Hadislerle İslâm.. "Peygamberlere İman: Allah’ın Elçilerini Tasdik" Konulu Hadislerle İslâm Vaazı sitemize eklenmiştir..
Peygamberlere İman: Allah’ın Elçilerini Tasdik
Hamd, insanlığa elçileriyle doğru yolu gösteren, kullarını vahyiyle uyaran ve rahmetiyle iyiliğe çağıran Yüce Allah’a mahsustur. Salât ve selâm, bütün peygamberlerin tevhid çağrısını insanlığa son kez ulaştıran, merhameti ve doğruluğuyla bizlere örnek olan Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa’ya, ailesine, ashâbına ve bütün Allah elçilerine iman eden müminlere olsun.
Aziz kardeşlerim, hayatımızda örnek aldığımız insanlar vardır. Bir büyüğümüzün sabrından, bir öğretmenin dürüstlüğünden ve bir arkadaşın güvenilirliğinden etkileniriz. Fakat kendimizi bütün yönleriyle teslim edeceğimiz rehberlik, Allah’ın seçtiği elçilerin rehberliğidir. Peygamberler bize yalnız geçmiş zamanlardan haber vermezler; kulluğun, cesaretin, sabrın ve merhametin nasıl yaşanacağını öğretirler. Onlara iman etmek, bu ilâhî çağrıyı hak bilmek ve hayatımıza taşımaya çalışmaktır.
Bugün peygamberlerin isimlerini saymakla yetinmeyelim. Onların getirdiği mesajın evimizde, işimizde ve kalbimizde hangi davranışı değiştirmesi gerektiğini düşünelim. Hz. İbrâhim’in tevhid bağlılığından, Hz. Mûsâ’nın hak karşısındaki kararlılığından, Hz. Îsâ’nın Allah’ın kulu ve elçisi oluşundan ve Peygamberimizin bütün insanlığa rehberliğinden alacağımız ders vardır. Doğru kaynaklarda bildirileni öğrenir, bilinmeyen ayrıntıları hayalimizle tamamlamayız.
İmanın içinde elçilere güven vardır
Ebû Hüreyre’nin naklettiği Cibrîl hadisinde Peygamberimiz iman sorusuna şu cevabı vermiştir:
أَنْ تُؤْمِنَ بِاللَّهِ وَمَلاَئِكَتِهِ وَكِتَابِهِ وَلِقَائِهِ وَرُسُلِهِ وَتُؤْمِنَ بِالْبَعْثِ الْآخِرِ…
“Allah’a, meleklerine, kitabına, O’na kavuşmaya ve peygamberlerine iman etmendir; öldükten sonraki dirilişe de iman etmendir.” (Müslim, Îmân, 5; Buhârî, Îmân, 37.)
Bu cevap bize elçilere imanın Allah’a imanımızın içinde olduğunu hatırlatır. Allah’ın mesajını ulaştıran peygamberleri tasdik etmek, vahye güvenmektir. Onları kendi arzularımızı onaylayıp onaylamadıklarına göre seçmeyiz. Bir peygambere inanıp diğerini küçümsemek müminin anlayışı olamaz. Rabbimizin seçtiği bütün elçileri hürmetle anarız. Kitabımızın bildirdiği hakikati kabul ederken insanlık tarihindeki bu rehberliğe gönlümüzü açarız.
Peygamberler Allah’ın seçkin kullarıdır; ilâh değildirler. Onları sever, öğrettiklerine uyar ve Allah’ın izniyle gösterdikleri delilleri tasdik ederiz. Fakat ibadetimizi yalnız Allah’a yöneltiriz. Onların insan oluşu örnekliği zayıflatmaz; tersine kulluğun yaşanabilir bir hayat içinde gösterildiğini anlamamıza yardımcı olur. Acı, kayıp ve zorluk yaşamış olmaları, sıkıntı çeken mümine kendi gayretinde güç verir. İmanlı olmak, dünyada hiç zorlanmamak anlamına gelmez.
Çocuklarımıza peygamberleri anlatırken bu insanî örnekliği doğru kaynaklarla gösterelim. Kaynaksız hikâyelerle süslemek yerine, Kur’an’ın ve güvenilir rivayetlerin öğrettiği sabrı, doğruluğu ve sorumluluğu anlatalım. Çocuk, örnek aldığı elçinin adını bildiği kadar mesajını da tanısın. “Bu olay bize nasıl davranmayı öğretiyor?” sorusunu birlikte sorabiliriz. Hikâyeyi bitirip geçmek yerine hayatımızdaki karşılığını düşünelim.
Aynı hakikate çağıran kardeşler
Ebû Hüreyre’nin rivayetinde Allah Resûlü şöyle buyurmuştur:
أَنَا أَوْلَى النَّاسِ بِعِيسَى ابْنِ مَرْيَمَ فِى الدُّنْيَا وَالْآخِرَةِ، وَالأَنْبِيَاءُ إِخْوَةٌ لِعَلاَّتٍ، أُمَّهَاتُهُمْ شَتَّى، وَدِينُهُمْ وَاحِدٌ.
“Ben dünyada ve âhirette Meryem oğlu Îsâ’ya insanların en yakın olanıyım. Peygamberler babaları bir, anneleri ayrı kardeşlerdir; dinleri birdir.” (Buhârî, Enbiyâ, 48.)
Hadisteki kardeşlik benzetmesi, peygamberlerin temel çağrısının birliğini anlatır. Hepsi insanları Allah’a kulluğa çağırmıştır. Zamanlarına verilen bazı hükümler farklılaşabilse de tevhidin özü birdir. Bu sebeple Hz. Îsâ’ya, Hz. Mûsâ’ya ve diğer elçilere saygımız, kendi imanımızın gereğidir. Onların Allah’ın kulları oluşunu doğru anlamak, sevgimizi yerli yerinde tutar. Hürmet ederken ilâhlık isnadından da sakınırız.
Bu hakikat, farklı insanlarla konuşurken dilimizi de etkiler. Kendi inancımızı açıkça anlatabilir, fakat başkasının kutsal saydığı değerleri hakaret konusu yapmayız. Hakikati savunmak için kaba olmak zorunda değiliz. Peygamberlerin çağrısına bağlılığımız, adaletimizde ve nezaketimizde görülmelidir. Farklı inançtan bir komşumuzun hakkını korumak, iş arkadaşımızın emeğine saygı göstermek ve insanlara dürüst davranmak dinimizin sorumlulukları arasındadır.
Aile içinde de bu ölçü geçerlidir. Çocuğumuza kendi imanını öğretirken başka insanları küçümsemeyi öğretmeyelim. Doğruyu benimsemek ile insan onurunu korumak birlikte mümkündür. Kendi dinini güvenilir bilgiyle tanıyan genç, alay ve hakaretle üstünlük aramak zorunda kalmaz. Ona sorularını sorabileceği bir ortam sunalım. Peygamberlere imanımızı, güvenilir bilgi ve güzel ahlâkla besleyelim.
En değerli davranışın yönü
Peygamberimize hangi amelin daha değerli olduğu sorulduğunda şu cevabı verdiği nakledilir:
الإِيمَانُ بِاللَّهِ وَرَسُولِهِ.
“Allah’a ve resûlüne iman.” (Nesâî, Îmân, 1.)
İman, bütün güzel amellerimizin yönünü belirler. Bir iyiliği neden yaptığımızı, kimden karşılık beklediğimizi ve hangi ölçüyle yaşadığımızı düşünürüz. Allah’a ve elçisine bağlılığımız, ibadetlerimizin ve ahlâkımızın temelidir. Bu bağlılık, yalnız bir bilgi olarak zihnimizde durmamalıdır. Yapabildiğimiz iyiliği Allah’ın rızası için yapmak, kötülük karşısında onun öğrettiği ölçüyü korumak ve yanlışımızdan tövbeyle dönmek gerekir.
Meselâ bir işte haksız kazanç fırsatı çıktığında Peygamberimizin doğruluğunu hatırlayalım. Evde öfkelendiğimizde onun merhametini düşünelim. Bir insanın kusurunu anlatmak hoşumuza gelse de dilimizi korumaya çalışalım. Rehberliğini kabul ettiğimiz elçinin öğrettiği ahlâk, bu anlarda bizimle olsun. Onun hayatını yalnız özel günlerde dinlediğimiz bir anlatı olarak bırakmayalım. Günlük kararlarımızda örnekliğine yer açalım.
Bir hadis duyduğumuzda onu güvenilir kaynaktan öğrenmek de bu bağlılığın parçasıdır. Peygamberimiz adına konuşurken dikkatli olalım. Her etkileyici söz hadis değildir; her anlatılan olay doğru olmayabilir. Kaynağını araştırmak sevgimizi azaltmaz, onu doğru zeminde korur. Allah’ın elçisine hürmet, onun söylemediği sözü ona nispet etmekten sakınmayı da gerektirir. Bilmediğimizi öğrenmek için gösterdiğimiz gayret, imanımıza karşı sorumluluğumuzdur.
Kur’an’la bize ulaşan rehberlik
Ebû Hüreyre’nin naklettiği hadiste Peygamberimiz şöyle buyurur:
مَا مِنَ الْأَنْبِيَاءِ نَبِيٌّ إِلَّا أُعْطِيَ مِنْ الْآيَاتِ مَا مِثْلُهُ أُومِنَ –أَوْ آمَنَ– عَلَيْهِ الْبَشَرُ، وَإِنَّمَا كَانَ الَّذِي أُوتِيتُ وَحْيًا أَوْحَاهُ اللَّهُ إِلَيَّ، فَأَرْجُو أَنِّي أَكْثَرُهُمْ تَابِعًا يَوْمَ الْقِيَامَةِ.
“Hiçbir peygamber yoktur ki insanların inanmaları için kendisine deliller verilmiş olmasın. Bana verilen ise Allah’ın bana vahyettiği vahiydir. Bu sayede kıyamet günü onların en çok tâbisi olanı olacağımı umuyorum.” (Buhârî, İ’tisâm, 1.)
Peygamberimizin bize bıraktığı ilâhî rehberlik, Kur’an’la bugün de önümüzdedir. Onu görmemiş olmak, mesajından habersiz kalmamızı zorunlu kılmaz. Kur’an’ı okuyabilir, sünnetini güvenilir kaynaklardan öğrenebilir ve onun ahlâkını hayatımıza taşıyabiliriz. Bu büyük imkânı düşünelim. Aradan geçen yıllar, Allah’ın kitabının insanlığa çağrısını ortadan kaldırmamıştır. Biz de o çağrının bugünkü muhataplarıyız.
Bir gencin Peygamberimizi tanıması için yalnız isim ve tarih ezberi yeterli değildir. Onun insanlara nasıl yaklaştığını, emaneti nasıl koruduğunu ve zorlukta nasıl sabrettiğini öğrenmeye ihtiyacı vardır. Evimizde birlikte güvenilir bir bölüm okuyabiliriz. Ardından o örneğin bugünkü hayatımızdaki karşılığını konuşabiliriz. Bu öğrenme sevgiyi bilgiyle, bilgiyi davranışla birleştirir. Peygamberimizi tanımak, kendi yaşamımızı da yeniden düşünmeye vesile olur.
Sabır örnekleri bizi ayağa kaldırsın
Peygamberlerin hayatındaki zorlukları dinlediğimizde, sıkıntımızın imanımıza engel olmadığını hatırlarız. Davetlerini sürdürürken karşı çıkışlarla, kayıplarla ve ağır şartlarla karşılaşmışlardır. Kur’an’ın bildirdiği örneklerde sabır, işi bırakıp beklemek değildir. Doğru bildiği yolda sorumlulukla devam etmek, Allah’a sığınmak ve imkânını kullanmaktır. Biz de zorluk karşısında hem dua eder hem yapabileceğimiz doğru işi yaparız.
Bir anne baba evladına güzel alışkanlık kazandırmakta zorlanabilir. Bir genç doğru bir çevre kurmaya çalışırken yalnız kalabilir. Bir çalışan dürüstlüğünü koruduğu için kısa vadeli bazı imkânları kaybedebilir. Bu anlarda peygamberlerin örnekliği bize dayanma gücü verir. Hakikat, herkes hemen kabul ettiğinde değerli olan bir şey değildir. Doğruyu yaşamak bazen sabır ister; fakat bu sabır kendimize ve başkalarına karşı merhameti bırakmak anlamına gelmez.
Kayıp yaşayan kardeşlerimizi de kolay sözlerle geçiştirmeyelim. Peygamberlerin hayatındaki hüznü hatırlayarak, acının insanîliğine saygı gösterelim. İman, üzüntüyü bütünüyle yok etmek zorunda değildir. Rabbine güvenen insan da ağlayabilir ve desteğe ihtiyaç duyabilir. Bir kardeşimizin yanında sabırla durmak, ihtiyacını karşılamak ve dua etmek, kuru bir nasihatten daha fazla güç verebilir. Örnekleri anlatırken onların insan hayatına dokunan tarafını kaybetmeyelim.
Peygamberlerin sabrı yalnız geçmişte kalmasın
Aziz müminler, peygamberleri anlatırken çoğu zaman yaşadıkları zorlukları hayranlıkla dinleriz. Fakat hayranlığımız kendi davranışımıza ulaşmadığında kıssanın öğüdü eksik kalır. Hz. Nuh’un davetindeki sabrı hatırlarken evladımıza doğruyu öğretmede neden hemen sonuç beklediğimizi düşünelim. Hz. Musa’nın hak karşısındaki bağlılığını konuşurken haksız bir söz önünde sırf rahatımız bozulmasın diye sustuğumuz yerleri görelim. Peygamberlerin yolları bizim bütün şartlarımızla aynı değildir; fakat Allah’a bağlılıkları bize kendi şartlarımız içinde bir ölçü verir.
Kur’an, Hz. Nuh’un kavmini gece gündüz davet ettiğini ve onların bu çağrıdan uzaklaşmaya çalıştığını anlatır. Bu kıssada anlatılanlar bize irşadın her zaman hemen karşılık bulmadığını gösterir. Biz de bir güzel öğüdün ilk anda duyulmamasını bütün gayretimizin boşa gitmesi saymayalım. Ancak sabır, aynı yanlış yöntemi ısrarla tekrarlamak değildir. Muhatabımızı dinlemek, uygun zamanı bulmak ve söyleyişimizi düzeltmek gerekir. Sonucu zorla üretmeye çalışmadan hakkı güzel biçimde ulaştırmanın yolunu arayalım. (Nûh, 71/5–7; kıssanın anlamından hareketle.)
Bu kıssaya kendi kendimize ayrıntılar eklemeyelim. Bir peygamberin ne söylediğini, ne düşündüğünü veya hangi duyguyu yaşadığını kaynaksız anlatmak, dinleyiciyi etkilemek adına yapılacak bir iş değildir. Kur’an’ın bildirdiği olay zaten yeterince derin bir öğüt taşır. Bizim vazifemiz o öğüdü günümüz insanının hayatına doğru taşımaktır. Çocuğumuza sabır öğretirken kendimiz de öğrenelim; komşumuza doğruyu anlatırken onun hakkını koruyalım. Peygamberlere iman, onların isimlerini saymaktan daha fazla bir bağlılık ister.
Rehberliğin insan hayatında görünmesi
Peygamberlerin insanlar arasından gönderilmiş olması bizim için büyük bir rahmettir. Getirdikleri hakikat yalnız uzak bir fikir olarak kalmaz; onların yaşayışında insanlara örnek olur. İman, ibadet, aile ve toplum sorumluluğu bir arada görülür. Bu sebeple Peygamberimizi tanımak için yalnız hayatının sıra dışı olaylarını aramayalım. Sözüne nasıl sadık kaldığını, insanlarla nasıl konuştuğunu, kendisine soru soranı nasıl dinlediğini ve hak sahibinin hakkını nasıl gözettiğini de öğrenelim. Bize en çok lazım olan rehberlik çoğu zaman günlük davranışımızın içindedir.
Evimizin kapısından girdiğimizde dışarıdaki güzel sözlerimizin devamı geliyor mu? İşte adaleti anlatırken evde güçlü olanın her zaman haklı sayıldığı bir düzen mi kuruyoruz? Peygamberimizi örnek aldığımızı söylerken en yakınımıza karşı merhametimizi neden erteleyelim? Bizim bağlılığımız, bir insanın adını sevgiyle anmanın yanında onun getirdiği ahlâkı hayatımıza yerleştirme gayretidir. Bütün eksiklerimizi bir günde düzeltemesek de belirli bir davranışta daha doğru bir yol açabiliriz. Güzel örneğe inanmak, kendimizi değiştirmeye razı olmaktır.
Gençlerimiz de bu bağlılığın samimiyetini görmek ister. Soruları karşısında yalnız kızarsak dinin öğrenme kapısını daraltabiliriz. Anlamadıkları şeyi küçümsemeden dinleyelim, bildiğimizin kaynağını gösterelim ve bilmediğimizde araştırmaya açık olalım. Peygamberimizin rehberliği adına konuşan insan, davranışına da dikkat etmelidir. Sertliği sürekli dinî ciddiyet gibi göstermeyelim. Ciddiyet doğrulukta, sorumlulukta ve hakka bağlılıkta bulunsun; konuşmamızda ise anlayış ve edep kaybolmasın. Gönüller, güvenilir örneğin yanında öğrenmeye daha açık olur.
Elçilere saygıda ölçüyü korumak
Peygamberler Allah’ın seçtiği elçilerdir; onlara saygımız imanımızın içindedir. Fakat bu saygı onları Allah’ın kulları olmanın dışında görmeye götürmez. Allah’ın izni ve bildirmesi dışında bağımsız bir kudret ve sınırsız bir bilgi sahibi gibi düşünmeyiz. Bu ölçü sevgimizi azaltmaz; sevgimizin doğru bir zeminde kalmasını sağlar. Peygamberimizin kul ve elçi oluşunu birlikte kabul etmek, hem kulluğun örneğini hem risaletin rehberliğini anlamamıza yardım eder. Gerçek bağlılık, sevdiğimiz adına kaynakta bulunmayan üstünlükler uydurmak değildir.
Geçmiş elçiler arasında iman bakımından ayrım yapmamak da kalbimizde bu saygıyı güçlendirir. Kur’an’ın tanıttığı peygamberlerin hepsine inanırız. Hz. İsa’yı ve Hz. Musa’yı sırf başka dinlerin mensupları da anıyor diye uzak gördüğümüz isimler hâline getirmeyiz. Onlar Rabbimizin elçileridir. Farklı inançların görüşlerini kabul etmekle Allah’ın peygamberlerine iman etmek aynı mesele değildir. İnancımızın sınırını açıkça korurken, peygamberlerin ortak tevhid çağrısını ve onlara duyduğumuz saygıyı da çocuklarımıza doğru anlatalım.
Görmeden bağlandığımız yolun sorumluluğu
Biz Peygamberimizin yanında oturmadık, sesini kendi kulağımızla dinlemedik. Fakat güvenilir kaynaklarla bize ulaşan rehberliği öğrenme imkânımız var. Bu imkânı yalnız özel günlerde hatırlamaya ayırmayalım. Bir hadisi anlamıyla öğrenmek, siyerden doğrulanmış bir bölümü okumak ve o bilgiyi hayatımızdaki bir davranışla buluşturmak için düzen kuralım. Erişebildiğimiz bilgi çok olduğu hâlde doğru öğrenme gayretimiz zayıf kalabilir. Çok paylaşmak her zaman çok öğrenmek demek değildir; doğruluğunu araştırmadan yayılan dinî sözler sevgimizi de sorumluluğumuzu da yansıtmaz.
Peygamberimize salât ve selâm gönderirken bağlılığımızı kalbimizde yenileyelim. Onun adı dilimizdeyken getirdiği ölçü tercihlerimizde olsun. Bir emanetin karşısında dürüstlük, bir kırgınlığın içinde merhamet ve bir haksızlık önünde adalet bize yol göstersin. Kendimizi başkasından üstün saymak için değil, kendimizdeki eksiği görmek için onun örnekliğine bakalım. Peygamber sevgisi, sevdiğimizin öğrettiği iyiliğe doğru atılan adımla derinleşir. Rabbimiz o adımları bizim için devamlı ve samimi kılsın.
Sevgimizi ahlâkımızda gösterelim
Rabbimiz Peygamberimizin örnekliğini şöyle bildirir:
لَّقَدْ كَانَ لَكُمْ فِى رَسُولِ ٱللَّهِ أُسْوَةٌ حَسَنَةٌۭ لِّمَن كَانَ يَرْجُوا۟ ٱللَّهَ وَٱلْيَوْمَ ٱلْءَاخِرَ وَذَكَرَ ٱللَّهَ كَثِيرًۭا
“Andolsun, Allah’ın resûlünde sizin için; Allah’a ve âhiret gününe kavuşmayı uman, Allah’ı çok anan kimseler için güzel bir örnek vardır.” (Ahzâb, 33/21.)
Bu örnekliği günlük hayatımızda arayalım. Ailemize karşı sesimiz, bir yoksula yaklaşımımız, işimizdeki dürüstlüğümüz ve güçlü olduğumuz anda gösterdiğimiz adalet bu muhasebenin alanlarıdır. Peygamberimizin adını sevgiyle anarken onun öğrettiği ahlâka da sevgiyle yaklaşalım. Dışarıda saygılı görünüp evde herkesi incitmek bizi eksik bırakır. Sünnetin güzel adını başkasına üstünlük kurmanın aracı yapmadan, kendi nefsimizi düzeltmenin ölçüsü olarak yaşayalım.
Örnek almak, her şeyi hemen kusursuz yapmak değildir. Öğrenir, gayret eder ve hata yaptığımızda yeniden başlarız. Bir özür, bir telafi ve bir güzel davranış sevgimizin samimiyetini artırabilir. Her gün hayatından bir öğüt öğrenip uygulamaya çalışalım. Peygamber sevgisi, onun güzel ahlâkına yaklaşan bir adımla derinleşir. Kalbimizdeki sevgiyi davranışımıza taşıdıkça, rehberliğini daha yakından hissederiz.
Muhterem kardeşlerim, bugün bütün Allah elçilerini hürmetle anarak kendi sorumluluğumuza dönelim. Onların tevhid çağrısını yaşayalım, doğruluğunu örnek alalım ve insanlara merhametle yaklaşalım. Peygamberimizin hayatından güvenilir bir bölüm okuyup ailemizde konuşalım. Bir yanlışımızı düzeltmek için somut adım atalım. Elçilere imanımız, geçmişe ait bir bilgi olmaktan çıkıp bugünkü kulluğumuzun rehberi olsun.
Hz. Peygamber’in örnekliğine dönen bir gün
Muhterem kardeşlerim, peygamberlere iman vaazından evimize yalnız isimler ve tarihî bilgiler götürmeyelim. Bugün hangi davranışımızın onun öğrettiği ölçüye yaklaşacağını seçelim. Bir insanın sözünü sonuna kadar dinlemek, emaneti geciktirmeden yerine getirmek ve kırıcı bir alışkanlığı düzeltmeye başlamak bunlardan biri olabilir. Her gün büyük bir olay yaşamamız gerekmiyor. Günlük hayatımızın küçük kararları karakterimizi oluşturuyor. Peygamberimizin örnekliğini aradığımız yer, bugün önümüze çıkan bu gerçek kararlardır.
Sevgi bazen özel günlerde güçlü biçimde ifade edilir; o ifadenin devamlılığı ise gündelik davranışta aranır. Salât ve selâm gönderdiğimiz dilimizin komşumuza hakaret etmemesine, onun yolunu sevdiğimizi söylediğimiz hâlde başkasının hakkını önemsiz görmemeye dikkat edelim. Bir yanlışımız ortaya çıktığında kendimizi savunmak için dinî bir sözü kullanmayalım. Bilakis dinimizin ölçüsü bizi dürüstlüğe ve telafiye götürsün. Resûlullah’ın rehberliğine bağlılık, bizim kendi kusurumuzun üstünü örtmek için değil, o kusurdan dönmek için kuvvettir.
Aile içinde herkesin görebileceği bir güzel alışkanlık geliştirebiliriz. Öfkelendiğimizde incitici söz söylemeden ara vermek, evdeki emeği paylaşmak veya verilen küçük sözleri ciddiye almak gibi bir alan seçelim. Çocuklarımıza bunun dinimizin öğrettiği ahlâkla ilişkisini sade biçimde anlatalım. Fakat bir gün başaramadığımızda bütün gayreti bırakmayalım. Hata ettiğimizde özür dileyip yeniden devam etmek de onlara değerli bir örnektir. Onlar bizim kusursuz görünmemizden ziyade doğruya samimiyetle dönebildiğimizi görsünler.
Camideki beraberliğimiz de aynı örnekliğin bir alanıdır. Yeni geleni karşılamak, yer bulmakta zorlanana yardımcı olmak ve bir soruyu küçümsemeden dinlemek mümkündür. Bir kardeşimizin eksikliğini herkesin önünde anlatmak yerine kendisiyle uygun bir vakitte konuşalım. Rehberliğin amacı gönlü kazanarak doğruya ulaştırmaktır. Öğüdümüzün üslubunu düşünmek, hakkı gevşetmek değil, hakkın kalbe ulaşmasını önemsemektir. Peygamberleri tanımak bize kendi ilişkimizde daha dürüst, daha sabırlı ve daha merhametli bir yol açsın.
Allah’ın elçilerine iman ederken kendimizi sürekli başkasının imanını ölçen bir yere koymayalım. Her birimiz kullukta öğrenmeye ve düzelmeye muhtacız. Bildiğimizi doğru aktaralım, bilmediğimizi ehline soralım ve yaşadığımız eksiği kabul edelim. Bu tevazu inancımızı zayıflatmaz; rehberliğe ihtiyacımızı canlı tutar. Rabbimizin peygamber göndermesindeki lütfu böylece yalnız geçmişteki insanlara verilmiş bir nimet gibi düşünmeyiz. Bize ulaşan vahyin ve örneğin kıymetini bugünkü hayatımızda yaşayarak şükretmeye çalışırız.
Peygamberlerin isimlerini çocuklarımızın diline öğretirken onların mesajını da gönüllerine ulaştıralım. Kur’an’ın anlattığı bir kıssadan sonra yalnız olayın ne olduğunu sormayalım; hangi güzel davranışa çağırdığını birlikte düşünelim. İman, sabır ve doğruluk gibi değerlerin bugünkü karşılığını arayalım. Anlatımımızdaki sevgi doğru bilgiyle birleşsin. Bir elçinin hayatını sevdirirken kaynağın söylemediği ayrıntıları eklemeyelim; hakikatin kendi gücüyle kalbe ulaşabileceğine güvenelim.
Kaynaklar
Esas alınan konu: Diyanet İşleri Başkanlığı, Hadislerle İslâm, I, 563–572, “Peygamberlere İman: Allah’ın Elçilerini Tasdik”. Hadislerin Arapça lafızları eserin özgün metin sayfalarıyla kontrol edilmiştir; kullanılan rivayetlerin kaynakları ilgili alıntıların yanında belirtilmiştir.
Diyanet özgün hadis metni: I, 563.
Diyanet özgün hadis metni: I, 564.
Elçilerinin yolunda kalmak için dua
Allah’ım! Gönderdiğin bütün elçilere imanımızı sağlamlaştır. Bizi onların getirdiği tevhid çağrısını hak bilen, doğruluklarını örnek alan ve sana gönülden kulluk eden müminlerden eyle. Peygamberimize sevgimizi onun ahlâkıyla besle; bize bıraktığı rehberliği hayatımızda yaşat.
Rabbimiz! Çocuklarımıza peygamberlerini doğru kaynaklarla tanıtmayı, gençlerimizin sorularını sabırla dinlemeyi ve ailelerimizde merhameti büyütmeyi nasip et. Zorlukta sabır, yanlışımızda tövbe ve hak karşısında tevazu ver. İnsanlara karşı adaletimizi koru; dinimizi anlatırken dilimizi hakaretten ve kalbimizi kibirden temizle.
Allah’ım! Kur’an’ı öğrenme ve sünneti yaşama gayretimizi kabul eyle. İhmal ettiğimiz sorumluluklarımızı yerine getirecek güç ver. Bizi elçilerini yalnız adlarıyla anan değil, mesajlarıyla yaşayan kullarından eyle. Son nefesimizi imanla tamamlat; huzuruna razı olduğun bir hayatın umuduyla gelmeyi nasip et. Âmin.
