Hadislerle İslâm.. "Yaratılış: Yokluktan Varlığa" Konulu Hadislerle İslâm Vaazı sitemize eklenmiştir..
YARATILIŞ: YOKLUKTAN VARLIĞA
Aziz Müminler!
Hamd, yoktan var eden, varlığa hayat veren, yaratan ve yaşatan, bütün kâinatı bir ölçü ve düzen içerisinde meydana getiren Yüce Allah’a mahsustur.
Salât ve selâm; yaratılışın anlamını insanlığa öğreten, insanı Rabbine kulluğa çağıran, hayatıyla bize en güzel örnek olan Peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa’ya, onun âline, ashabına ve kıyamete kadar onun izinden giden bütün müminlerin üzerine olsun.
Kardeşlerim!
Bugün üzerinde düşünmemiz gereken çok büyük bir hakikat var:
Biz nereden geldik?
Bu dünya nasıl var oldu?
İnsan nasıl yaratıldı?
Bunca varlık niçin yaratıldı?
Ve biz bu dünyaya niçin gönderildik?
Bu sorular insanın kendisini tanımasının başlangıcıdır.
Çünkü insan nereden geldiğini bilmeden nereye gideceğini de tam olarak anlayamaz.
İnsan yaratılışını unutursa görevini unutur.
Yaratıcısını unutursa kendi varlığının anlamını da kaybeder.
İşte Kur'an-ı Kerîm ve Peygamber Efendimiz bize yaratılışı anlatırken sadece geçmişte ne olduğunu haber vermiyor. Bizi kendi varlığımız üzerinde düşünmeye, Rabbimizi tanımaya ve kulluk sorumluluğumuzu anlamaya çağırıyor.
YÜCE ALLAH VARDI, O'NDAN BAŞKA HİÇBİR ŞEY YOKTU
Aziz Kardeşlerim!
İmrân b. Husayn'ın rivayet ettiğine göre bazı insanlar yaratılışın başlangıcı hakkında Resûlullah'a soru sordular.
Peygamber Efendimiz şöyle buyurdu:
«كَانَ اللَّهُ وَلَمْ يَكُنْ شَيْءٌ غَيْرُهُ، وَكَانَ عَرْشُهُ عَلَى الْمَاءِ، وَكَتَبَ فِي الذِّكْرِ كُلَّ شَيْءٍ، وَخَلَقَ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضَ»
"Allah vardı ve O'ndan başka hiçbir şey yoktu. O'nun Arşı su üzerinde bulunuyordu. Sonra Allah gökleri ve yeri yarattı ve her şeyi yazdı."
(B3190 Buhârî, Bed'ü'l-halk, 1; B7418 Buhârî, Tevhîd, 22)
Kardeşlerim!
Bu söz, insanın anlayış sınırlarını aşan büyük bir hakikate işaret ediyor.
Bizim bildiğimiz her şeyin bir başlangıcı vardır.
İnsan doğar.
Büyür.
Yaşlanır.
Ölür.
Bir ev yapılır.
Bir şehir kurulur.
Bir ağaç büyür.
Bir yıldız doğar.
Ama bütün bunların üzerinde, başlangıcı ve sonu olmayan Yüce Allah vardır.
Biz sonradan var olduk.
Allah ise ezelîdir.
Biz O'na muhtacız.
O hiçbir şeye muhtaç değildir.
Biz yoktuk.
O vardı.
Biz yokluktan varlığa çıktık.
Ve bizi yokluktan varlığa çıkaran Rabbimiz, bir gün yeniden huzurunda toplayacaktır.
Bu hakikati anlamak insanın kalbinde büyük bir dönüşüm meydana getirir.
İnsan kendisine şöyle sorar:
Ben kendi kendime mi var oldum?
Bu kadar mükemmel bir beden kendiliğinden mi meydana geldi?
Kalbimin düzenli çalışması kendiliğinden mi oldu?
Gözlerimin görmesi, kulaklarımın işitmesi, aklımın düşünmesi tesadüf mü?
Güneşin doğması, gecenin gelmesi, mevsimlerin değişmesi, yağmurun yağması, toprağın hayat bulması, canlıların dünyaya gelmesi ve bütün bunların bir düzen içerisinde devam etmesi tesadüf olabilir mi?
Hayır.
Bütün bunlar bize bir hakikati haykırıyor:
Yaratan vardır.
Ve O, Allah'tır.
YARATILIŞIN İZLERİ HER YERDEDİR
Aziz Müminler!
Kur'an-ı Kerîm, insanı sürekli olarak yaratılış üzerinde düşünmeye davet eder.
Rabbimiz şöyle buyuruyor:
«قُلْ سِيرُوا فِي الْأَرْضِ فَانْظُرُوا كَيْفَ بَدَأَ الْخَلْقَ ۚ ثُمَّ اللَّهُ يُنْشِئُ النَّشْأَةَ الْآخِرَةَ ۚ إِنَّ اللَّهَ عَلَىٰ كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ»
"De ki: Yeryüzünde dolaşın ve Allah'ın başlangıçta yaratmayı nasıl gerçekleştirdiğine bakın. Sonra Allah, âhiretteki yaratmayı da gerçekleştirecektir. Şüphesiz Allah'ın her şeye gücü yeter."
(Ankebût, 29/20)
Demek ki yaratılış sadece bakıp geçilecek bir manzara değildir.
Bir çiçeğe baktığımızda sadece rengini görmeyelim.
O rengi vereni düşünelim.
Bir yağmur damlasına baktığımızda sadece suyu görmeyelim.
O suyu gökten indireni düşünelim.
Bir bebeğin dünyaya gelişine baktığımızda sadece doğumu görmeyelim.
O küçücük bedene hayat veren kudreti düşünelim.
Gökyüzüne baktığımızda sadece yıldızları görmeyelim.
O yıldızları yerli yerince yaratan Rabbimizi düşünelim.
İşte iman biraz da budur.
Aynı dünyaya bakıp farklı şeyler görebilmektir.
Bir insan sadece ağacı görür.
Mümin ise ağacın arkasındaki kudreti görür.
Bir insan sadece yağmuru görür.
Mümin ise yağmurun arkasındaki rahmeti görür.
Bir insan sadece kendi bedenini görür.
Mümin ise bedeninin arkasındaki yaratıcı kudreti görür.
YARATILIŞTA SUYUN YERİ
Kardeşlerim!
Peygamber Efendimize bir sahâbî:
"Ey Allah'ın Resûlü! Canlılar neden yaratılmıştır?" diye sormuştu.
Allah Resûlü şöyle cevap verdi:
«كُلُّ شَيْءٍ خُلِقَ مِنْ مَاءٍ»
"Her canlı sudan yaratılmıştır."
(T2526 Tirmizî, Sıfatü'l-cenne, 2)
Kur'an-ı Kerîm de şöyle buyuruyor:
«وَجَعَلْنَا مِنَ الْمَاءِ كُلَّ شَيْءٍ حَيٍّ»
"Canlı olan her şeyi sudan yarattık."
(Enbiyâ, 21/30)
Aziz Kardeşlerim!
Suya bakın.
Bir damla su...
Ama içinde hayat var.
Toprak suyla canlanıyor.
Tohum suyla filizleniyor.
Ağaç suyla büyüyor.
Hayvan suyla yaşıyor.
İnsan suyla hayat buluyor.
Bir damla su bize Rabbimizin kudretini anlatıyor.
Kur'an'ın ifadesiyle:
«وَاللَّهُ أَنْزَلَ مِنَ السَّمَاءِ مَاءً فَأَحْيَا بِهِ الْأَرْضَ بَعْدَ مَوْتِهَا»
"Allah gökten su indirdi de ölümünden sonra yeryüzünü onunla diriltti."
(Nahl, 16/65)
Kardeşlerim!
Ölü toprağın yağmurla yeniden canlanması, aslında bize başka bir dirilişi de hatırlatıyor.
Bugün toprağın altında olan nice insan vardı.
Onların da bir zamanı vardı.
Onlar da bizim gibi yürüdüler.
Konuştu.
Çalıştı.
Güldü.
Planlar yaptı.
Sonra toprağa girdiler.
Peki her şey bitti mi?
Hayır.
Toprağın yağmurla canlanmasını bize gösteren Allah, insanı da yeniden diriltmeye kadirdir.
İNSAN TOPRAKTAN YARATILDI
Aziz Müminler!
Peygamber Efendimiz Hz. Âdem'in yaratılışı hakkında şöyle buyurmuştur:
«إِنَّ اللَّهَ خَلَقَ آدَمَ مِنْ قَبْضَةٍ قَبَضَهَا مِنْ جَمِيعِ الْأَرْضِ»
"Allah, Âdem'i yeryüzünün her tarafından aldığı bir miktar topraktan yarattı."
(D4693 Ebû Dâvûd, Sünnet, 16)
Bu sebeple insanların renkleri, özellikleri ve tabiatları farklı farklı olmuştur.
Kimi beyazdır.
Kimi siyahtır.
Kimi esmerdir.
Kimi uzun boyludur.
Kimi kısa boyludur.
Kiminin mizacı yumuşaktır.
Kiminin mizacı daha serttir.
Fakat hepimizin Rabbi birdir.
Hepimizin yaratılışı O'na aittir.
Hepimiz aynı insanlık ailesinin mensubuyuz.
Öyleyse hiçbir insan yaratılışından dolayı başka bir insandan üstün değildir.
Üstünlük renk ile değildir.
Irk ile değildir.
Mal ile değildir.
Makam ile değildir.
Şöhret ile değildir.
Üstünlük Allah'a kullukladır.
Rabbimiz şöyle buyuruyor:
«يَا أَيُّهَا النَّاسُ إِنَّا خَلَقْنَاكُمْ مِنْ ذَكَرٍ وَأُنْثَىٰ وَجَعَلْنَاكُمْ شُعُوبًا وَقَبَائِلَ لِتَعَارَفُوا ۚ إِنَّ أَكْرَمَكُمْ عِنْدَ اللَّهِ أَتْقَاكُمْ»
"Ey insanlar! Şüphesiz sizi bir erkek ile bir dişiden yarattık. Birbirinizle tanışmanız için sizi milletlere ve kabilelere ayırdık. Allah katında sizin en üstün olanınız, O'na karşı gelmekten en çok sakınanınızdır."
(Hucurât, 49/13)
Kardeşlerim!
Aynı topraktan yaratılan insanların birbirlerine kibirlenmesi ne büyük bir çelişkidir!
Dünya malıyla övünmek...
Soyuyla övünmek...
Makamıyla övünmek...
Güzelliğiyle övünmek...
Beden gücüyle övünmek...
Oysa insanın başlangıcı bir avuç topraktır.
Sonu yine topraktır.
Ve insanın değeri, Rabbi karşısındaki kulluğudur.
İNSANIN YARATILIŞI BİR MUCİZEDİR
Aziz Kardeşlerim!
Kur'an-ı Kerîm, insanın anne rahmindeki yaratılışından da söz eder.
Rabbimiz şöyle buyuruyor:
«وَلَقَدْ خَلَقْنَا الْإِنسَانَ مِنْ سُلَالَةٍ مِنْ طِينٍ ثُمَّ جَعَلْنَاهُ نُطْفَةً فِي قَرَارٍ مَكِينٍ ثُمَّ خَلَقْنَا النُّطْفَةَ عَلَقَةً فَخَلَقْنَا الْعَلَقَةَ مُضْغَةً فَخَلَقْنَا الْمُضْغَةَ عِظَامًا فَكَسَوْنَا الْعِظَامَ لَحْمًا ثُمَّ أَنشَأْنَاهُ خَلْقًا آخَرَ ۚ فَتَبَارَكَ اللَّهُ أَحْسَنُ الْخَالِقِينَ»
"Andolsun, biz insanı çamurdan süzülmüş bir özden yarattık. Sonra onu sağlam bir karargâhta nutfe hâline getirdik. Sonra nutfeyi alaka hâline getirdik. Alakayı mudğa yaptık. Mudğayı kemiklere dönüştürdük ve kemiklere et giydirdik. Nihayet onu bambaşka bir yaratık olarak ortaya çıkardık. Yaratanların en güzeli olan Allah'ın şanı ne yücedir!"
(Mü'minûn, 23/12-14)
Bir insanın dünyaya gelişi üzerinde biraz düşünelim.
Daha ortada hiçbir şey yokken...
Bir hücre...
Bir başlangıç...
Sonra anne rahminde aşama aşama gelişen bir varlık...
Kalp oluşuyor.
Damarlar oluşuyor.
Beyin gelişiyor.
Gözler oluşuyor.
Kulaklar oluşuyor.
El ve ayaklar oluşuyor.
Ve sonunda bir insan dünyaya geliyor.
O insanın parmak izi başka hiçbir insanda bulunmuyor.
Yüzü başka.
Sesi başka.
Gözleri başka.
Karakteri başka.
Duyguları başka.
Allah'ın yaratması ne büyük bir kudrettir!
Bu sebeple insan kendi bedenine baktığında bile Rabbini tanıyabilir.
Allah Teâlâ şöyle buyuruyor:
«وَفِي أَنفُسِكُمْ أَفَلَا تُبْصِرُونَ»
"Kendi nefislerinizde de ibretler vardır. Hâlâ görmeyecek misiniz?"
(Zâriyât, 51/21)
Kardeşlerim!
Bazen insan Allah'ı uzaklarda arıyor.
Oysa kendi bedenine baksa Rabbini hatırlayacak.
Kendi kalbine baksa Rabbini hatırlayacak.
Kendi nefesine baksa Rabbini hatırlayacak.
Her nefes bize şunu söylüyor:
"Sen kendi kendine var olmadın."
Fıtrat üzere dünyaya gelmek
Aziz Müminler!
Peygamber Efendimiz insanın dünyaya gelişindeki temiz başlangıcı şöyle haber veriyor:
«كُلُّ مَوْلُودٍ يُولَدُ عَلَى الْفِطْرَةِ»
"Her doğan çocuk fıtrat üzere doğar."
(B1385 Buhârî, Cenâiz, 92)
Hadisin devamında, çocuğun çevresi ve ailesi tarafından farklı inançlara yönlendirilebileceği ifade edilmektedir.
Burada bize çok önemli bir sorumluluk düşüyor.
Çocuklarımızın kalplerini nasıl şekillendiriyoruz?
Onlara Allah'ı sevdiriyor muyuz?
Namazı sevdiriyor muyuz?
Kur'an'ı sevdiriyor muyuz?
Güzel ahlâkı öğretiyor muyuz?
Yoksa çocuklarımız Allah'ı sadece korku kelimeleriyle mi tanıyor?
Kardeşlerim!
Çocuğa Allah'ı anlatırken sadece "Allah seni cezalandırır" demeyelim.
Ona:
"Allah seni yarattı."
"Allah seni seviyor."
"Allah seni koruyor."
"Allah seni görüyor."
"Allah sana nimet veriyor."
"Allah sana dua etme imkânı veriyor."
diyelim.
Çünkü çocuk önce Rabbini sevmeyi öğrenmelidir.
Sonra Rabbine kulluk etmeyi öğrenir.
YARATILIŞIN EN BÜYÜK SORUSU: NİÇİN YARATILDIK?
Aziz Kardeşlerim!
Yaratılışla ilgili en önemli soru belki de şudur:
"Allah bizi niçin yarattı?"
Bu sorunun cevabı çok açıktır.
Rabbimiz buyuruyor:
«وَمَا خَلَقْتُ الْجِنَّ وَالْإِنسَ إِلَّا لِيَعْبُدُونِ»
"Ben cinleri ve insanları ancak bana kulluk etsinler diye yarattım."
(Zâriyât, 51/56)
Demek ki insan başıboş değildir.
Hayatımızın bir gayesi vardır.
Biz sadece yiyip içmek için yaratılmadık.
Sadece ev yapmak için yaratılmadık.
Sadece para kazanmak için yaratılmadık.
Sadece makam sahibi olmak için yaratılmadık.
Sadece dünyaya gelip dünyadan gitmek için yaratılmadık.
Biz Allah'a kulluk için yaratıldık.
Dünya bize bir amaç değil, emanettir.
Mal emanettir.
Evlat emanettir.
Beden emanettir.
Akıl emanettir.
Ömür emanettir.
Ve bir gün bütün emanetlerin hesabı sorulacaktır.
İNSAN YERYÜZÜNDE BAŞIBOŞ DEĞİLDİR
Kardeşlerim!
Allah Teâlâ insanı yeryüzünde halife olarak yaratacağını meleklere bildirmiştir.
«وَإِذْ قَالَ رَبُّكَ لِلْمَلَائِكَةِ إِنِّي جَاعِلٌ فِي الْأَرْضِ خَلِيفَةً»
"Hani Rabbin meleklere, 'Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım.' demişti."
(Bakara, 2/30)
Bu ayet bize insanın sorumluluğunu hatırlatıyor.
Yeryüzünü imar etmek...
Adaleti korumak...
İyiliği çoğaltmak...
Kötülüğü azaltmak...
Allah'ın nimetlerine şükretmek...
İnsanlara zarar vermemek...
Tabiatı korumak...
Canlılara merhamet etmek...
Bütün bunlar insanın sorumluluk alanına girer.
Yeryüzü bize emanettir.
Suyu israf etmek...
Toprağı kirletmek...
Ağaçları yok etmek...
Hayvanlara eziyet etmek...
İnsanlara zulmetmek...
Bunların hiçbiri Allah'ın bize verdiği halifelik sorumluluğuyla bağdaşmaz.
Çünkü biz yeryüzünün sahibi değiliz.
Emanetçisiyiz.
İBLİSİN HATASI: YARATILIŞI KÜÇÜMSEMEK
Aziz Müminler!
İnsan yaratılışının önemli bir başka boyutu da İblis'in tavrıdır.
Allah Teâlâ Âdem'i yarattığında meleklere ona secde etmelerini emretti.
İblis ise itiraz etti.
Rabbimiz onun sözünü şöyle aktarıyor:
«قَالَ أَنَا خَيْرٌ مِنْهُ ۖ خَلَقْتَنِي مِنْ نَارٍ وَخَلَقْتَهُ مِنْ طِينٍ»
"Ben ondan daha üstünüm. Beni ateşten, onu çamurdan yarattın."
(A'râf, 7/12)
İblis'in hastalığı neydi?
Kibir.
Kendi yaratılışını başkasının yaratılışından üstün görmesi.
Bugün de şeytan insanlara aynı hastalığı bulaştırmaya çalışıyor.
"Sen ondan daha değerlisin."
"Sen daha zenginsin."
"Sen daha güzelsin."
"Sen daha bilgilisın."
"Sen daha önemli birisin."
İnsan böyle düşünmeye başladığında şeytanın yoluna girmeye başlar.
Oysa mümin bilir:
Beni yaratan Allah'tır.
Onu yaratan da Allah'tır.
Benim sahip olduğum her şey Allah'ın lütfudur.
Onun sahip olduğu her şey de Allah'ın lütfudur.
Öyleyse kibirlenmeye hakkımız yoktur.
Rabbimiz buyuruyor:
«إِنَّ أَكْرَمَكُمْ عِنْدَ اللَّهِ أَتْقَاكُمْ»
"Allah katında sizin en değerli olanınız, O'na karşı gelmekten en çok sakınanınızdır."
(Hucurât, 49/13)
YARATILIŞI DÜŞÜNEN İNSAN ÂHİRETİ UNUTMAZ
Kardeşlerim!
Yaratılışın bir başlangıcı varsa, insanın yolculuğunun bir de devamı vardır.
Biz sadece dünyaya gelmek için yaratılmadık.
Bir gün yeniden diriltileceğiz.
Kur'an bu hakikati şöyle bildiriyor:
«أَوَلَيْسَ الَّذِي خَلَقَ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضَ بِقَادِرٍ عَلَىٰ أَنْ يَخْلُقَ مِثْلَهُمْ ۚ بَلَىٰ وَهُوَ الْخَلَّاقُ الْعَلِيمُ»
"Gökleri ve yeri yaratan Allah'ın onların benzerini yaratmaya gücü yetmez mi? Elbette yeter. O, hakkıyla yaratandır, hakkıyla bilendir."
(Yâsîn, 36/81)
İnsan bazen:
"Öldükten sonra nasıl dirileceğiz?" diye soruyor.
Kur'an buna cevap veriyor:
«قُلْ يُحْيِيهَا الَّذِي أَنْشَأَهَا أَوَّلَ مَرَّةٍ وَهُوَ بِكُلِّ خَلْقٍ عَلِيمٌ»
"De ki: Onları ilk defa yaratan diriltecektir. O, her türlü yaratmayı hakkıyla bilendir."
(Yâsîn, 36/79)
Kardeşlerim!
Bizi yoktan var eden Allah, öldükten sonra yeniden diriltmeye de kadirdir.
İlk yaratılışımıza iman eden insan, yeniden yaratılışı da kabul eder.
Bugün dünyaya gelmemiz ne kadar gerçekse, yarın yeniden dirilmemiz de o kadar gerçektir.
Öyleyse mesele sadece "Nasıl yaratıldım?" sorusu değildir.
Asıl soru şudur:
"Yaratıldıktan sonra nasıl yaşamalıyım?"
"Rabbimin huzuruna nasıl çıkmalıyım?"
"Ömrümü nerede tüketiyorum?"
"Allah bana verdiği nimetleri nerede kullandığımı sorduğunda ne cevap vereceğim?"
İŞTE İNSANIN ASIL İMTİHANI
Aziz Müminler!
Allah Teâlâ bizi yaratırken bize akıl verdi.
Göz verdi.
Kulak verdi.
Kalp verdi.
İrade verdi.
Sonra önümüze iki yol koydu:
İman ve inkâr.
İyilik ve kötülük.
Adalet ve zulüm.
Merhamet ve acımasızlık.
Helâl ve haram.
İtaat ve isyan.
İnsan bütün bunların arasında imtihan edilmektedir.
Rabbimiz buyuruyor:
«الَّذِي خَلَقَ الْمَوْتَ وَالْحَيَاةَ لِيَبْلُوَكُمْ أَيُّكُمْ أَحْسَنُ عَمَلًا»
"O, hanginizin daha güzel amel edeceğini sınamak için ölümü ve hayatı yaratmıştır."
(Mülk, 67/2)
Dikkat edelim:
"Kim daha çok amel edecek?" demiyor.
"Kim daha güzel amel edecek?" buyuruyor.
Demek ki mesele sadece çokluk değildir.
Samimiyettir.
Helâlliktir.
Güzel ahlâktır.
Allah'ın rızasıdır.
Bir insan çok ibadet ediyor olabilir ama insanlara zulmediyorsa kendisini yeniden gözden geçirmelidir.
Çok konuşuyor olabilir ama kalp kırıyorsa dikkat etmelidir.
Çok kazanıyor olabilir ama haramla kazanıyorsa düşünmelidir.
Çünkü Allah bizim sadece yaptıklarımızın sayısına değil, nasıl yaptığımıza da bakar.
YARATILIŞA BAK, RABBİNİ HATIRLA
Kardeşlerim!
Kur'an bizi göklere bakmaya çağırıyor.
Yeryüzüne bakmaya çağırıyor.
Kendimize bakmaya çağırıyor.
Geceye bakmaya çağırıyor.
Gündüze bakmaya çağırıyor.
Yağmura bakmaya çağırıyor.
Bitkilere bakmaya çağırıyor.
Hayvanlara bakmaya çağırıyor.
İnsanın yaratılışına bakmaya çağırıyor.
Çünkü bütün bunların içerisinde Allah'ın kudretinin işaretleri vardır.
Rabbimiz şöyle buyuruyor:
«إِنَّ فِي خَلْقِ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ وَاخْتِلَافِ اللَّيْلِ وَالنَّهَارِ لَآيَاتٍ لِأُولِي الْأَلْبَابِ»
"Şüphesiz göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün ardı ardına gelişinde akıl sahipleri için ibretler vardır."
(Âl-i İmrân, 3/190)
Ardından Rabbimiz akıl sahiplerini şöyle tarif ediyor:
«الَّذِينَ يَذْكُرُونَ اللَّهَ قِيَامًا وَقُعُودًا وَعَلَىٰ جُنُوبِهِمْ وَيَتَفَكَّرُونَ فِي خَلْقِ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ رَبَّنَا مَا خَلَقْتَ هَٰذَا بَاطِلًا سُبْحَانَكَ فَقِنَا عَذَابَ النَّارِ»
"Onlar ayakta, oturarak ve yanları üzerine yatarken Allah'ı anarlar. Göklerin ve yerin yaratılışı üzerinde düşünürler ve şöyle derler: 'Rabbimiz! Sen bunu boş yere yaratmadın. Seni tenzih ederiz. Bizi ateş azabından koru.'"
(Âl-i İmrân, 3/191)
İşte müminin bakışı budur.
Gökleri görür.
Allah'ı hatırlar.
Yeryüzünü görür.
Allah'ı hatırlar.
Kendi bedenini görür.
Allah'ı hatırlar.
Bir bebeği görür.
Allah'ı hatırlar.
Bir mezarlığın yanından geçer.
Âhireti hatırlar.
Yağmur yağar.
Rahmeti hatırlar.
Toprak canlanır.
Dirilişi hatırlar.
İşte iman eden insan, hayatın her sahnesinden Rabbine giden bir yol bulur.
SONUÇ
Aziz Müminler!
Bugün üzerinde düşündüğümüz konu aslında hayatımızın tamamını kuşatıyor.
Biz yoktuk.
Allah vardı.
Allah bizi yarattı.
Bizi toprağa ve suya bağlı bir yaratılış sürecinden geçirerek insan yaptı.
Bize akıl verdi.
Bize irade verdi.
Bize fıtrat verdi.
Bizi yeryüzünde sorumlu bir varlık kıldı.
Bize kulluk görevini yükledi.
Sonra dünyayı bir imtihan yeri yaptı.
Ve bir gün bizi yeniden huzuruna çağıracak.
Öyleyse kardeşlerim!
Yaratılışımızı unutmayalım.
Nereden geldiğimizi unutmayalım.
Kimin tarafından yaratıldığımızı unutmayalım.
Niçin yaratıldığımızı unutmayalım.
Ve nereye gideceğimizi unutmayalım.
Topraktan geldik.
Bir gün toprağa döneceğiz.
Fakat yolculuğumuz orada bitmeyecek.
Rabbimizin huzurunda yeniden diriltileceğiz.
Öyleyse bu dünyada bize düşen şudur:
Allah'a iman etmek.
Allah'a kulluk etmek.
Güzel yaşamak.
Kul hakkından sakınmak.
Anne babamıza iyilik etmek.
Ailemize sahip çıkmak.
Çocuklarımızı güzel yetiştirmek.
İnsanlara merhamet etmek.
Yeryüzünü korumak.
Helâlinden kazanmak.
Haramdan uzak durmak.
Günah işlediğimizde tevbe etmek.
Ve her sabah kendimize şu soruyu sormak:
"Bugün Rabbimin razı olacağı nasıl bir insan olacağım?"
Allah'ı tanıyan bir insan olalım.
Yaratılışımızı bilen bir insan olalım.
Kulluğumuzu unutmayan bir insan olalım.
Ve Rabbimizin huzuruna çıktığımız gün:
"Ya Rabbi! Bana verdiğin ömrü Sana kulluk ederek geçirmeye çalıştım."
diyebilecek bir hayat yaşayalım.
DUA
Allah'ım!
Bizi yoktan var eden Sensin.
Bize hayat veren Sensin.
Bizi yaşatan Sensin.
Bizi nimetlerinle kuşatan Sensin.
Sana hamd ediyoruz.
Allah'ım!
Yaratılışımızı bize unutturma.
Nereden geldiğimizi, niçin yaratıldığımızı ve nereye gideceğimizi bize daima hatırlat.
Allah'ım!
Bize verdiğin aklı doğru kullanmayı nasip eyle.
Bize verdiğin gözlerle harama değil, ibretle bakmayı nasip eyle.
Bize verdiğin kulaklarla hakkı işitmeyi nasip eyle.
Bize verdiğin dille doğruyu söylemeyi nasip eyle.
Bize verdiğin kalple Seni tanımayı ve Seni sevmeyi nasip eyle.
Allah'ım!
Bizi kibirden koru.
Bizi gururdan koru.
Bizi insanları küçümsemekten koru.
Bize bütün insanların Senin kulların olduğunu unutturma.
Allah'ım!
Bizi yaratılış gayesine uygun yaşayan kullarından eyle.
Bizi Sana kulluk edenlerden eyle.
Namazını dosdoğru kılanlardan eyle.
Kur'an'ı hayatına rehber edinenlerden eyle.
Helâlinden kazanıp helâlinden harcayanlardan eyle.
Anne babasına iyilik edenlerden eyle.
Ailesine merhamet edenlerden eyle.
Çocuklarını iman ve ahlâkla yetiştirenlerden eyle.
Komşularına güven verenlerden eyle.
İnsanlara faydalı olanlardan eyle.
Allah'ım!
Bize temiz bir fıtratla yaşamayı nasip eyle.
Kalplerimizi imanla diri tut.
Bizi günahların kirinden temizle.
Şeytanın vesveselerinden muhafaza eyle.
Nefsimizin kötülüklerinden bizi koru.
Allah'ım!
Bizi dünya hayatına aldananlardan eyleme.
Dünyayı kalbimizin değil, elimizin içine koy.
Dünya nimetlerini Sana kulluk yolunda kullanmayı nasip eyle.
Allah'ım!
Ölümü bize unutturma.
Ölüm geldiğinde imanımızı koru.
Kabir hayatımızı huzurlu eyle.
Kıyamet gününde bizi mahcup etme.
Amel defterimizi sağ tarafımızdan ver.
Hesabımızı kolaylaştır.
Sırat'ı kolay geçmeyi nasip eyle.
Bizi cehennem azabından muhafaza eyle.
Allah'ım!
Bizi Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa'nın sancağı altında haşreyle.
Kevser Havuzu'nun başında onunla buluştur.
Şefaatine nail eyle.
Ve bizleri sevdiklerimizle birlikte cennetinde buluştur.
Allah'ım!
Geçmişlerimize rahmet eyle.
Hastalarımıza şifa ver.
Dertlilerimize deva ver.
Borçlularımıza eda kolaylığı ver.
Darda kalanlara yardım et.
Mazlumlara nusret ver.
Gençlerimizi imanla, iffetle ve güzel ahlâkla yetiştir.
Çocuklarımızı Kur'an'ın nuruyla büyüt.
Ailelerimizi huzur ve muhabbetle kuşat.
Ümmet-i Muhammed'e birlik, beraberlik ve kardeşlik nasip eyle.
Allah'ım!
Bize dünyada iyilik ver.
Âhirette de iyilik ver.
Bizi cehennem azabından koru.
Rabbimiz!
Bizi yoktan var ettin.
Bizi Sana kulluk için yarattın.
Bizi Sana kulluk üzere yaşat.
Bizi iman üzere öldür.
Ve huzuruna yüzümüz ak, kalbimiz temiz, amelimiz salih olarak çıkmayı bizlere nasip eyle.
رَبَّنَا تَقَبَّلْ مِنَّا إِنَّكَ أَنْتَ السَّمِيعُ الْعَلِيمُ
"Rabbimiz! Bizden kabul et. Şüphesiz Sen hakkıyla işitensin, hakkıyla bilensin."
رَبَّنَا لَا تُزِغْ قُلُوبَنَا بَعْدَ إِذْ هَدَيْتَنَا وَهَبْ لَنَا مِنْ لَدُنْكَ رَحْمَةً ۚ إِنَّكَ أَنْتَ الْوَهَّابُ
"Rabbimiz! Bizi hidayete erdirdikten sonra kalplerimizi eğriltme. Bize tarafından rahmet bağışla. Şüphesiz Sen çok bağışta bulunansın."
Âmin..
