فَأَثَرْنَ بِهِۦ نَقْعًا﴿٤﴾
Ve tozu dumana katanlara;
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
فَوَسَطْنَ بِهِۦ جَمْعًا﴿٥﴾
Düşman topluluğunun içine dalanlara ki:
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
إِنَّ ٱلْإِنسَٰنَ لِرَبِّهِۦ لَكَنُودٌ﴿٦﴾
İnsan gerçekten Rabbine karşı pek nankördür.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
وَإِنَّهُۥ عَلَىٰ ذَٰلِكَ لَشَهِيدٌ﴿٧﴾
Doğrusu kendisi de bunların hepsine şahittir.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
وَإِنَّهُۥ لِحُبِّ ٱلْخَيْرِ لَشَدِيدٌ﴿٨﴾
Gerçekten mala da pek düşkündür.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
أَفَلَا يَعْلَمُ إِذَا بُعْثِرَ مَا فِى ٱلْقُبُورِ﴿٩﴾
İnsan, kabirlerde bulunanların çıkarılacağı ve kalblerde olanların ortaya konulacağı bir zamanın geleceğini bilmez mi?
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
وَحُصِّلَ مَا فِى ٱلصُّدُورِ﴿١٠﴾
İnsan, kabirlerde bulunanların çıkarılacağı ve kalblerde olanların ortaya konulacağı bir zamanın geleceğini bilmez mi?
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
إِنَّ رَبَّهُم بِهِمْ يَوْمَئِذٍ لَّخَبِيرٌۢ﴿١١﴾
Doğrusu Rableri o gün onların her şeyinden haberdardır.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil