وَمَا يُدْرِيكَ لَعَلَّهُۥ يَزَّكَّىٰٓ﴿٣﴾
Ne bilirsin, belki de o arınacak;
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
أَوْ يَذَّكَّرُ فَتَنفَعَهُ ٱلذِّكْرَىٰٓ﴿٤﴾
Yahut öğüt alacaktı da bu öğüt kendisine fayda verecekti.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
أَمَّا مَنِ ٱسْتَغْنَىٰ﴿٥﴾
Ama sen, kendisini öğütten müstağni gören kimseyi karşına alıp ilgileniyorsun.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
فَأَنتَ لَهُۥ تَصَدَّىٰ﴿٦﴾
Ama sen, kendisini öğütten müstağni gören kimseyi karşına alıp ilgileniyorsun.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
وَمَا عَلَيْكَ أَلَّا يَزَّكَّىٰ﴿٧﴾
Arınmak istememesinden sana ne?
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
وَأَمَّا مَن جَآءَكَ يَسْعَىٰ﴿٨﴾
Sen, Allah'tan korkup sana koşarak gelen kimseye aldırmıyorsun.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
وَهُوَ يَخْشَىٰ﴿٩﴾
Sen, Allah'tan korkup sana koşarak gelen kimseye aldırmıyorsun.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
فَأَنتَ عَنْهُ تَلَهَّىٰ﴿١٠﴾
Sen, Allah'tan korkup sana koşarak gelen kimseye aldırmıyorsun.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
كَلَّآ إِنَّهَا تَذْكِرَةٌ﴿١١﴾
Dikkat et; bu Kuran bir öğüttür.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
فَمَن شَآءَ ذَكَرَهُۥ﴿١٢﴾
Dileyen onu öğüt kabul eder.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
فِى صُحُفٍ مُّكَرَّمَةٍ﴿١٣﴾
O, kutsal kılınmış, yüceltilmiş, arınmış sahifeler üzerindedir.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
مَّرْفُوعَةٍ مُّطَهَّرَةٍۭ﴿١٤﴾
O, kutsal kılınmış, yüceltilmiş, arınmış sahifeler üzerindedir.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
بِأَيْدِى سَفَرَةٍ﴿١٥﴾
İyi kimseler, saygıdeğer elçilerin eliyle yazılmıştır.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
كِرَامٍۭ بَرَرَةٍ﴿١٦﴾
İyi kimseler, saygıdeğer elçilerin eliyle yazılmıştır.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
قُتِلَ ٱلْإِنسَٰنُ مَآ أَكْفَرَهُۥ﴿١٧﴾
Canı çıksın o insanın, o ne nankördür!
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
مِنْ أَىِّ شَىْءٍ خَلَقَهُۥ﴿١٨﴾
Allah onu hangi şeyden yaratmış?
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
مِن نُّطْفَةٍ خَلَقَهُۥ فَقَدَّرَهُۥ﴿١٩﴾
Onu meniden yaratıp merhalelerden geçirerek ona şekil vermiş;
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
ثُمَّ ٱلسَّبِيلَ يَسَّرَهُۥ﴿٢٠﴾
Sonra, yolu ona kolaylaştırmıştır.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
ثُمَّ أَمَاتَهُۥ فَأَقْبَرَهُۥ﴿٢١﴾
Sonra onu öldürür ve kabre koyar.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil
ثُمَّ إِذَا شَآءَ أَنشَرَهُۥ﴿٢٢﴾
Sonra, dilediği zaman onu tekrar diriltir.
Diyanet İşleri · Eski · Tanzil