وَهُوَ يَخْشَىٰ﴿٩﴾
Sen, Allah'tan korkup sana koşarak gelen kimseye aldırmıyorsun.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
Dinle Karşılaştır Tefsir Paylaş فَأَنتَ عَنْهُ تَلَهَّىٰ﴿١٠﴾
Sen, Allah'tan korkup sana koşarak gelen kimseye aldırmıyorsun.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
Dinle Karşılaştır Tefsir Paylaş كَلَّآ إِنَّهَا تَذْكِرَةٌ﴿١١﴾
Dikkat et; bu Kuran bir öğüttür.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
Dinle Karşılaştır Tefsir Paylaş فَمَن شَآءَ ذَكَرَهُۥ﴿١٢﴾
Dileyen onu öğüt kabul eder.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
Dinle Karşılaştır Tefsir Paylaş فِى صُحُفٍ مُّكَرَّمَةٍ﴿١٣﴾
O, kutsal kılınmış, yüceltilmiş, arınmış sahifeler üzerindedir.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
Dinle Karşılaştır Tefsir Paylaş مَّرْفُوعَةٍ مُّطَهَّرَةٍۭ﴿١٤﴾
O, kutsal kılınmış, yüceltilmiş, arınmış sahifeler üzerindedir.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
Dinle Karşılaştır Tefsir Paylaş بِأَيْدِى سَفَرَةٍ﴿١٥﴾
İyi kimseler, saygıdeğer elçilerin eliyle yazılmıştır.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
Dinle Karşılaştır Tefsir Paylaş كِرَامٍۭ بَرَرَةٍ﴿١٦﴾
İyi kimseler, saygıdeğer elçilerin eliyle yazılmıştır.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
Dinle Karşılaştır Tefsir Paylaş قُتِلَ ٱلْإِنسَٰنُ مَآ أَكْفَرَهُۥ﴿١٧﴾
Canı çıksın o insanın, o ne nankördür!
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
Dinle Karşılaştır Tefsir Paylaş مِنْ أَىِّ شَىْءٍ خَلَقَهُۥ﴿١٨﴾
Allah onu hangi şeyden yaratmış?
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
Dinle Karşılaştır Tefsir Paylaş مِن نُّطْفَةٍ خَلَقَهُۥ فَقَدَّرَهُۥ﴿١٩﴾
Onu meniden yaratıp merhalelerden geçirerek ona şekil vermiş;
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
Dinle Karşılaştır Tefsir Paylaş ثُمَّ ٱلسَّبِيلَ يَسَّرَهُۥ﴿٢٠﴾
Sonra, yolu ona kolaylaştırmıştır.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
Dinle Karşılaştır Tefsir Paylaş ثُمَّ أَمَاتَهُۥ فَأَقْبَرَهُۥ﴿٢١﴾
Sonra onu öldürür ve kabre koyar.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
Dinle Karşılaştır Tefsir Paylaş ثُمَّ إِذَا شَآءَ أَنشَرَهُۥ﴿٢٢﴾
Sonra, dilediği zaman onu tekrar diriltir.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
Dinle Karşılaştır Tefsir Paylaş كَلَّا لَمَّا يَقْضِ مَآ أَمَرَهُۥ﴿٢٣﴾
Hayır; Allah'ın kendisine buyurduğunu hala yerine getirmemiştir.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
Dinle Karşılaştır Tefsir Paylaş فَلْيَنظُرِ ٱلْإِنسَٰنُ إِلَىٰ طَعَامِهِۦٓ﴿٢٤﴾
İnsan, yiyeceğine bir baksın;
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
Dinle Karşılaştır Tefsir Paylaş أَنَّا صَبَبْنَا ٱلْمَآءَ صَبًّا﴿٢٥﴾
Doğrusu suyu bol bol indirmekteyiz.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
Dinle Karşılaştır Tefsir Paylaş ثُمَّ شَقَقْنَا ٱلْأَرْضَ شَقًّا﴿٢٦﴾
Sonra yeryüzünü iyice yarmakta ve orada taneli ekinler, üzümler, sebzeler, zeytin, hurma ağaçları ve bahçelerde koca koca ağaçlı meyveler ve çayırlar bitirmekteyiz.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
Dinle Karşılaştır Tefsir Paylaş فَأَنۢبَتْنَا فِيهَا حَبًّا﴿٢٧﴾
Sonra yeryüzünü iyice yarmakta ve orada taneli ekinler, üzümler, sebzeler, zeytin, hurma ağaçları ve bahçelerde koca koca ağaçlı meyveler ve çayırlar bitirmekteyiz.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
Dinle Karşılaştır Tefsir Paylaş وَعِنَبًا وَقَضْبًا﴿٢٨﴾
Sonra yeryüzünü iyice yarmakta ve orada taneli ekinler, üzümler, sebzeler, zeytin, hurma ağaçları ve bahçelerde koca koca ağaçlı meyveler ve çayırlar bitirmekteyiz.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
Dinle Karşılaştır Tefsir Paylaş