Hadislerle islam Vaazı.. "Aile: İnsanın Dünyadaki Cenneti" konulu Hadislerle İslam Vaazı sitemize eklenmiştir..
AİLE: İNSANIN DÜNYADAKİ CENNETİ
Hadislerle İslâm – Cuma Vaazı
اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ، وَالصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلَى رَسُولِنَا مُحَمَّدٍ، وَعَلَى آلِهِ وَأَصْحَابِهِ أَجْمَعِينَ.
Hamd, bizleri yoktan var eden, gönüllerimize iman nurunu yerleştiren, hayatımızı aile nimetiyle güzelleştiren Yüce Rabbimize mahsustur. Salât ve selâm, bizlere sevmeyi, merhamet etmeyi, ailemize sahip çıkmayı ve güzel bir insan olmayı öğreten sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa’ya, onun âline, ashabına ve kıyamete kadar onun izinden yürüyen bütün müminlerin üzerine olsun.
Aziz Müslümanlar!
Yüce Rabbimizin bizlere bahşettiği nimetler vardır. Sağlık bir nimettir. İman bir nimettir. Huzur bir nimettir. Fakat insanın bütün bu nimetleri anlamlı hâle getiren en büyük imtihanlarından biri de ailesidir.
İnsan bazen dünyanın bütün kapılarını açar ama evinin kapısından içeri huzurla giremez. Dışarıda herkesin takdir ettiği bir insan olur ama kendi evinde eşinin gönlünü kazanamaz. İnsanlara karşı güler yüzlü davranır ama çocuklarına bir tatlı sözü çok görür.
Oysa insanın gerçek ahlâkı, en çok ailesinin yanında ortaya çıkar.
Çünkü ev, insanın kendisini saklayamadığı yerdir. Eşinin hâlini, çocuğunun gözyaşını, annesinin duasını, babasının sessizliğini en yakından gördüğü yerdir.
İşte bu yüzden aile, yalnızca aynı evde yaşamak değildir. Aile; birbirinin yükünü taşımak, kusurunu örtmek, sevincini paylaşmak ve zor zamanlarda birbirine sığınak olmaktır.
Rabbimiz aileyi sevgiden, merhametten ve huzurdan yaratmıştır. Ailemizi de bize bir emanet olarak vermiştir.
Öyleyse bugün kendimize şu soruyu soralım:
Biz evimizi yalnızca içinde yaşadığımız bir mekân olarak mı görüyoruz, yoksa Allah’ın rızasını aradığımız bir huzur yuvası hâline getirebiliyor muyuz?
Aile, Allah’ın Ayetlerinden Bir Ayettir
Kıymetli Müminler!
Yüce Allah, Kur’an-ı Kerim’de aile hayatının özünü birkaç kelimeyle anlatır. Bu kelimeler; huzur, sevgi ve merhamettir.
Rabbimiz şöyle buyurur:
وَمِنْ آيَاتِهِ أَنْ خَلَقَ لَكُمْ مِنْ أَنْفُسِكُمْ أَزْوَاجًا لِتَسْكُنُوا إِلَيْهَا وَجَعَلَ بَيْنَكُمْ مَوَدَّةً وَرَحْمَةً
“Kaynaşmanız için size kendi cinsinizden eşler yaratması ve aranızda sevgi ve merhamet meydana getirmesi de O’nun ayetlerindendir. Şüphesiz bunda düşünen bir toplum için ibretler vardır.” (Rûm, 30/21)
Aziz Kardeşlerim!
Dikkat edelim. Rabbimiz evliliğin gayesini anlatırken önce huzuru, ardından sevgiyi ve merhameti zikrediyor.
Çünkü aile, insanın huzur bulacağı bir sığınak olmalıdır. İnsan dışarıda yorulabilir. İşinde sıkıntı yaşayabilir. İnsanlarla anlaşmazlıklar yaşayabilir. Fakat eve geldiğinde kendisini güvende hissetmelidir.
Eşi onun düşmanı değil, hayat arkadaşıdır. Çocuğu bir yük değil, emanettir. Anne ve babası geçmişin bir hatırası değil, hayatının duası ve bereketidir.
Sevgi, aileyi bir arada tutar. Merhamet ise sevginin zor zamanlarda da ayakta kalmasını sağlar.
İnsan eşini her zaman aynı neşeyle göremeyebilir. Bazen hastalık olur, bazen yorgunluk olur, bazen maddî sıkıntılar yaşanır. Bazen insanın yüzü güler, bazen gönlü daralır. İşte merhamet, tam da böyle zamanlarda kendisini gösterir.
Eşimiz yorulduğunda ona yardımcı olmak, bir sıkıntısı olduğunda onu dinlemek, hata yaptığında hemen incitici sözler söylememek, aile olmanın gereğidir.
Aileyi ayakta tutan, hiç tartışmamak değil; tartışırken bile birbirinin gönlünü ve onurunu koruyabilmektir.
Rabbimiz bir başka ayette şöyle buyurur:
هُنَّ لِبَاسٌ لَكُمْ وَأَنْتُمْ لِبَاسٌ لَهُنَّ
“Onlar sizin için birer elbise, siz de onlar için birer elbisesiniz.” (Bakara, 2/187)
Elbise insanı korur, örter ve ona yakınlık sağlar. Eşlerin birbirlerine karşı vazifesi de böyledir. Birbirlerinin kusurlarını insanların önünde teşhir etmemeli, aile sırlarını gelişigüzel anlatmamalı, birbirlerinin itibarını korumalıdırlar.
Elbette bu, zulmün ve şiddetin üzerini örtmek anlamına gelmez. Haksızlığa uğrayanın yardım istemesi, hakkını koruması ve gerektiğinde güvenliğini sağlaması gerekir. Fakat aile içindeki sıradan kusurları büyütmek, her tartışmayı başkalarına taşımak ve birbirini insanlara kötülemek de yuvanın huzurunu zedeler.
Aziz Müslümanlar!
Eşimiz bizim rakibimiz değil, yol arkadaşımızdır. Evlilik, birinin diğerini yenmeye çalıştığı bir mücadele değil; iki insanın birlikte iyiliğe yürüdüğü bir yolculuktur.
Aile, Peygamberimizin Sünnetidir
Muhterem Müslümanlar!
Bazen insan, Allah’a daha fazla yaklaşmak için dünya hayatından tamamen uzaklaşması gerektiğini düşünebilir. Evliliği, aile sorumluluklarını ve günlük hayatın ihtiyaçlarını ibadetin önünde bir engel olarak görebilir.
Oysa sevgili Peygamberimiz bize dengeli bir kulluk hayatı öğretmiştir.
Enes b. Mâlik’in naklettiğine göre bazı sahabiler, Resûlullah’ın ibadet hayatını öğrenmek için onun eşlerine gelmişlerdi. Onlar, kendi ibadetlerini azımsayarak biri sürekli namaz kılacağını, biri devamlı oruç tutacağını, bir diğeri de evlenmeyeceğini söyledi. Durum Peygamberimize ulaşınca şöyle buyurdu:
أَمَا وَاللَّهِ إِنِّي لَأَخْشَاكُمْ لِلَّهِ وَأَتْقَاكُمْ لَهُ، لَكِنِّي أَصُومُ وَأُفْطِرُ، وَأُصَلِّي وَأَرْقُدُ، وَأَتَزَوَّجُ النِّسَاءَ، فَمَنْ رَغِبَ عَنْ سُنَّتِي فَلَيْسَ مِنِّي
“Allah’a yemin ederim ki ben, Allah’tan en çok korkanınız ve O’na karşı en takvalı olanınızım. Bununla beraber bazen oruç tutarım, bazen tutmam; namaz kılarım, uyurum ve kadınlarla da evlenirim. Kim benim sünnetimden yüz çevirirse benden değildir.” (Buhârî, Nikâh, 1; Müslim, Nikâh, 5)
Kıymetli Kardeşlerim!
Bu hadis bize önemli bir hakikati öğretir. İbadet, insanı hayattan koparmak için değil, hayatını güzelleştirmek için vardır.
Namaz kılmak ne kadar önemliyse, eşimizin hakkını gözetmek de önemlidir. Kur’an okumak ne kadar kıymetliyse, çocuğumuza güzel ahlâk öğretmek de kıymetlidir. Camide huşû ile dua etmek ne kadar güzelse, evimize güler yüzle girmek de güzel bir davranıştır.
Elbette bunlar birbirinin yerine geçmez. Hiçbir aile sorumluluğu farz ibadetleri ortadan kaldırmaz. Fakat gerçek kulluk, ibadetle güzel ahlâkı ve sorumlulukları bir arada yaşamaktır.
Bir insan camide güzel ahlâklı görünüp evinde kırıcı davranıyorsa, kendi hayatında önemli bir dengeyi yeniden gözden geçirmelidir.
Çünkü dinimiz yalnızca ibadet vakitlerini değil, hayatın bütününü güzelleştirmek ister.
En Hayırlınız, Ailesine En Güzel Davrananınızdır
Aziz Cemaat!
Sevgili Peygamberimizin aile hayatıyla ilgili çok önemli bir ölçüsü vardır.
Hz. Âişe validemizin naklettiğine göre Resûlullah şöyle buyurmuştur:
خَيْرُكُمْ خَيْرُكُمْ لِأَهْلِهِ، وَأَنَا خَيْرُكُمْ لِأَهْلِي
“Sizin en hayırlınız, ailesine karşı en hayırlı olanınızdır. Ben de aileme karşı en hayırlı olanınızım.” (Tirmizî, Menâkıb, 63)
Ne kadar anlamlı bir ölçü!
Peygamberimiz insanların hayırlılığını yalnızca sözleriyle, makamlarıyla veya toplum içindeki görünüşleriyle değerlendirmiyor. Ailelerine nasıl davrandıklarına da dikkat çekiyor.
Öyleyse kendimize soralım: Eşimiz bizim yanımızda huzur buluyor mu? Çocuklarımız derdini bize rahatlıkla anlatabiliyor mu? Evimizde korku mu hâkim, güven mi? Sözlerimiz gönül mü kazanıyor, gönül mü kırıyor?
Bazen bir baba, çocuğunun bütün maddî ihtiyaçlarını karşılar ama onunla beş dakika oturup konuşmaz. Bazen bir eş, evin bütün işlerini yapar ama kendisine bir teşekkür bile edilmez. Bazen insanlar dışarıdaki dostlarına gösterdikleri nezaketi kendi ailelerinden esirger.
Oysa güzel ahlâkın en çok görünmesi gereken yer, insanın kendi evidir.
Peygamberimiz ailesiyle ilgilenir, ev işlerinde ailesine yardımcı olurdu. Hz. Âişe’ye, Peygamberimizin evinde neler yaptığını soranlara, onun ailesinin işlerinde yardımcı olduğunu bildirmiştir. Namaz vakti geldiğinde ise namaza çıkardı. (Buhârî, Edeb, 40)
Demek ki aileye yardım etmek, insanın değerini azaltmaz. Aksine, onun tevazuunu ve güzel ahlâkını gösterir.
Bir baba evinde eşine yardımcı olduğunda küçülmez. Bir anne çocuğunu dinlediğinde zaman kaybetmiş olmaz. Bir eş teşekkür ettiğinde değerinden bir şey kaybetmez.
Bazen bir yuvayı kurtaran büyük sözler değil; zamanında söylenmiş bir teşekkür, içten bir özür ve sessizce uzatılmış bir yardım elidir.
Aziz Kardeşlerim!
Eşimize güzel davranalım. Onun yalnızca eksiklerini değil, güzelliklerini de görelim. Yaptığı iyilikleri sıradan kabul etmeyelim. Teşekkür etmeyi bilelim. Özür dilemekten utanmayalım. Haklı olsak bile kırıcı olmanın bizi haklı kılmayacağını unutmayalım.
Aile Bir Sorumluluk ve Emanettir
Muhterem Müminler!
Aile yalnızca sevgi ve mutluluk değildir. Aynı zamanda sorumluluktur.
Resûlullah Efendimiz şöyle buyurmuştur:
كُلُّكُمْ رَاعٍ وَكُلُّكُمْ مَسْئُولٌ عَنْ رَعِيَّتِهِ
“Hepiniz çobansınız ve hepiniz emriniz altındakilerden sorumlusunuz.” (Buhârî, Ahkâm, 1; Müslim, İmâre, 20)
Hadisin devamında aile reisinin ve evin hanımının kendi sorumluluk alanlarından mesul oldukları bildirilir.
Aziz Müslümanlar!
Bu hadis, ailedeki herkesin sorumluluğunu hatırlatır. Aile reisi olmak, yalnızca sözünün dinlenmesini istemek değildir. Ailenin ihtiyaçlarını gözetmek, haklarını korumak, adaletli olmak ve güzel örnek olmaktır.
Anne olmak, yalnızca çocuğu dünyaya getirmek değildir. Onun gönlüne merhameti yerleştirmek, karakterini güzelleştirmek ve hayata hazırlanmasına yardımcı olmaktır.
Baba olmak, yalnızca evin geçimini sağlamak değildir. Çocuğuna zaman ayırmak, onunla konuşmak, davranışlarıyla örnek olmak ve ihtiyaç duyduğunda yanında durmaktır.
Eş olmak da yalnızca aynı evi paylaşmak değildir. Birbirinin hakkını gözetmek, ortak sorumlulukları imkânlar ölçüsünde paylaşmak ve aile huzuru için emek vermektir.
Rabbimiz şöyle buyurur:
يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا قُوا أَنْفُسَكُمْ وَأَهْلِيكُمْ نَارًا
“Ey iman edenler! Kendinizi ve ailenizi, yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten koruyun.” (Tahrîm, 66/6)
Bu ayet, anne babaya büyük bir sorumluluk yükler.
Çocuklarımızın yalnızca karnını doyurmak yetmez. Onlara helâli ve haramı öğretmek, doğruluğu sevdirmek, namazın önemini anlatmak, kul hakkına dikkat etmelerini sağlamak da gerekir.
Ancak dinî eğitim, yalnızca emir vermekle gerçekleşmez. Çocuğumuza namazı anlatırken namazımıza dikkat etmeliyiz. Doğru konuşmasını isterken kendimiz yalan söylememeliyiz. Saygılı olmasını beklerken ona hakaret etmemeliyiz. Merhametli olmasını isterken merhameti davranışlarımızla göstermeliyiz.
Çocuklarımız bizim sözlerimizi duyar ama davranışlarımızı da örnek alır.
Çocuğa bırakılacak en kıymetli miras, yalnızca mal mülk değil; sağlam bir iman, güzel bir ahlâk ve helâl bir hayatın örnekliğidir.
Anne ve Baba: Evimizin Duası ve Bereketi
Kıymetli Müslümanlar!
Aile denildiğinde aklımıza önce annemiz ve babamız gelir.
Bizi büyütmek için gecesini gündüzüne katan, hastalandığımızda başımızda bekleyen, sevincimizle sevinen, üzüntümüzle üzülen anne ve babalarımız…
Bazen insan büyür, kendi ailesini kurar, hayatın telaşına kapılır. Bir zamanlar kendisi için her şeyden vazgeçen anne babasını aramayı erteler. Bir telefon görüşmesini bile yük gibi görür. Onların aynı soruları tekrar tekrar sormasına sabırsızlanır.
Oysa bir zamanlar biz yürüyemediğimiz için elimizden tutanlar, bugün yavaş yürüdükleri için bizim desteğimize ihtiyaç duyabilirler.
Rabbimiz şöyle buyurur:
وَقَضَىٰ رَبُّكَ أَلَّا تَعْبُدُوا إِلَّا إِيَّاهُ وَبِالْوَالِدَيْنِ إِحْسَانًا
“Rabbin, kendisinden başkasına asla ibadet etmemenizi, anne babaya iyilik etmenizi kesin olarak emretti.” (İsrâ, 17/23)
Ayetin devamında Rabbimiz, anne babamızdan biri veya her ikisi yaşlılık dönemine ulaşırsa onlara “öf” bile demememizi, onları azarlamamamızı ve kendilerine güzel söz söylememizi emreder.
Aziz Kardeşlerim!
Anne babaya iyilik, yalnızca özel günlerde hatırlamak değildir. Hâllerini sormak, ihtiyaçlarını gözetmek, gönüllerini almak, onları incitmemek ve imkânımız ölçüsünde yanlarında olmaktır.
Sevgili Peygamberimize, güzel davranılmayı en çok hak eden kişinin kim olduğu sorulduğunda üç defa “Annen” buyurmuş, ardından “Baban” demiştir. (Buhârî, Edeb, 2; Müslim, Birr, 1)
Bu hadis, annenin fedakârlığını ve anne hakkının büyüklüğünü gösterir.
Fakat anne babaya iyilik etmek, onların her isteğinin dinin hükümlerinin önüne geçirilmesi demek değildir. Allah’a isyanı gerektiren bir konuda itaat edilmez; buna rağmen onlarla güzel geçinmek ve saygılı davranmak esastır.
Bugün hayatta olan anne babalarımızın kıymetini bilelim. Onların gönüllerini alalım. Bir gün arayalım, bir gün ziyaret edelim, bir ihtiyaçlarını giderelim.
Eğer anne babamız vefat etmişse onlar için dua edelim, bağışlanma dileyelim, vasiyetlerini ve meşru haklarını gözetelim, onların dostlarıyla güzel ilişkilerimizi sürdürelim.
Çünkü insan, anne babasının değerini yalnızca onları kaybettiğinde anlamamalıdır.
Çocuklarımız Bize Verilmiş Bir Emanettir
Aziz Müminler!
Çocuk, evin neşesidir. Bir tebessümüyle yorgunluğu unutturur. Küçük bir sarılışıyla insanın gönlünü yumuşatır. Fakat çocuk aynı zamanda büyük bir sorumluluktur.
Rabbimiz şöyle buyurur:
الْمَالُ وَالْبَنُونَ زِينَةُ الْحَيَاةِ الدُّنْيَا
“Mal ve oğullar, dünya hayatının süsüdür.” (Kehf, 18/46)
Çocuklar hayatımızın süsüdür; fakat onların yetiştirilmesi de bir imtihandır.
Onları yalnızca başarılı olmaya değil, iyi insan olmaya da hazırlamalıyız. Yalnızca meslek sahibi olmalarını değil, vicdan sahibi olmalarını da istemeliyiz. Yalnızca insanlardan takdir görmelerini değil, Allah’ın rızasını aramalarını da öğretmeliyiz.
Çocuğumuzun karnını doyururken gönlünü aç bırakmayalım. Üzerine güzel kıyafetler giydirirken ahlâkını ihmal etmeyelim. Derslerini sorarken kalbinde neler olup bittiğini de soralım.
Bazen bir çocuk yaramazlık yapar. Bazen hata eder. Bazen kendisini anlatamaz. Bazen anne babasının dikkatini çekmek için yanlış davranışlarda bulunur. İşte o zaman hemen öfkelenmek yerine onu anlamaya çalışalım.
Bu, hatayı görmezden gelmek değildir. Yanlışı düzeltirken çocuğun onurunu korumaktır.
Sevgili Peygamberimiz çocuklara karşı son derece merhametliydi. Torunu Hasan’ı öptüğünü gören bir kimse, kendi çocuklarını öpmediğini söyleyince Peygamberimiz şöyle buyurmuştur:
مَنْ لَا يَرْحَمُ لَا يُرْحَمُ
“Merhamet etmeyene merhamet edilmez.” (Buhârî, Edeb, 18; Müslim, Fedâil, 65)
Aziz Kardeşlerim!
Çocuğumuza sarılalım. Onu dinleyelim. Güzel bir iş yaptığında takdir edelim. Hata yaptığında doğrusunu öğretelim. Başkalarının yanında küçük düşürmeyelim. Kardeşleri arasında adaletli davranalım.
Kız çocuğunu küçümsemeyelim, erkek çocuğunu üstün görmeyelim. Her ikisini de Allah’ın emaneti bilelim.
Çünkü çocuğumuzun gönlüne bugün ektiğimiz sevgi, merhamet ve güven tohumları, yarın onun ahlâkında meyve verecektir.
Ailede Adalet, Güven ve Güzel Söz
Muhterem Müminler!
Aile huzurunu bozan şeylerden biri de adaletsizliktir.
Kardeşlerden birini sürekli övmek, diğerini küçümsemek; bir çocuğa her imkânı sunarken diğerini ihmal etmek; evde birinin sözünü daima değerli görürken diğerinin duygularını yok saymak, gönüllerde derin yaralar açabilir.
Peygamberimiz çocuklar arasında adaletli davranılmasını emretmiş ve şöyle buyurmuştur:
اتَّقُوا اللَّهَ وَاعْدِلُوا بَيْنَ أَوْلَادِكُمْ
“Allah’tan korkun ve çocuklarınız arasında adaletli olun.” (Buhârî, Hibe, 13; Müslim, Hibe, 13)
Adalet, ailenin güven temelidir. Güvenin olmadığı yerde insanlar birbirinden uzaklaşır. Kardeşler birbirine kırılır. Eşler birbirine şüpheyle bakar. Çocuklar kendilerini değersiz hisseder.
Bir başka tehlike de öfkeyle söylenen sözlerdir.
Bazen insan bir anlık öfkeyle yıllarca unutulmayacak sözler söyler. Sonra öfkesi geçer ama söylediği sözün izi kalır.
Bu yüzden konuşmadan önce düşünelim. Bir tartışmada sesimizi yükseltmek yerine sakinleşmeyi deneyelim. Hakaret etmeyelim. Tehdit etmeyelim. Aile fertlerini başkalarıyla kıyaslamayalım.
Hiçbir anlaşmazlık şiddeti meşru kılmaz. Aile içinde fiziksel veya psikolojik şiddet, dinimizin merhamet ve adalet ilkeleriyle bağdaşmaz. Güvenliği tehdit edilen kişinin yardım istemesi ve gerekli korumayı sağlaması gerekir.
Aileyi korumak, yalnızca yuvanın dağılmamasını istemek değildir. O yuvada yaşayan herkesin onurunu, güvenliğini ve hakkını korumaktır.
Bir evin duvarlarını tuğla ayakta tutar; fakat o evin yuva olmasını sevgi, adalet ve güven sağlar.
Aile Hayatı Bir İmtihandır
Aziz Cemaat!
Aile hayatı her zaman kolay değildir. Bazen ekonomik sıkıntılar yaşanır. Bazen hastalıklar gelir. Bazen eşler anlaşmakta zorlanır. Bazen çocukların eğitimi anne babayı yorar. Bazen uzun yıllar birlikte yaşayan insanlar bile birbirlerini anlamakta güçlük çeker.
Rabbimiz şöyle buyurur:
إِنَّمَا أَمْوَالُكُمْ وَأَوْلَادُكُمْ فِتْنَةٌ وَاللَّهُ عِنْدَهُ أَجْرٌ عَظِيمٌ
“Mallarınız ve çocuklarınız ancak bir imtihandır. Büyük mükâfat ise Allah katındadır.” (Teğâbün, 64/15)
Bu ayet, ailemizin kötü bir şey olduğunu söylemez. Aksine, bize verilen nimetlerin sorumluluk taşıdığını hatırlatır.
Bir nimet, insanı Allah’a yaklaştırıyorsa onun için hayır vesilesi olur. Fakat insan o nimetin peşinde koşarken Allah’ı, ahlâkını ve sorumluluklarını unutuyorsa imtihanın farkına varmalıdır.
Çocuğumuzun geleceğini düşünelim ama onun ahiretini de düşünelim. Ailemizin geçimini sağlayalım ama helâl kazanca dikkat edelim. Evimizin huzurunu koruyalım ama haksızlık karşısında susmayı huzur zannetmeyelim.
Resûlullah Efendimiz aile hayatındaki sınanmalarla ilgili şöyle buyurmuştur:
فِتْنَةُ الرَّجُلِ فِي أَهْلِهِ وَمَالِهِ وَنَفْسِهِ وَوَلَدِهِ وَجَارِهِ يُكَفِّرُهَا الصِّيَامُ وَالصَّلَاةُ وَالصَّدَقَةُ وَالْأَمْرُ بِالْمَعْرُوفِ وَالنَّهْيُ عَنِ الْمُنْكَرِ
“Kişinin ailesi, malı, nefsi, çocuğu ve komşusu sebebiyle karşılaştığı sınanmaların kefareti; namaz, oruç, sadaka, iyiliği emretme ve kötülükten sakındırmadır.” (Buhârî, Mevâkîtü’s-salât, 4; Müslim, Fiten, 26)
Bu hadis, aile hayatında karşılaştığımız her güçlüğün sabır, ibadet ve güzel davranışlarla karşılanmasının önemini gösterir.
Ancak sabır, haksızlığa boyun eğmek demek değildir. Sabır; doğru olanı yapmaya devam etmek, öfkeye teslim olmamak, çözüm aramak ve haklarımızı korurken ahlâkımızı kaybetmemektir.
Bazen bir aileyi ayakta tutan, sıkıntıların hiç yaşanmaması değil, sıkıntılar karşısında birbirine sırt çevirmemektir.
Evlerimizi Mânevî Bir Cennete Dönüştürelim
Kıymetli Müminler!
Bir evin güzel olması için yalnızca geniş odalara, güzel eşyalara ve bol imkânlara ihtiyaç yoktur.
Nice küçük evler vardır ki içinde sevgi vardır, dua vardır, huzur vardır. Nice büyük evler vardır ki içinde herkes kendi dünyasında yaşar, insanlar aynı sofrada oturur ama birbirlerinin gönüllerinden habersizdir.
Öyleyse evlerimizi güzelleştirelim. Fakat önce eşyalarımızı değil, ilişkilerimizi güzelleştirelim.
Evimize selâm vererek girelim. Birbirimize güzel sözler söyleyelim. Mümkün olduğunca birlikte yemek yiyelim. Çocuklarımızla sohbet edelim. Ailemizle Kur’an okuyalım. Namazlarımızı ihmal etmeyelim. Birbirimizin hatalarını büyütmek yerine iyiliğini artırmaya çalışalım.
Telefonlara ayırdığımız zamanın bir kısmını ailemize ayıralım. Çocuğumuz konuşurken ekranımıza değil, yüzüne bakalım. Eşimiz derdini anlatırken onu hemen yargılamayalım. Yaşlılarımız konuşurken sabırla dinleyelim.
Ve unutmayalım: Aile huzuru yalnızca eşlerin veya anne babanın gayretiyle değil, evde yaşayan herkesin karşılıklı saygı ve sorumluluğuyla güçlenir.
Rabbimiz, müminlerin duasını Kur’an’da şöyle bildirir:
رَبَّنَا هَبْ لَنَا مِنْ أَزْوَاجِنَا وَذُرِّيَّاتِنَا قُرَّةَ أَعْيُنٍ وَاجْعَلْنَا لِلْمُتَّقِينَ إِمَامًا
“Ey Rabbimiz! Eşlerimizi ve çocuklarımızı bize göz aydınlığı kıl ve bizi Allah’a karşı gelmekten sakınanlara önder eyle.” (Furkân, 25/74)
Bu dua, yalnızca eşimizin ve çocuğumuzun mutlu olmasını istemek değildir. Onların imanlı, ahlâklı, hayırlı insanlar olmasını istemektir. Onlarla birlikte Allah’ın rızasına ulaşmayı arzulamaktır.
Aziz Kardeşlerim!
Dünyadaki cennetimizi kendi ellerimizle cehenneme çevirmeyelim. Birbirimizi kırmayalım. Birbirimizin değerini sağlığımızdayken bilelim. Sevgimizi ifade etmekten çekinmeyelim.
Bir eşin gönlünü almak ibadete engel değildir. Bir çocuğa şefkat göstermek zaman kaybı değildir. Anne babaya hizmet etmek hayatın yükü değil, büyük bir iyilik fırsatıdır.
Ailemizi sevelim ama bu sevgiyi yalnızca sözde bırakmayalım. Emeğimizle, sabrımızla, merhametimizle ve güzel ahlâkımızla gösterelim.
Çünkü huzurlu bir aile, Allah’ın rızasını arayan insanların birbirlerine emanet bilinciyle yaklaştıkları bir yuvadır.
Sonuç ve Nasihat
Aziz Müslümanlar!
Bugün buradan ayrılırken kendimize bir söz verelim.
Eve gittiğimizde eşimize güzel bir söz söyleyelim. Çocuğumuza sarılalım. Annemizin veya babamızın hâlini soralım. Bir süredir konuşmadığımız bir yakınımız varsa gönlünü alalım. Haksızlık ettiysek özür dileyelim. Bize yapılan iyilikler için teşekkür edelim.
Aile içinde bir problem varsa onu büyütmek yerine çözüm arayalım. Gerekirse güvendiğimiz, ehil ve adaletli kişilerden destek alalım. Kırgınlıkları yıllarca taşımayalım. Haklarımızı korurken merhametimizi de kaybetmeyelim.
Ve her gün şu soruyu kendimize soralım:
“Ben bugün ailemin huzuruna ne kattım? Hangi gönlü sevindirdim? Hangi sorumluluğumu yerine getirdim?”
Unutmayalım ki insanın arkasında bıraktığı en güzel izlerden biri, yetiştirdiği hayırlı evlâtlar ve gönüllerinde güzel hatıralar bıraktığı ailesidir.
Allah Teâlâ bizleri ailesine karşı merhametli, sorumluluk sahibi, adaletli ve güzel ahlâklı kullarından eylesin.
Dua
اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ، وَالصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلَى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَعَلَى آلِهِ وَصَحْبِهِ أَجْمَعِينَ.
اَللّٰهُمَّ أَصْلِحْ لَنَا أَزْوَاجَنَا وَذُرِّيَّاتِنَا، وَاجْعَلْ بُيُوتَنَا بُيُوتَ مَوَدَّةٍ وَرَحْمَةٍ وَسَكِينَةٍ.
اَللّٰهُمَّ أَلِّفْ بَيْنَ قُلُوبِنَا، وَأَصْلِحْ ذَاتَ بَيْنِنَا، وَاهْدِنَا سُبُلَ السَّلَامِ.
اَللّٰهُمَّ ارْزُقْنَا بِرَّ وَالِدِينَا، وَأَعِنَّا عَلَى تَرْبِيَةِ أَوْلَادِنَا تَرْبِيَةً صَالِحَةً، وَاجْعَلْهُمْ مِنْ عِبَادِكَ الصَّالِحِينَ.
اَللّٰهُمَّ احْفَظْ أُسَرَنَا مِنَ الْفِتَنِ مَا ظَهَرَ مِنْهَا وَمَا بَطَنَ، وَأَبْعِدْ عَنَّا الْخُصُومَاتِ وَالظُّلْمَ وَالْقَسْوَةَ، وَارْزُقْنَا الصَّبْرَ وَالْحِلْمَ وَحُسْنَ الْخُلُقِ.
اَللّٰهُمَّ اغْفِرْ لِآبَائِنَا وَأُمَّهَاتِنَا، وَارْحَمْهُمْ كَمَا رَبَّوْنَا صِغَارًا، وَمَنْ كَانَ مِنْهُمْ حَيًّا فَمَتِّعْهُ بِالصِّحَّةِ وَالْعَافِيَةِ، وَمَنْ كَانَ مِنْهُمْ مَيِّتًا فَأَكْرِمْ نُزُلَهُ وَوَسِّعْ مُدْخَلَهُ وَاغْفِرْ لَهُ.
اَللّٰهُمَّ اجْعَلْ أَوْلَادَنَا قُرَّةَ أَعْيُنٍ لَنَا، وَاجْعَلْهُمْ مِنَ الصَّالِحِينَ الْمُصْلِحِينَ، وَاحْفَظْ شَبَابَ الْمُسْلِمِينَ وَبَنَاتِهِمْ، وَوَفِّقْهُمْ لِمَا تُحِبُّ وَتَرْضَى.
اَللّٰهُمَّ مَنْ كَانَ مِنَّا مَهْمُومًا فَفَرِّجْ هَمَّهُ، وَمَنْ كَانَ مَكْرُوبًا فَنَفِّسْ كَرْبَهُ، وَمَنْ كَانَ مَدْيُونًا فَاقْضِ دَيْنَهُ، وَمَنْ كَانَ مَرِيضًا فَاشْفِهِ، وَمَنْ كَانَتْ بَيْنَهُ وَبَيْنَ أَهْلِهِ خُصُومَةٌ فَأَصْلِحْ ذَاتَ بَيْنِهِمْ بِالْحَقِّ وَالْمَعْرُوفِ.
رَبَّنَا هَبْ لَنَا مِنْ أَزْوَاجِنَا وَذُرِّيَّاتِنَا قُرَّةَ أَعْيُنٍ وَاجْعَلْنَا لِلْمُتَّقِينَ إِمَامًا.
رَبَّنَا آتِنَا فِي الدُّنْيَا حَسَنَةً وَفِي الْآخِرَةِ حَسَنَةً وَقِنَا عَذَابَ النَّارِ.
وَصَلَّى اللّٰهُ تَعَالَى عَلَى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَعَلَى آلِهِ وَصَحْبِهِ أَجْمَعِينَ.
وَالْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ.
Âmin, yâ Rabbi’l-âlemîn.
