinle Karşılaştır Tefsir Paylaş وَتُحِبُّونَ ٱلْمَالَ حُبًّا جَمًّا﴿٢٠﴾
Malı pek çok seviyorsunuz.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
Dinle Karşılaştır Tefsir Paylaş كَلَّآ إِذَا دُكَّتِ ٱلْأَرْضُ دَكًّا دَكًّا﴿٢١﴾
Ama yer, çarpılıp paralandığı zaman;
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
Dinle Karşılaştır Tefsir Paylaş وَجَآءَ رَبُّكَ وَٱلْمَلَكُ صَفًّا صَفًّا﴿٢٢﴾
Melekler sıra sıra dizilip, Rabbinin buyruğu gelince,
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
Dinle Karşılaştır Tefsir Paylaş وَجِا۟ىٓءَ يَوْمَئِذٍۭ بِجَهَنَّمَ يَوْمَئِذٍ يَتَذَكَّرُ ٱلْإِنسَٰنُ وَأَنَّىٰ لَهُ ٱلذِّكْرَىٰ﴿٢٣﴾
O gün, cehennem ortaya konur. O gün insan öğüt almaya çalışır ama artık öğütten ona ne?
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
Dinle Karşılaştır Tefsir Paylaş يَقُولُ يَٰلَيْتَنِى قَدَّمْتُ لِحَيَاتِى﴿٢٤﴾
"Keşke bu hayatım için önceden bir şey yapsaymışım" der.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
Dinle Karşılaştır Tefsir Paylaş فَيَوْمَئِذٍ لَّا يُعَذِّبُ عَذَابَهُۥٓ أَحَدٌ﴿٢٥﴾
O gün, hiç kimse, Allah'ın azabettiği gibi azabedemez.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
Dinle Karşılaştır Tefsir Paylaş وَلَا يُوثِقُ وَثَاقَهُۥٓ أَحَدٌ﴿٢٦﴾
Hiç kimse O'nun vurduğu bağ gibisini bağlayamaz.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
Dinle Karşılaştır Tefsir Paylaş يَٰٓأَيَّتُهَا ٱلنَّفْسُ ٱلْمُطْمَئِنَّةُ﴿٢٧﴾
Ey huzur içinde olan can!
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
Dinle Karşılaştır Tefsir Paylaş ٱرْجِعِىٓ إِلَىٰ رَبِّكِ رَاضِيَةً مَّرْضِيَّةً﴿٢٨﴾
O, senden, sen de O'ndan hoşnut olarak Rabbine dön!
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
Dinle Karşılaştır Tefsir Paylaş فَٱدْخُلِى فِى عِبَٰدِى﴿٢٩﴾
Ey can! İyi kullarımın arasına gir.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
Dinle Karşılaştır Tefsir Paylaş وَٱدْخُلِى جَنَّتِى﴿٣٠﴾
Cennetime gir.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
Dinle Karşılaştır Tefsir Paylaş