Hadislerle İslâm.. "Gusül: Boy Abdesti" Konulu Hadislerle İslâm Vaazı sitemize eklenmiştir..
Gusül: Boy Abdesti
Hamd, bedenimizi ve ruhumuzu bize emanet eden, temizlenen kullarını seven Yüce Allah’a mahsustur. Salât ve selâm, ümmetine arınmanın yolunu öğreten, insanın haysiyetini koruyarak dinini anlatan Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa’ya, onun ailesine, ashâbına ve izinden yürüyen bütün müminlere olsun.
Aziz kardeşlerim, hayatımızda bazı bilgiler vardır ki onları bilmeden ibadetimizi doğru yapamayız; buna rağmen mahcup olduğumuz için sormayı erteleriz. Gusül de böyle bir konudur. Çocukluğumuzda bir büyükten birkaç söz duymuş, sonra yıllarca o bilgilerle devam etmiş olabiliriz. Bazen eksik öğrendiğimizi fark ederiz, bazen de aslında doğru yaptığımız bir temizlikten şüphelenerek kendimizi gereksiz yere yorarız. Bugün Rabbimizin huzuruna hazırlanırken hem doğru bilgiyi hem de Peygamberimizin insanı incitmeyen öğretme biçimini hatırlayalım.
Gusül, boy abdesti demektir. Belirli hâllerden sonra yerine getirmemiz gereken bir temizlik ibadetidir. Ancak bu konuyu konuşurken insanın kendisiyle, bedeniyle ve Allah’la ilişkisini de düşünmemiz gerekir. Dinimizin öğrettiği temizlik, insana kendi bedeninden utanmayı değil, o bedenin sorumluluğunu taşımayı öğretir. İbadete hazırlanmak için yıkanırız; kendimizi değersiz gördüğümüz için değil. Bir kimsenin gusle ihtiyacı olması, onun insan olarak saygınlığını ortadan kaldırmaz.
Temizlenme ihtiyacı insanın değerini azaltmaz
Bu hakikati bize Ebû Hüreyre’nin yaşadığı bir olay öğretir. Sevgili Peygamberimizin yanında bulunmayı seven bu sahâbî, cünüp olduğu bir sırada onunla karşılaşmış, fakat o hâliyle yanında kalmaktan çekinmiştir. Hadisi kendi anlatımıyla dinleyelim:
عَنْ أَبِى هُرَيْرَةَ قَالَ: لَقِيَنِى رَسُولُ اللَّهِ (صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَ سَلَّمْ) فِى طَرِيقٍ مِنْ طُرُقِ الْمَدِينَةِ وَأَنَا جُنُبٌ فَاخْتَنَسْتُ فَذَهَبْتُ فَاغْتَسَلْتُ ثُمَّ جِئْتُ فَقَالَ: “أَيْنَ كُنْتَ يَا أَبَا هُرَيْرَةَ؟.” قَالَ: قُلْتُ: إِنِّى كُنْتُ جُنُبًا فَكَرِهْتُ أَنْ أُجَالِسَكَ عَلَى غَيْرِ طَهَارَةٍ. َقَالَ: “سُبْحَانَ اللَّهِ إِنَّ الْمُسْلِمَ لاَ يَنْجُسُ.”
“Ebû Hüreyre anlatıyor: Cünüp olduğum bir sırada Medine yollarından birinde Allah Resûlü ile karşılaştım. Yanından ayrılarak gidip guslettim, sonra döndüm. Bana nerede olduğumu sordu. Cünüp olduğumu, temizlenmeden yanında oturmak istemediğimi söyledim. Bunun üzerine, “Sübhânallah! Müslüman necis olmaz” buyurdu.” (Ebû Dâvûd, Tahâret, 91; hadis no. 231. Ayrıca Buhârî, Gusül, 23; hadis no. 283.)
Peygamberimiz onun hassasiyetini görmüş, aynı zamanda zihnindeki yanlış düşünceyi düzeltmiştir. Cünüplük, gusülle giderilen bir ibadet hâlidir; insanın bütünüyle pis sayılması değildir. Ebû Hüreyre’nin eline dokunmak, onunla konuşmak veya aynı yerde oturmak bu yüzden yasak hâle gelmez. Allah Resûlü, temizliğin hükmünü öğretirken Müslüman’ın haysiyetini de korumaktadır. Bu iki ölçüyü birbirinden ayırırsak ya ibadetin şartlarını gevşetir ya da din adına insanı gereksiz yere incitiriz.
Cünüplük her zaman bir günahın sonucu değildir. Meşru evlilik hayatında veya insanın iradesi dışında gerçekleşen ihtilâmda da ortaya çıkar. Uyurken meydana gelen bir hâl yüzünden genç bir kardeşimiz kendisini suçlu saymamalıdır. Yapması gereken, durumu doğru öğrenmek ve gerekli temizliği yerine getirmektir. Eğer bir günah söz konusu olmuşsa onun için ayrıca tevbe edilir; gusül ile tevbenin vazifeleri birbirine karıştırılmaz. Bedenimizi yıkamak, işlediğimiz her haksızlığı kendiliğinden ortadan kaldırmaz.
Anne babalar olarak evlatlarımızın büyüdüğünü fark ettiğimizde bu bilgileri onların önüne bir korku olarak koymayalım. Ergenliğe yaklaşan bir çocuk, kendisinde meydana gelen değişiklikleri anlamakta zorlanabilir. O soru sorarken yüzümüzü ekşitirsek bir daha bize gelmeyebilir. Mahremiyetine saygı duyarak, yaşına uygun bir dille, doğru bilgiyi verebileceğimiz sakin bir zaman ayıralım. Bilmediğimiz ayrıntıyı güvenilir bir din görevlisine soralım; çocuğumuzu tahminlerimize emanet etmeyelim.
Bu eğitim yalnız erkek çocuklarına veya yalnız kız çocuklarına bırakılacak bir konu değildir. Her insan kendi ibadetinden sorumludur. Bir baba oğluyla, bir anne kızıyla uygun şekilde konuşabilir; ihtiyaç olduğunda başka güvenilir bir eğitim desteği alınabilir. Asıl mesele, gençlerin utanma duygusunu kırmadan öğrenmelerine yardımcı olmaktır. Ailesinde cevap bulamayan çocuk, telefonunun ekranında her söylenene inanabilir. Bizim şefkatli ilgimiz, onun doğru bilgiye ulaşmasını kolaylaştırır.
Kardeşlerim, bir insana hangi durumda gusletmesi gerektiğini öğretmek güzeldir; onun özel hayatını kurcalamak ise öğretmek değildir. Evde, yurtta veya işyerinde birinin banyo yapmasından hareketle mahrem hâlleri hakkında konuşmayalım. Şaka olsun diye bile olsa gençleri herkesin önünde sıkıştırmayalım. Peygamberimizin Ebû Hüreyre’ye öğrettiği ölçü, bilginin yanında nezaketi de gerektirir. İnsanı küçülten bir dil, temizlik ibadetinin hikmetini anlatamaz.
Bazen geçmişte duyduğumuz yanlış bir sözün etkisi yıllarca sürer. Gusletmeden su içmenin, birine dokunmanın veya ev işi yapmanın mutlaka günah olduğunu zannedenler olabilir. Cünüp kimsenin namaz kılmak için gusletmesi gerekir; fakat günlük hayatın bütün işlerini yasak sayamayız. Peygamberimizin cünüpken uyumadan önce abdest aldığına dair sahih rivayetler vardır. (Buhârî, Gusül, 27; Müslim, Hayız, 25.) Doğru bilgi hem ibadetin ciddiyetini hem insanın huzurunu korur.
Rabbimizin huzuruna hazırlanan beden
İnsanın saygınlığını korumamız, guslün gerekliliğini hafife almak anlamına gelmez. Rabbimiz temizlik emrini namazla birlikte bildirir. Abdestin ve guslün anlatıldığı âyetin tamamını dinleyelim:
يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓا۟ إِذَا قُمْتُمْ إِلَى ٱلصَّلَوٰةِ فَٱغْسِلُوا۟ وُجُوهَكُمْ وَأَيْدِيَكُمْ إِلَى ٱلْمَرَافِقِ وَٱمْسَحُوا۟ بِرُءُوسِكُمْ وَأَرْجُلَكُمْ إِلَى ٱلْكَعْبَيْنِ وَإِن كُنتُمْ جُنُبًا فَٱطَّهَّرُوا۟ وَإِن كُنتُم مَّرْضَىٰٓ أَوْ عَلَىٰ سَفَرٍ أَوْ جَآءَ أَحَدٌ مِّنكُم مِّنَ ٱلْغَآئِطِ أَوْ لَٰمَسْتُمُ ٱلنِّسَآءَ فَلَمْ تَجِدُوا۟ مَآءً فَتَيَمَّمُوا۟ صَعِيدًا طَيِّبًا فَٱمْسَحُوا۟ بِوُجُوهِكُمْ وَأَيْدِيكُم مِّنْهُ مَا يُرِيدُ ٱللَّهُ لِيَجْعَلَ عَلَيْكُم مِّنْ حَرَجٍ وَلَٰكِن يُرِيدُ لِيُطَهِّرَكُمْ وَلِيُتِمَّ نِعْمَتَهُۥ عَلَيْكُمْ لَعَلَّكُمْ تَشْكُرُونَ
“Ey iman edenler! Namaza kalkacağınız zaman yüzlerinizi, dirseklere kadar ellerinizi ve -başlarınıza mesh edip- her iki topuğa kadar da ayaklarınızı yıkayın. Eğer cünüp iseniz iyice yıkanarak temizlenin. Hasta olursanız veya seferde bulunursanız veya biriniz abdest bozmaktan (def-i hacetten) gelir veya kadınlara dokunur (cinsel ilişkide bulunur) da su bulamazsanız, o zaman temiz bir toprağa yönelin. Onunla yüzlerinizi ve ellerinizi meshedin (Teyemmüm edin). Allah size herhangi bir güçlük çıkarmak istemez. Fakat o sizi tertemiz yapmak ve üzerinizdeki nimetini tamamlamak ister ki şükredesiniz.” (Mâide 5/6. Diyanet İşleri Başkanlığı meali.)
Âyetin sonunda Rabbimizin bizi zora sokmak istemediğini, temizlemek ve nimetini tamamlamak istediğini duyuyoruz. İşte boy abdestine bu şuurla yaklaşalım. Bu, başımızdan savacağımız bir yük değildir; huzura çıkmanın hazırlığıdır. Misafirliğe giderken üzerimize çeki düzen veriyoruz, iş görüşmesinde temiz görünmek istiyoruz. Allah’ın emrine uyarken de aynı özeni, hatta daha içten bir saygıyı taşıyalım. Fakat bunu gereksiz bir korkuya ve bitmeyen şüpheye dönüştürmeyelim.
Gusül; cünüplükte, âdet ve loğusalık hâllerinin sona ermesinde gerekli olur. Cinsel birleşme ve guslü gerektiren boşalma bu hükmün temel sebeplerindendir. Ayrıntısını bilmediğimiz özel bir durumla karşılaştığımızda, yalnızca duyduğumuz bir cümleye dayanarak karar vermek yerine güvenilir bilgiye başvuralım. Her ıslaklık aynı hükümde değildir, her rüya gusül gerektirmez. Bilgi, insanın dinini doğru yaşamasına yardım eder; yanlış karşılaştırmalar ise hem eksiklik hem vesvese doğurabilir.
Namaz vaktini geçirecek şekilde guslü geciktirmeyelim. Suya ulaşabildiğimiz, kullanmamıza engel bir durum bulunmadığı hâlde sürekli sonraya bırakmak ibadet sorumluluğumuza zarar verir. Gece dinlenme ihtiyacı olabilir; fakat sabah namazına hazırlanmayı düşünmek gerekir. Önceden temiz havlu ve uygun kıyafet hazırlamak, evde banyo kullanımını düzenlemek, erkenden kalkmak gibi basit tedbirler bize yardımcı olur. İbadeti korumak çoğu zaman küçük hazırlıkları ciddiye almakla başlar.
Öte yandan gerçekten su bulamayan veya su kullanması sağlığına zarar verecek olan kişi için dinimiz teyemmüm kolaylığını bildirmiştir. Bu kolaylığı keyfimize göre genişletmeyelim, ihtiyaç sahibinden de esirgemeyelim. Yaralı veya hasta bir yakınımıza, onun durumunu bilmeden mutlaka yıkanmasını dayatmak doğru olmaz. Sağlıkla ilgili sakıncayı hekimden, ibadetin nasıl yapılacağını güvenilir dinî bilgiden öğrenelim. Allah’ın koyduğu kolaylık da O’nun emridir; kulluk onu yerinde kullanmayı gerektirir.
Bir hastanın yardım almadan yıkanamadığını düşünelim. Ona hizmet ederken yüzümüzün ifadesi, sesimizin tonu ve mahremiyetine gösterdiğimiz dikkat çok kıymetlidir. Yaşlanmak veya hastalanmak, insanın utanma duygusunu ortadan kaldırmaz. Gereken yardımı mümkün olan en uygun şekilde verelim, bedenini gereksiz yere açmayalım, özel durumunu başkalarına anlatmayalım. Bir gün aynı yardıma bizim de ihtiyacımız olabileceğini hatırlamak kalbimizi yumuşatır.
Bugün kendimize şu soruyu soralım: Ben temizliğe hazırlanırken namazı düşünüyor muyum, yoksa namazı temizliğin ardından vakit kalırsa yapacağım bir iş gibi mi görüyorum? Guslün bize hatırlattığı asıl yöneliş budur. Bedenin hazırlanması gönlün yönelişine eşlik eder. İnsan ellerini, yüzünü ve bütün bedenini yıkarken Allah’ın emrini yerine getirdiğini bilirse, günlük bir hareket ibadet şuuru kazanır.
Peygamberimizin öğrettiği sade ve özenli gusül
Âişe validemiz, evin içinde şahit olduğu Peygamber uygulamasını ümmete aktarmıştır. Onun bize öğrettiği gusül, karmaşık ve ulaşılmaz bir işlem değildir. Suyun bedene ulaşmasını sağlayan dikkatli bir temizliktir:
عَنْ عَائِشَةَ زَوْجِ النَّبِيِّ (صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَ سَلَّمْ) أَنَّ النَّبِيَّ (صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَ سَلَّمْ) كَانَ إِذَا اغْتَسَلَ مِنَ الْجَنَابَةِ بَدَأَ فَغَسَلَ يَدَيْهِ، ثُمَّ تَوَضَّأَ كَمَا يَتَوَضَّأُ لِلصَّلاَةِ، ثُمَّ يُدْخِلُ أَصَابِعَهُ فِى الْمَاءِ، فَيُخَلِّلُ بِهَا أُصُولَ الشَّعَرِ ثُمَّ يَصُبُّ عَلَى رَأْسِهِ ثَلاَثَ غُرَفٍ بِيَدَيْهِ، ثُمَّ يُفِيضُ الْمَاءَ عَلَى جِلْدِهِ كُلِّهِ.
“Hz. Âişe’nin anlattığına göre Peygamberimiz cünüplükten dolayı guslederken önce ellerini yıkar, namaz için aldığı gibi abdest alırdı. Parmaklarını suya sokup saç diplerine ulaştırır, başına üç avuç su döker, ardından bütün bedenini yıkardı.” (Buhârî, Gusül, 1; hadis no. 248.)
Bu anlatımda bir düzen görüyoruz: Eller temizleniyor, abdest alınıyor, saç diplerine su ulaştırılıyor ve bütün beden yıkanıyor. Peygamberimizin sünneti bize hem özeni hem sadeliği gösteriyor. Din İşleri Yüksek Kurulunun açıkladığı üzere Hanefî mezhebinde guslün farzları; ağzı yıkamak, burnu yıkamak ve bedenin tamamını kuru yer bırakmadan yıkamaktır. Niyet ve sünnetleriyle yapılan gusül, bu temizliğin edebini de tamamlar. (Din İşleri Yüksek Kurulu, “Gusül ne zaman gereklidir ve sünnete uygun nasıl alınır?”)
Önce gusle niyet eder, ellerimizi ve varsa bedendeki maddî kirleri temizleriz. Ardından ağız ve burnu usulünce yıkar, abdestimizi alır, başımızdan başlayarak bütün bedenimize su ulaştırırız. Kulak çevresi, göbek ve suyun kolay ulaşmadığı yerler ihmal edilmez. Saçların sadece dışını ıslatmakla yetinmeyip diplerine su ulaşmasına dikkat edilir. Anlatılan sıra ve tekrarlar sünnetin özenidir; temel farzlarla bunları birbirine karıştırarak insanı gereksiz sıkıntıya sokmayalım.
Bir genç bütün bedenini duşta yıkadığı hâlde ağız ve burnu hiç yıkamıyorsa, Hanefî uygulamasına göre eksik bıraktığı önemli bir husus vardır. Ona “Zaten yıllardır yanlış yapıyorsun” diye yüklenmek yerine nasıl tamamlayacağını öğretelim. Bilmediğini öğrenmek isteyen insanın cesaretini kırmayalım. Aynı şekilde yıllardır doğru yıkanan bir kişiye de her defasında yeni bir şüphe üretmeyelim. Dinî eğitim, eksikliği tamamlayacak kadar açık, vesveseyi beslemeyecek kadar ölçülü olmalıdır.
Su geçirmeyen bir tabaka bedenin yıkanması gereken kısmına engel oluyorsa bunun giderilmesi gerekir. Ancak her renk izi aynı şey değildir; boya işinde çalışan birinin durumu ile çıkarılabilen bir kaplama aynı değerlendirmeye tabi olmayabilir. Böyle ayrıntılarda görmeden hüküm vermeyelim. İşinin şartları sebebiyle zorlanan kardeşimiz doğru bilgiyi öğrenebilsin. Dinini yaşamak isteyen insan, hem sorumluluğunu bilmeye hem de kendisine uygun hükmü anlamaya ihtiyaç duyar.
Guslü doğru yaptığımızdan emin olmak için dikkatli olmak başka, her seferinde aynı yeri defalarca yıkayıp yine de rahat edememek başkadır. Suyun ulaştığını bildiğimiz bir yeri durmadan kontrol etmek, bazen ibadeti uzatır ve insanı namazdan soğutur. Şüphe geldi diye bütün işlemi yeniden başlatmayı alışkanlık hâline getirmeyelim. Sürekli tekrarlayan ve hayatımızı aksatan vesvesede güvenilir bir din görevlisinin rehberliğini, gerektiğinde uzman desteğini arayalım. Kendimize merhamet etmek de sorumluluğumuzdur.
Peygamberimizin uygulamasını öğrenmek için özel hâlimizi herkesin önünde anlatmamız gerekmez. Bir ilmihalden okuyabilir, mahremiyete uygun şekilde soru sorabilir, Diyanet’in güvenilir açıklamalarından yararlanabiliriz. Önemli olan, “Ben bu yaşa geldim, artık soramam” dememektir. İnsan bildiğinin yanlış olabileceğini fark ettiğinde öğrenmeye dönüyorsa güzel bir adım atmış olur. İbadetimizi güzelleştirmek için gösterdiğimiz gayret, yaşımız büyüdükçe sona ermez.
Temizlikte hayâ, suda emanet bilinci
Kıymetli kardeşlerim, temizliğin nasıl yapılacağı kadar nerede ve hangi edeple yapılacağı da önemlidir. Allah Resûlü, açıkta yıkanan birini gördüğünde örtünmeyi ve hayâyı hatırlatmıştır. (Nesâî, Gusül, 7; Ebû Dâvûd, Hammâm, 1.) Bedenimizin başkalarına gereksiz yere gösterilmemesi gerekir. Evde de ortak kullanılan alanlarda da bu dikkati koruyalım. Mahremiyet, insanın kendisine ve başkalarına gösterdiği saygının bir parçasıdır.
Bugün banyolarımızın kapısı, perdesi, penceresi ve kullandığımız ortak alanların düzeni bu edebin günlük karşılığıdır. Çocukların özel alanına izin almadan girmemeyi öğrenelim, onların da başkasının mahremiyetine dikkat etmesini sağlayalım. Spor salonunda, yüzme alanında veya hamamda herkes aynı hassasiyeti göstermiyor diye biz de ölçümüzü kaybetmeyelim. İnsan kalabalık içinde bulunurken de Allah’ın verdiği bedenin emanet olduğunu bilir. Kalabalığın alışkanlığı, her davranışı doğru hâle getirmez.
Temizlikle ilgili fotoğraf, görüntü veya konuşmaları paylaşırken de hayâyı gözetelim. Sosyal medyada beğeni toplamak için mahremiyetin sıradanlaştırılması, özellikle gençlerin ölçüsünü etkileyebilir. Eşler arasındaki özel hayatın ayrıntılarını arkadaş sohbetinde anlatmak da buna dahildir. Guslün konusunu ilmî ve eğitici biçimde konuşabiliriz; fakat başkasının mahrem hâlini eğlenceye çeviremeyiz. Dinimizin bilgiye açtığı kapı, saygısızlığa izin veren bir kapı değildir.
Suyun kullanımı da bize emanet bilincini hatırlatır. Peygamberimiz ölçülü miktarda suyla gusletmiş, temizliği suyu boşa akıtarak yapmamıştır. (Buhârî, Vudû’, 47; Müslim, Hayız, 50.) Musluğu dakikalarca açık bırakıp sonra suyun değerinden söz etmek yeterli olmaz. Önce suyu ihtiyacımız kadar kullanalım. Bedene suyun ulaşması için özen göstermek gerekir; bunun için sonsuz miktarda su tüketmek gerekmez. Temizliğin hakkını vermekle israftan kaçınmak birlikte mümkündür.
Bir depremde, kuraklıkta veya su kesintisinde günlük imkânlarımızın ne kadar kıymetli olduğunu daha iyi fark ederiz. Fakat tasarruf etmek için mutlaka bir sıkıntı yaşamayı beklemeyelim. Çocuğumuza musluğu kapatmayı öğretirken ona sadece faturayı değil, başkalarının suya ulaşma hakkını da anlatalım. Evimizde boşa akan suyu durdurmak, kulluğun hayata yansıyan bir davranışıdır. Allah’ın nimetiyle temizlenirken o nimete saygımızı da göstermiş oluruz.
Bir başka dikkatimiz de kullandığımız yeri temiz bırakmak olsun. Banyoyu paylaştığımız insanın güvenliğini ve rahatını düşünelim. Zeminde bırakılan su yaşlı birinin düşmesine sebep olabilir; giderde bırakılan kir veya dağınıklık sonraki kişiyi zorlayabilir. Kendi temizliğimiz tamamlanınca başkasının yaşayacağı sıkıntıyı önemsiz saymayalım. Temizlenen kişinin ardında temiz ve güvenli bir alan bırakması, öğrendiği edebin insan ilişkilerine geçtiğini gösterir.
Yurtlarda ve ortak evlerde yaşayan gençlerimiz de bu düzeni birlikte kurabilir. Banyoyu çok uzun süre meşgul ederek başkasının namaza hazırlanmasını zorlaştırmayalım. Temizliğimiz için gereken vakti kullanalım, ardından sırası gelen kardeşimize yer açalım. Su kesintisi varsa eldeki imkânı adil biçimde paylaşalım. Birbirimizin ibadetine yardımcı olan böyle bir anlayış, aynı evi paylaşmanın hakkını da korur. Kendi arınmamızı düşünürken başkasının hazırlığını unutmamak, temizlik bilgisinin bize kazandıracağı güzel bir dikkattir.
Arınmış bir bedenle daha güzel bir hayata
Boy abdesti belirli hâllerde farzdır; yıkanmaya ve beden temizliğine özen göstermek ise hayatımız boyunca devam eden bir görevdir. Peygamberimiz bu devamlılığı şöyle hatırlatır:
عَنْ أَبِى هُرَيْرَةَ قَالَ: قَالَ النَّبِيُّ (صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَ سَلَّمْ) : “لِلَّهِ تَعَالَى عَلَى كُلِّ مُسْلِمٍ حَقٌّ أَنْ يَغْتَسِلَ فِى كُلِّ سَبْعَةِ أَيَّامٍ يَوْمًا.”
“Her yedi gün içinde bir gün yıkanmak, Yüce Allah’ın her Müslüman üzerindeki hakkıdır.” (Buhârî, Cum’a, 12; hadis no. 898.)
Bu sözden, temizlik ihtiyacı varken bir hafta bekleyebileceğimiz sonucunu çıkarmayalım. Terleyen, kirlenen veya yıkanmaya ihtiyaç duyan kişi şartlarına göre gereken temizliği yapar. Hadis, Müslüman’ın yıkanmayı ihmal etmemesini öğretir. Özellikle cuma buluşmasına temiz bir bedenle gelmek, hem ibadetin edebine hem yanımızda duran kardeşimizin hakkına uygundur. Yıkanmış olmak yalnız kendimize verdiğimiz bir rahatlık değildir; aynı safta duran insanı gözetmek de vardır.
Sabah işe gitmeden temizliğini yapan bir çalışan, akşam eve dönerken ailesinin hakkını da düşünür. Çocuğumuz bize sarıldığında, eşimizle aynı sofrada oturduğumuzda, camide yan yana durduğumuzda bu özenin karşılığı görülür. Güzel koku, kirli bedenin yerini tutmaz; gösterişli kıyafet de temizliğin eksikliğini kapatmaz. İmkânımız kadar temiz ve bakımlı olalım. Bir başkasının imkânı sınırlıysa onu utandırmak yerine ihtiyaç duyduğu desteği edeple verelim.
Temizliğin kalbimize açtığı bir muhasebe de vardır. Gusülle ibadete engel hâlden arınırken dilimizdeki kırıcı sözleri, gönlümüzdeki kibri ve davranışımızdaki haksızlığı da düşünelim. Bunların temizliği suyla tamamlanmaz; tevbe, helâlleşme ve davranışı düzeltme gerekir. Rabbimizin huzuruna temiz bir bedenle çıkmayı önemsiyorsak, kullarının huzuruna da incitmeyen bir sözle çıkmayı isteyelim. Seccademize hazırladığımız özeni, ailemize ve komşumuza gösterdiğimiz muamelede de taşıyalım.
Bu vaazdan evimize götüreceğimiz birkaç somut karar olsun. Guslün temelini doğru öğrenelim, namaz vaktini koruyacak hazırlığı yapalım, gençlerimizin sorularına uygun bir kapı açalım. Banyoda mahremiyeti ve suyun ölçülü kullanımını gözden geçirelim. Hastasına yardım eden insanın emeğini takdir edelim; başkasının özel hâlini konuşmaktan vazgeçelim. Küçük görünen bu davranışlar, bir araya geldiğinde Allah’ın emrine daha şuurlu bir bağlılık meydana getirir.
Yalnız bugün dinlemekle yetinmeyelim. Evimizde uzun zamandır sormaya çekindiğimiz bir meseleyi güvenilir bir kaynaktan öğrenelim. Bir yanlışımızı fark edersek düzeltelim; zaten doğru yaptığımız hâlde kendimizi yorduğumuz bir konuda ölçüyü bulalım. Eşimizin, evladımızın veya yaşlı yakınımızın temizliğe dair ihtiyaçlarını anlayışla karşılayalım. Temizlik ibadetinin insanı huzura ve sorumluluğa çağıran tarafı, böyle bir gayretle hayatımızda görünür olur.
Aziz kardeşlerim, Rabbimiz bize beden vermiş, su vermiş ve nasıl arınacağımızı öğretmiştir. O’nun emrini yerine getirirken kalbimizde minnettarlık taşıyalım. Guslümüz eksik bilgiyle yarım kalmasın, gereksiz şüpheyle ağırlaşmasın, insanı küçülten sözlerle kirlenmesin. Peygamberimizin yolunda temizlik; dikkatle yapılan bir ibadet, korunmuş bir mahremiyet ve başkasının hakkını gözeten bir ahlâk olarak yaşansın. Şimdi bu niyetimizi Rabbimize arz edelim.
Dua
Allah’ım, bize emanet ettiğin bedenlerimizi temiz tutmayı, farzlarını doğru öğrenmeyi ve huzuruna saygıyla hazırlanmayı nasip eyle. Guslümüzü, abdestimizi ve namazımızı kabul buyur. İbadetimizi ihmalden, bilgisizlikten ve bizi yoran vesveseden koru. Yanlışlarımızı fark edip düzeltmeye gönlümüzü aç. Bedenimizi yıkarken kalbimizin de kibirden, dilimizin incitmekten, elimizin haksızlıktan uzaklaşmasına yardım eyle. Temizlenen ve Sana gönülden yönelen kullarından olmayı bize lütfeyle.
Rabbimiz, çocuklarımızı ve gençlerimizi doğru bilgiyle, hayâyla ve güvenle yetiştirmeyi nasip et. Onların sorularını küçümsemeyen, mahremiyetlerini koruyan, Peygamberimizin şefkatini örnek alan anne babalar olmayı bize öğret. Hastalarımıza şifa, yaşlılarımıza huzur, onlara hizmet edenlere sabır ve güç ver. İmkânı bulunmayan kardeşlerimize temiz suya ve güvenli bir hayata kavuşacak kapılar aç. Yardımımızı kimsenin haysiyetini zedelemeyen bir iyiliğe dönüştür.
Yüce Allah’ım, evlerimizde temizliği, eşlerimiz arasında saygıyı, toplumumuzda emanete sadakati artır. Nimetlerini israf etmekten, insanların özel hayatını konuşmaktan ve din adına onları incitmekten bizi uzak tut. Kur’an’ın rehberliğine, Resûlünün sünnetine bağlı bir ömür sürmeyi nasip et. Bizi temiz bir imanla yaşat, samimi bir tevbe ile arındır, rahmetine kavuştuğumuz gün yüzümüzü ak eyle. Dualarımızı kabul buyur, ey âlemlerin Rabbi. Âmin.
Kaynak eser: Diyanet, Hadislerle İslâm, 2. cilt, 127–136. sayfalar. Arapça Kur’an metni: Tanzil Quran Text (Uthmani 1.1), CC BY 3.0. Ayet mealleri: Diyanet İşleri Başkanlığı, Halil Altuntaş–Muzaffer Şahin.
